para için sahip çıktığın değerleri savunan bir gazeteye sırtını dönersen yani fikir adamı olmaktan çıkıp kendini para için satarsan gittiğin yerde de fazla duramazsın. bekir bey kıçını kaşıya kaşıya yazdığı gazetesini terk edip müslüman mahallesinde salyangoz satmaya gitmiştir. orda seni tongaya düşürürler. bir daha geldiğin yere de zor dönersin.
bir insan olarak üzülüyorum. ne büyük aşağılama... sen mensup olduğun grubu terk edip daha çok para için kendinden olmayanların tarafına geçiyorsun. eninde sonunda senden olmayanların seni defedecekleri belli. ne işin var orda? paragözlük mü aptallık mı?
gazetenin sahibi bile "akp ile ilgisi yok " derken , kendisi her zaman ki gibi suçu hükümete atmaktadır.
hani insan büyüyünce olgunlaşır bazı fikirlerinin yanlış olduğunu düşünür ya , ha bunda o yok. açıp baksak 30 yıl öncede aynı şeyi yazıyordu şimdide aynı şeyi yazıyor. gelişme 0.
arkasından böyle konuşulan yazar. referandum öncesi ve sonrasında hükümeti yalayan kahverengi burunlular(!) doğru ata oynadılar demek. işlerine hala sahipler ve para kazanıyorlar.
bu iş altılı ganyan gibi yani. hayatının kumarını oynuyor demek ki yazarlar. ya yalayarak para kazanacaklar, ya doğruları savunup işsiz kalacaklar.
daha özgürlükçü, daha çağdaş bir türkiye için yapılan anayasa referandumunun ilk meyvelerinden birini yemiş gazeteci.
bu sadece bir başlangıçtır ne yazık ki ve bu millet ve özellikle de o aydın geçinen liboş gazeteci ve sanatçı tayfası bile alacak nasibini bu meyvelerden, zamanla herkes görecek, özgür türkiye'yi! ama iş işten geçmiş olacak malesef.
neyse onların canı cehenneme de, bekir coşkun gibi gerçek aydın ve vatansever adamlara gidecek bir köy hep var olacak bu ülkede. hiç olmadı bizim köye gel hocam, oturur meydandaki kocamaaan üzüm heykelinin önündeki kahveye çay kahve içer, muhabbet ederiz.
turgay cinerin hükümetle arasını iyi tutma çalışmaları sonucu kapı önüne koyulmuş varlıktır.
hükümet neden attırsın efendim? bu tür insanlar; emin çölaşan olsun yılmaz özdil olsun vs. bu tarz kişiler akpye fayda sağlar sadece. fanatizmin boyutunda takım tutarcasına hareketler içinde bulunan kişiler sadece zarar verir savunduğu düşünceye.
tıpkı vakit gazetesinde ki bir çok yazarın ve gazetenin başlı başına muhafazakar kesime zarar verirken kemalistlere güç kazandırması gibi.
habertürk gazetesine geçerken gazete yönetimi kendisinden çok şey beklemiştir. ancak bekleneni vermemiştir. o da emin çölaşanvari bir çıkışla ilgi toplamayı hedeflemiş ve başarmıştır. bir sonraki hedef sözcü gazetesi...
gazete sahibinin, "üzerimde allah var. hükümet ve ak parti'den baskıyı bırakın, telkin bile olmadı." açıklamasına rağmen gandici şakirtlerin ısrarla bunun bir bertaraf etme olduğunu savunması akla zarar bir durum.
ayrıca, madem hükümetin baskı niyeti vardı, bunu referandumdan önce niye kullanmadı? keskin muhalif gördüğü bir yazarı referandumdan sonra "bertaraf" eden bir hükümet çok saf olmalı.
hürriyet gazetesine ve ardından habertürk gazetesine gelişi de, gidişi de soyadı gibi coşkulu olan, insanları coşturan harika yazar.
bakalım şimdi hangi gazetede coşturacak?!
tüm ideolojik gözlükleri bir kenara bırakarak değerlendirmek lazım ki, patronu tarafından sadece hükümete yaranmak için işinden kovulmuş kişidir. hükümetin bir direktifi ya da telkini ile atıldığına şahsen inanmamaktayım.
zaten, hükümetin bir direktif ya da telkinle bu adamı işten attırdığını düşünmek safdillik olur. ancak, sorun şu ki turgay ciner hükümete bir jest olsun diye bu adamı harcamıştır. sorun şu ki, turgy ciner hükümete yaranmadan bu ülkede artık iş yapamayacağını bilmektedir.
iktidar baskısı felan filandan değil, tamamen maddi gerekçelerle gazetesiyle ilişiği kesilmiş yazardır. özel sektörde kimsenin işi garanti değildir, nedir yani, akp iktidardan gidene kadar kötü de yazsa bir gazeteci, aldığı yüksek ücretinin karşılığını vermese de sırf akp muhalifi diye görevine devam mı edecek yani.