Eskiden temizliğin, masumiyetin sembolü iken, bugün bazı odaklarca ya elde edilecek bir şey, ya da önemsiz bir şey gibi gösterilmektedir.
Cinsiyet milliyetçiliği yapan (feministler ile onların erkek karşılığı artık neyse), bekaretin, yani temizlik ve masumiyetin düşmanlarıdır.
kimine göre, bedenine kimsenin girmemesiydi
kimine göre, ruhuna kirli ruhların değmemesi
bekaret dokunulmamışlıktı bakirlikti saflık idi
şimdi hangimiz bakiriz kız erkek farketmez
biz büyüdük ve kirlendi dünya.
değerli ve hassas bayanlarımızı lanetsi mikroplardan koruyan, önüne gelen hödüğe aşık olduğunu sanıp birlikte olmasının önünde önemli bir set olan et parçası türcüğü.
Yöh be arkadaş, uludağ sözlükteki bu konular ve girilen entryler yüzünden bakir olmayışımdan tiksindim. Eminim bakir olsam da tiksinirdim. Hatta cinsellikten tiksindim lan dediğim durumları aklıma getiren yegane konudur bekaret.
evrimle bekaret olayı kalkarsa 1000 yıl sonra rahat eder millet.. zaten gelişmiş oluruz gezegen galaksi falan takmayız böyle şeyleri. biyoloji ve tarihte mi kalır acaba... bilmem orasını ama hiç olmasa da kavram bir kadının evlilik dışı ilişkiye girmesi büyük akılsızlıktır. (Adele kadar zengin değilse)
kızlarımız her halükarda linkte bahsedilen duruma ilerlemek iste de var olan en büyük predatörle ters düşmemelerini lakin haklarını savunmak için seslerini çıkarmayı da bilmeyi tavsiye ederim.
bekaret dediğin iki çift dudak birbirine değdiğinde uçup giden bir kavramdır. bekaretten kasıt vücudun sadece bir parçası değil, tamamı olmalıdır. (her iki cins için)
Kadının başına gelmiş en büyük bela. Fizyolojik olarak ne gibi katkısı var kadına bilmiyorum ama sırf bu yüzden onlarca kadının seksten, sevgiden mahrum kalması, onlarcasının da ölüp gitmesi, nice ocakların sönmesi aslında insanoğlunun ne kadar zavallı bir varlık olduğunu gösteriyor.
kadına ne ise erkeğe de aynı ilahi kuralların geçerli olduğu manevi yargı.
anasını sattığımın dünyasında bir kadın nasıl usulsüz bir şekilde ilişkiye girip kirleniyorsa aynı şekilde erkek de kirleniyordur. zerre farkı yoktur. sadece bu durumun şiddeti, ayarı toplumlarda farklılık gösterebilir. orası uzun konu. kastedilene geliyorum ben;
asıl olan allah'ın değer yargılardır, kurallarıdır. çünkü genel olarak insan o yargılara uyup uymadığının hesabını verecektir.
unutmayın zararın neresinden dönerseniz kardır. bunu usulüne uygun yapmalısınız.