tahir ile behzat karşılaştığında Flashback yapıyorlar ve tahir 3 sene önce behzat tarafından sorgulanıyor. fakat sorgu odası eski büronun odası değil yeni büronun odası. keşke eski büronun sorgu odasında çekselermiş, gözden kaçırılmış.
trollerin bok atmak için sıraya girdiği dizi. herkes izlemesin zaten bu diziyi, arka sokaklar var bak ne güzel, oturun onu izleyin sevgili troller. hadi izlemiyorsun, sevmiyorsun anladık da izleyenlere giydirme çabası nedir? sırf aykırı olalım, herkesin sevdiğini sevmeyelim diye nedir bu şekiller?
kesik parmak olayının artık çok baymaya başladığı dizi. tamam ahmet uğurlu ve mine tugay'ın diziye dahil olmasını sağlayan olay bu ama konu gerçekten çok uzadı. ve senaristler, bu isimleri dizide tutmak için olayı en azından sezon sonuna kadar da uzatacaklar gibi duruyor.
bu çiçek denen kızın aslında narkotikçi abla olduğu zaten belli bir şey. son bölümdeki sabiha dahil tüm cinayetleri onun işlediğini de biliyoruz artık. seyircinin bildiği bir şeyi, dizide bilinmeyen bir şeymiş gibi sürdürmek, seyirciyi bir yerden sonra sıkar.
misal, ilk sezonda şule'nin gerçekte behzat'ın kızı olduğunu anlamış olsaydık, sezon finali bu kadar vurucu olabilir miydi?
son olarak, ikinci sezonun neredeyse her bölümünde sosyal mesaj verme kaygısı ve her fırsatta milliyetçi muhafazakar kesime giydirme çabası, artık kabak tadı vermeye başladı. sağ-sol polemiğine girmek istemiyorum ama sürekli sol ideojiliyi yüceltip, karşıt görüşü yermek, çok da şık durmuyor.
artmakta olan heyecanın 51. bölümle birlikte tavan yapacağı dizidir. aybars, memduh başgan ve ağır abi karakterlerini göreceğiz yeni bölümde. ayrıca şule mevzusunda da önemli gelişmeler var gibi görünüyor fragmana bakılırsa.
--spoiler--
son bölüm güzeldi ancak saçma olan bir sahne vardı mesela, harun'a gönderilen cd'ye bakmak için neredeyse tüm film ekibinin harunlarda toplanması ne ayak. hadi behzat, hayalet ve akbaba orada olsalar anlarım ama hemen hemen hiç bürodan çıkmayan eda'nın, ve savcı esra'nın harunlarda ne işi var.
savcı esra istese bu görüntüşlere merkez'de bakamazmıydı. helede harun'un annesi yazık la kadının elinde kaldı çay tepsisi. madem o kadar adamların evine geldiniz bari bir bardak çay içinde öyle gidin.
ikincisi, daha geçen sezon ortada fol yok yumurta yokken söylemiştim bence harun ve eda sevgili olacaklar diye.
artık yavaş yavaş anlamaya başladık ki eda'da harun'dan hoşlanıyor gibi. bence önümüzdeki haftalarda harun ve eda yeni bir aşka yelken açabilirler.
--spoiler--
50. bolumunde cok basarili figurasyon tercihleri yapmis olan dizidir. Oldurulen karikaturist ve arkadaslari, muhafazakar dudukler, body'ci okuzler ve asil muhtesemi mahallenin kopuklari rollerini oldukca basarili sergilemislerdir. Ozellikle akbaba ve hayaletin kahvede konustugu kasi gozu ayri oynayan ankara kirosu rolu resmen yasadi; oyuncu muydu yoksa gercekten oyle bir tipe mi oynattilar anlayamadim...
iyi bir dizi, hoş bir dizi. fakat insanı ekrana kitleyen diziler olur, izlemeden edemeyeceğiniz. işte bunun tek eksiği onlardan olmaması. izlemesem de eksiklik hissetmiyorum. izlesem de sıkılmıyorum tabii.
50. bölüme a'dan z'ye meslek gruplarını sıralayıp "adı geçen meslek gruplarından özür dileriz" diyerek başlayan şahane dizi, güvenlik görevlisini listeye katmayarak yine ayarı vermiştir.
ideolojik dayatmaların yoğunluk kazanmasıyla bunaltmış dizidir. yanlış anlaşılmasın, verilen mesajlardan rahatsız oluşumdan ya da dokundurulan kesimlere sahip çıkma amacıyla söylemiyorum bunu. tamamen tarafsız bir bakış açısıyla izliyorum ve her hafta yeni bir gönderi, yeni bir dokundurma çabası sıkmaya başladı diyorum. geçen seneki 38 bölümden ''mesaj verme amaçlı'' olarak yapılan 7-8 bölüm anca çıkar saysan. bi festus okey vardı, bi hrant dink olayını işlediler, bi anarşist çocuk öldürülmüştü. başka aklıma gelmedi şuan ama dediğim gibi sayısının 10u bulacağını sanmıyorum. bu sezon ise ''kesik parmak cinayetleri''nin sıkması bi yana, bi de bu mesaj verme çabası iyice bunaltmaya başladı yani.