birileri dipnot mu kaçırıyor anlayamadığım dizi.
aziz komser ilk cinayeleri nasıl çözdüğü ile alakalı suna ile konuşmadı mı ya?
yani ilk cinayetlerle uğraşırken suna'da vardı, o yaptı gene, çiçekte o.
bu kadar açıkken millet neden hala buzak altı arama çalışmalarına dur durak vermiyorlar anlamadım.
not: hayalet adamımsın ya inanç konukçu ne kadar iyi bir oyuncu arkadaş insan izlemeye doyamıyor, bu arada dikkatimi çeken bişi daha, o kadar iyi oyuncu arasında akbabuş bildiğin kendini geliştirmiş ya bariz bir şekilde ortaya koyuyor bunu. ilk bölümlere tekrar bakanlar anlar.
Behzat Ç. için en güzel tanımı Ercüment Çözer yapmıştır:"Zavallının teki." Başarısız bir evlilik, kızıyla sorunları, kızını kaybeden bir baba, abisiyle kör topal ilişkisi olan bir kardeş, yıllar sonra ortaya çıkan diğer kızı ve onunla yaşadıkları, alkol, sürekli bir buhran...
Bir bölümünde de üstlerinden biri amirimi azarlarken şöyle demişti:"Senin işin kocasını kıtır kıtır kesen kadınları yakalamak." Ve amirim üstünün haklı olduğunu bildiği için boynunu bükmüştü. Ama yine de her seferinde üstüne üstüne gitti ve her seferinde ya hayatı bağışlandı ya yakalamak istediği adamı saklamak zorunda kaldı ya da eline boş bir silah verildi kendisini öldürmesin diye "Kafana falan sıkarsın." denilerek. Ve en sonunda kendisi de savcı Esra'ya şu minvalde bir şeyler söyledi: " Ben anlamıyorum. Cinayet çözmek istiyorum ben. Sonu olan işlerle uğraşmak istiyorum." Ki kendisine de kanımca en çok yakışan budur. Harun'dan, Hayalet'ten, Akbaba'dan, Cevdet'ten, Eda'dan, Savcı Esra'dan, ara ara Ceyda'dan, Şule'den, Şevket'ten oluşan dünyasında kimi zaman mutlu, kimi zaman mutsuz ama cinayet çözmede başarılı, büro geyiklerinde gülümseyen meyhane sohpetlerinde ekibiyle dertleşen bir başkomiser. O, telefonları hep "Heaaa" diye açsın, tost yesin, cinayet çözsün, akşamına içkisini içsin, kendi dünyasında yaşasın ama Ercüment gibi dallamalarla, Memduh gibi her devrin adamlarıyla uğraşmasın. Gerçek zavallılar amirime zavallı diyemesin. Amirime zavallı diyecek biri varsa o yine kendisi olsun çünkü bunu yapabilen bir insandır amirim.
---spoiler---
ılgın ın arkadaşıyım diyen şu gazetecki kız buram buram memduh başgan kokuyo. hele şevketin psikolog sevgilisinden sonra, şüphelenmemek imkansız.
--spoiler--
savaş'la şule'nin birlikte yürüdüğü sahnede, yürüyüş panora'dan başlıyor, beşevler'de son buluyor. oran neresi, beşevler neresi. yavaş aq. ulan mümkün değil ama hadi yürüdün diyelim, bari kış ayazında yapmayın bunu. yavaş ya. ilk defa böyle saçma bi detaya denk geldim. yönetmen dikkat ederdi bunlara ama neyse...
--spoiler--
kesik parmak cinayetlerinin bir an önce aydınlığa kavuşturulup memduh başgan olaylarına dönmesi gereken dizi. kesik parmak ta kesik parmak bütün sözlük camiası paranoyak komplo teorileri üretiyor sanki sen teorini yazınca boyun arşa eğecek. ne kesik parmakmış bu birader. oynat işte aslanım memduh başganı biraz mafya işlerini kat taktaktak.
o değilde suna bu sözüm sana: psikopatsın katilsin matilsin ama ilik gibi hatunsun be. gel evlenelim senle benim parmağımı kes razıyım.
aziz başkomser ile torunu arasındaki konuşmalarla yaran dizi.
--- spoiler ---
torun : dedee
aziz başkomiser : ne var lan?
torun : niye yatıyorsun? kalkasana! hasta mısın?
aziz başkomser : yok evladım hayata küstüm.
torun : ne zaman?
aziz başkomser : geçenlerde. fazla olmadı.
torun : niye küstün? ne yaptı hayat sana?
aziz başkomser : yaşın küçük anlamazsın.
torun : kaç yaşına gelince anlarım?
aziz başkomser : bak hevesini kırmayayım ama galiba sen büyüyünce de anlamazsın.
torun : anlat. ama anlarsam bana istediğim çizgi filmi alacaksın.
aziz başkomser : tamam lan. gel otur. bak şimdi 15 yıl önce altı kişi öldürüldü. katilini buldum sanıyordum ama benim bulduğum adam katil değilmiş. tekrar buna benzer cinayetler işlenmeye başladı. soruşturmaya kaldığım yerden devam etmek istedim ama beni istemediler. izin vermediler daha doğrusu. sonra katil peşimde sansınlar diye bi gece oturdum parmağımı kestim. önce yediler ama daha sonra durum anlaşıldı sonra da beni fırlatıp bi kenara attılar.
torun : cins misin sen dede yaa?
aziz başkomser : terbiyeli konuş lan. siktir git odana. yok sana çizgi film falan.
torun : hasta mıdır nedir yaa
aziz başkomser : anlatanda kabahat. amına koduğumun çocuğu.
--- alıntı ---
sırf bu angaragücü forever muhabbetinden sonra angaragücünü tutasım geldi. aziz başkomser torunu muhabbetine bayıldım. bimde yeni çikolata topları çıkmış çok lezzetli. suna senden ölümüne nefret ediyorum, göz altı torbaların çıksa da daş gibisin.
narkotikçi suna kesik parmak cinayetlerinin asıl faili değil. kesik parmak mevzusunda cinayetlerin devam etmesine rağmen, katilin yakalanamaması suna'yı harekete geçirdi. kardeşinin intikamını alıp, olayı kesik parmak cinayetlerinin failinin üstüne bırakıyor. yani kopya cinayetler işliyor. kardeşi emel, çiçek olarak bahsedilen kız olamaz bence. çiçek'in kim olduğu konusunda hala net bir fikir oluşmadı kafamda. ama suna ya da kardeşi emel değildir diye düşünüyorum. yalnız yurt müdürü sabiha'yı ve çiçek'in babasını öldüren de suna. o cinayetleri işlemiş olması da çiçek'le bir alakası olduğunu gösteriyor aslında.
aziz başkomiser, suna'yı yaraladığında neden arkasından koşup yakalamadı onu da anlamadım. arkasından koşup yakalasa, iş bitmişti. her bölümde daha da kafa karıştırıcı bir hâl almaya başladı kesik parmak mevzusu. tamam ahmet uğurlu gibi müthiş bir oyuncuyu diziye kazandırdı bu hikaye ama bu kadar uzaması iyi olmadı bence. takip etmek, isimleri, olayları akılda tutmak çok ciddi dikkat gerektiriyor. her bölümü 2 defa izliyorum en az, ona rağmen işin içinden çıkamıyorum. sağlam bir ters köşe gelse hikayenin sonunda da, bu kadar uzatıldığına değse bari.
ılgın'ın isminin geçmesi bile heyecan yarattı. bir de hayalet'le tekrar karşılaştıklarını görsek güzel olur. yalnız ılgın'ın arkadaşı gazeteci kız çok itici. argo ağzında çok eğreti duruyor, olmamış.
aziz başkomiser'le torununun diyalogları yine yardı. aziz başkomiser çocuğa siktir çektiği zaman müthiş haz duyuyorum.
dom dom adlı hırsız muhbir tiplemesinin replikleri, ortamı, tipi ve tiplemenin icraatları sonucunda hayalet'ten aldığı takdirlerle bir kez daha bizi bizden almış dizi.
--spoiler--
daha ilk sahnede adam gelen telefonda aramayı reddediyor ve sanki aramayı kabul etmiş gibi 2 saniye sonra konuşmaya başlıyor.
şule'nin göründüğü ilk sahnede saçları mavi değil, önce yine boyamış zannettim ama, dışarı çıkınca saçlarının yine mavi olduğu anlaşılıyor.(burası belki ışıktan öyledir dedim ama o kadar inceledim, diğer sahnelerle kıyasladım saçı mavi gözükmüyor bu sahnede.)
savaş'la şule'nin kahveleri içip kalkarken şule'nin çantayı aldığı sahnede de şöyle bişey var: çantayı önce sağına alıyor, ikinci açıda çanta solda gözüküyor, çıkarken tekrar sağda gözüküyor.
tüm bunlar dışında misafir oyuncular hala göze batıyor yakışmıyor kalitesine. maksat diziyi kötülemek değil, aksine sevdiğimizden, kalitesine yakışmadığından söylüyoruz yani.
bu olumsuzları geçersek akbaba-hayalet, behzat ç-harun muhabbetlerinden sonra aziz abi ve torununun muhabbetleri de bu sezonun ekstra güzel şeylerinden biri oldu. ahmet uğurlu'nun zaten hastasıyız, bir de torunuyla muhabbetlerinde daha da seviyoruz.
bir de yeni gelen gazeteci pek sevilmemiş galiba, ama ben sevdim arkadaşı, umarım uzun soluklu olur. ha tabi inşallah onu hayalet'e yapmaya çalışmazlar. ılgın'ı çok sevdik, hayalet'in aşık olduğu sahnede biz de aşık olduk. yakışmaz yani.
53.bölümde behzat ve harun arasında (gençlerbirliği-ankaragücü) güzel bir futbol diyaloğu geçmiştir.
-ölümüne play-off.
+forever angaragücü.
-ölümüne play-off.
+angaragücü forever..
izleyicilerin suna ile rahatsız kız kardeşinin arasında geçen son diyaloga kafayı taktığı bir bölüm izledik. hayır abi kız kırık işte kafadan. normal bir şey beklenir mi yani geçmiş olsun da der oh iyi olmuş da. hasta lan kız.