sezon finali için
--spoiler--
akbaba'nın mevzu behzat'a bi' şekilde ulaşır ancak ercüment - başgan ikilisi olayı ön plana çıkar, yine bi' yerde sıkıştırılan bu ikilinden birinin bileti "battı balık yan gider" diyen akbaba tarafından kesilir, cem'de akbabayı indiririr.
--spoiler--
--spoiler--
Hayaletin paintball da vurulunca ananı,bacını sahnesi son yılların en iyi sahnesiydi.Harunun tüfekle saldırıya gecisi her ne kadar Recep ivediki hatırlatsada o da insanları kahkahaya boğdu.
--spoiler--
behzat kafayı iyice sıyırsa dediğim dizidir. gelişmeler şu şekilde olmalı;
behzat ve ekibi topluca istifa etmeli.
behzat annesinin mirasını üstlenip o büyük şebekenin başına geçmeli. ekibi ile birlikte.
bunun için bir kaç kişiyi vurmalı.
sonrada tüm gücü ile ercümentin afedersin ama amk. tabi memduh başkanın da.
kurtlar vadisi gibi oldu ama, en azından mutlu denebilecek bir son.
--spoiler-- memduh başgan ercüment'in toplantının ortasında eve atıp aleme başladığı hatunlardan birinin kendini beğenmeyip dalga geçmesine fena kıl kapmıştır. o gazla haftaya feci arızalar çıkarabilir.
--spoiler--
ercüment'in bahri'nin kel kafa-sakal kombinasyonuyla makara yapıp bahri'nin gene klasik soğukkanlı modda takıldığı sahne de ayrı bir bomba olmuştur.
--spoiler--
millet nasıl paniğe kapılmış. abovvv ne dedi onların hukuku var bizim hukukumuz yok artık dedi. işte bu repliği duyup ekranları başındaki bizler korkabiliyorsak akp bir korku toplumu yaratmayı başarabilmiş demektir. herkes dizinin yayından kaldırılacağından korkuyor ama yanlış yapılıyor korkarak bir yere varılamaz artık. yeterince korktuk.
bugün diziyi yazmayacağım, zaten ne gerekiyorsa yazılmış. hepsini de okudum ha yanlış olmasın, kelime atlamadım. neyse moralim bozuk uzatmayacağım.
amirim votka içiyor ya, ben de dün diziyi votka eşliğinde içmek için nevalemi aldım. amirim ne içiyor bilmiyorum. bakkalda istanblue vardı, cips ve elma suyu da aldım. oturdum tv nin karşısına. ailece izliyoruz biz diziyi; anam, babam, bacılarım(oha lan çok arabesk oldu, neyse) hep beraber. çıt çıkmıyor ama bildiğin ölüm sessizliği. behzat ve tayfasına biri yanlış yaptı mı annemin yüreği hopluyor, babam iç çekiyor ben de yavaştan votkamı yuvarlıyorum. üç dört derken hafif çakırkeyif olmadım değil. annem dürtüyor yavaş iç diye, babam ya "vay be bizim çocuk 30'a geldi koca adam oldu, oturaklı adam, iyi de içiyor ha" diye içinden geçiriyor ya da "ulan biz babamızın yanında bacak bacak üstüne atamazdık, eşşoğlusu kadehleri deviriyor, gençlik bitmiş" diye içten içe bana saydırıyor bilemiyorum. babamda poker suratı var ne yapacağını ne hissettiğini hiç anlayamadık.
ercüment, memduh, badem bıyıklı savcı üçlüsüyle hayalet, akbaba, ceyda üçlüsü arasında gel gitler yaşıyorum; hangisi daha çok acıtıyor canımı? hukuksuzluk mu yoksa hürriyete ve esarete tabii bir şuursuzluk mu? araya reklamlar girmiş, farketmiyorum bile, o ara kafamda binbir soru koşturuyor beni peşinden, yorgunluktan dizlerim ağrıyor.
son dubleden sonra dizi bitiyor. şaşkınlıkla anneme bakıyorum; " daha yeni başlamıştı neden erken bitti?" annem "oğlum saat 12'yi geçti ne yeni başlaması" diyor. beni bıraksalar sabaha kadar seyrederdim.
senariste ve oyunculara küfrederek balkona çıkıyorum, nefes almaya ihtiyacım var. her hafta dağılıp toplanmaktan yoruldum. ercüment'in ağzını burnunu dağıtmak istiyorum televizyonun içine girip, sonra elime bir bıçak alıp memduh başgan'ın koca göbeğini deşmek ve parmaklarını kesmek...evet bunu düşünme özgürlüğüm var ama ellerim kollarım bağlı, bu özgürlüğün ağır bedelini ödüyorum!
o kafayla rüyamda ercü'yü görmesem olmazdı. kaldı ki rüyama geleceğini biliyordum. arabadaydık ercü'yle, kafamda bir silah. "behzo naber la, ben storyofeye'a dayadım" deyince sıçradım yataktan. saat dört olmuş, kanter içinde kalmışım. kalkıp bir bardak soğuk su içtim bıyıklarımdan damlatarak.
ibne ercü, kabusum oldun, homofobik ettin beni gece gece.
valla herhalde behzat ç'nin türk televizyonlarında yayınlanmış açık ara en iyi dizi olduğunu tekrar tekrar söylemek artık gereksiz.
ercüment'in de söylediği gibi gerçek canımızı yakıyor. artık onların adaleti var, kara kaplı defterler sadece ismen orda sanki.
ben bu dizi bitsin istiyorum. ercüment gibi, memduh gibi adamların kaybettiğini göstererek bitsin istiyorum.
ben yoruldum artık her hafta, her hafta bu ülkedeki utandıracak her şeyi bir buçuk saat izlemekten.
evet, gerçekleri gösteriyorlar. ben bu gerçekleri dizilerde öğrenmedim. türkiye cumhuriyetinin yakın tarihini araştıran herkes artık her şeyin farkında.
çünkü zaman öyle bir zaman ki kurulan çarkın ortaya çıkmaması gibi bir derdi de yok artık kimsenin.
gözümüzün içine baka baka ''biz sizi sikiyoruz'' kardeşim diyorlar artık.
''12 eylülden sonraki her allah'ın günü biz sizi siktik. eskiden söylemiyorduk ama artık o kadar aptalsınız ki saklamaya bile gerek yok'' diyorlar.
ve behzat ç bize her hafta farklı şekillerde, ama hep aslı astarı olan şekillerde yüzümüze vuruyor bunları.
ben gazetenin sadece spor sayfasını okurum sabahları. ama bunun sebebi sanıldığı gibi kahvehane kültüründen yetişmiş bir gençliğin temsilcisi olmak değil.
tek derdim güne bok gibi başlamamak.
ordan kaçıyorum, haberlere çok az tahammül edebiliyorum. sonra dönüyorum sözlük okuyorum, bu sefer de islamofaşist trollerle uğraşmamak için fazla tahammül edemiyorum.
ama behzat ç kaçtığım her şeye beni elleriyle geri götürüyor.
ve ben 1.5 saat boyunca ülkeyi hayali olduğu varsayılan etiyle kemiğiyle gerçek insanlarla izliyorum.
yargıdaki bu rezilliklerin, iş bitiricilerin, tetikçilerin hakkındaki düşüncem çok insanın aksine artık ''var mıdır acaba lan böyle olaylar?'' değil ''bir gün düzelir mi lan acaba?'' şeklinde.
artık düşünce suçu diye bir şeyin olmama sebebi kimsenin düşüncelerimizi siklememesi galiba, öte yandan onu da öğrendim.
emrah serbes gibiler susturulmadığı müddetçe bir yerler, çok az da olsa umudum var.
onlar konuşursa, anlatırsa bir şeyler değişir.
halka gerçeği göstermek halka özgürlüğün tadını öğretmenin ilk adımı. bir yerden başlamak bir diziyle bile olsa başlangıçtır.
bu cesur adım yüzünden, haftalardır süren aşağılık, faşist baskılara rağmen en ufak çekince olmadan işini yapan behzat ç ekibine, set işçisinden erdal beşikçioğlu'na kadar teşekkür etmek gerek.
68. bölümü baştan sona göndermelerle dolu olan dizi. hani salakça bir ton dizi içerisinde, türk televizyonlarında biraz olsun güncele dokunan ve eleştiri getiren bir dizi olması güzel. *
ercüment'in esra'ya söylediği esprili sözlerde bile rtük'e göndermeler vardı. badem bıyıklı savcılar ve esra'nın ısrarla cumhuriyet savcısıyım ben vurgusu son olarakta behzat'ın buna karşın esya'ya senin zamanın geçti, devir artık onların devri ve doğruları artık onlar belirliyor gibisinden söylediği sözler hep mesajlarla doluydu.
bu arada ercü piçi özletmişti kendini. nasıl bir karkter yaratmışlarsa, ercümentin karakterinden dolayı bazı durumlarda söyleyeceği her repliği önceden tahmin edebiliyorsun.
bu arada akbaba yalan söylüyor katil o değil, nazlı.
onlar korkusuzca oynuyor, ercüment'in tabiriyle 'dayıyor' her seferinde; yayından kaldırılma ihtimalini düşünüp endişelenen, korkan ben oluyorum. erdal beşikçioğlu da ankara'da tiyatroculara staj verme gibi bi projeye başladı, düşündüğüm şey olmaz umarım.
Ve evet akbaba katil değil.bunu nazlı'yla konuşurken söyledi açık açık.daha niye diretiyorsunuz?
postalcı yargıya ayarın kıralını vermiş dizidir.
kaldırılırsada postalın ,ergenekonun kuyruğuna bastı diye kaldırılır.
"anlamadığın da bu işte! artık senin hukukun yok, onların hukuku var!"
anlayan anladı. her ne kadar evirip çevirip kendine yontmaya çalışanlar olsada kimin kime girdiği ortada.
senin hukukun dediği sırf postal hazretlerinden emir geldi diye "vatana ihanet dışında hiçbir suçtan yargılanamayacak olan" cumhurbaşkanına dava açan "kendi hukukunu" yaratmaya çalışanların devri geçmiştir artık.
artık 6 oklu bir parti kalkıpta ayağını yere vurunca danıştayı,yargıtayı,hsyk sı, anayasa mahkemesi bilmemnesi birilerinin postallarını dillemiyor. belki o birilerinin zoruna gitmiştir bu dizide kaldırmaya karar vermişlerdir. laik teyzelerdir belkide bu kişiler. kim bilir...
Mübtelası olduğum dizi. Bu hafta ki bölümü yine çok etkileyici olmuştur. Harun' un o paintball silahı ile vuruluşu gerçekten çok komik ve etkileyici idi.