insana angara havası katan dizi. ev arkadaşının ve genelde aynı evi paylaştığın diğer arkadaşının angaralı olmalarının ne kadar etkisi var bilmiyorum ama bendeki o kötü angara imajını yıkmıştır.
ankarada çekilen bir dizi, ankarada yaşıyor olmanın avantajı ve savcı esra ile behzat başkomserin evlendiği 61.bölümde behzat'ın berberde traş olma sahnesinde istanbul yolu adesenin arka sokagından gecerken dünya gözüyle erdal beşikçioğlu ve diğer oyuncuları görmüş olmanın bana haklı gururunu yaşatan dizi.
Sadece Ahmet Uğurlu' nun emekli başkomser karakteri ve torunuyla diyalogları için bile, sadece Behzatın abisindeki saflık içinde izlenebilecek dizi. Diğerlerini saymıyorum bile.
bir türkiye dönüşümü sunan dizidir. generalle evlenip mafyalaşan bir anne ç, özel yetkileri kullanan badem bıyıklıların o anneyi harcaması vs çok şeyle açıklanacak bir sürü numarası var dizinin. devlet'in aynasıdır. kısacası, "kişiler ve kurumlar hayal ürünüdür" klişesini yıkmış, aşmıştır.
türkiye tv tarihinin başına gelen en güzel şey oldu çoktan.
her güzelliği bir yana, elvin beşikçioğlu'nun müthiş oyunculuğuna da şapka çıkaralım. resmen çılgın atıyor kadın.
bir de bu akşam savcı'nın "miras hukuku" kitabı anne ç'yle ilgili düşündürttü beni. malum, behzat çözer senaryosu...
2. sezonunun ilk bölümü 13 kasım yani doğum gunumden 2 saat önce yayınlanan ve bende doğum günü mesajlarını okurken zaman geçsin diye izleyip ondan sonra ki bölümlerini deli gibi izlediğim, hatta bu aralar sezon finalinde olduğu için eski bölümlerini izlediğim hafta da bir de rüyama giren Türkiyede çekilen çekilmiş en iyi dizi behaz candır.