yeni giren adli tıpçı eleman ve tıbbi dalavereler güzeldi bu bölümde ancak izlediğim en kısa bölümdü herhalde ya da bana mı öyle geldi, sanki reklam izliyormuşum da arada dizi araları oluyormuş gibiydi. izleyicileri kaale almamaya başladılar ya da ben artık ayar oluyorum bazı şeylere.
Yayınlanan bölümüyle bir önceki cinayet serisinin benzer yanları dikkatimi çeken dizidir.
Şöyle ki: Kadın tecavüzcülerini öldürmesi için yaratılan kardeşi tecavüze uğrayan kadın komiserden sonra Çocuklara eziyet yapanları öldüren, baba zulmü gören adli tıpçı. Senaryo olarak behzat komiserim sorun mu yaşıyor? Yoksa bu açıdan tutturduk, ilgi çektik aynı yoldan gidelim mi dendi ?
star tv'nin sansürsüz bölümlerini web sitesinde yayınlamaya başladıktan sonra kendi günü ve saatinde izlemeyi bıraktığım polisiye dizisi. ayrıca behzat amirim sansürlü izlenmez, günahtır.
3. sezonun ilk bölümüyle kendisine kavuşmuş bulunmaktayım. bu nasıl bir sezon girişidir abi. yok yani eğer düşürürseniz kaliteyi boku yediniz ondan diyorum. ben ki bir sürü türk dizisi izledim, amerikan izledim, ingiliz izledim. ama böylesine özgün olanını görmedim. o nasıl sahneler, o nasıl psikopat bir senaristtir arkadaş..
(bkz: bir değil iki değil tam beş behzat)
--spoiler--
babamın öldüğü gün birine aşık olmuştum.
bazen öyle olur.. herşey üst üste gelir..
polis olmasaydım; 'katil olurdum'.
çünkü sahici bir sarsıntı, sahte bir dengeden iyidir.
binlerce ceset.. binlerce katil.. ve bir evlilik gördüm.
seni, 'intihar ettiğin gün tanıdım' kızım.
seninle 'o gün' barıştım.
şimdi 'sadece geceleri', yapayalnız ve yalınayak anlayabildiğim şeyler var.
şimdi 'benim de yalanlara inanmaya ihtiyacım var'. bütün 'çaresiz insanlar' gibi, dağılan bir okul gibi.
acılarımız da birbirine benziyor artık kızım..
birbirine benzeyen parmaklar gibi. ama her birinin 'eşsiz' bir izi var.
bazen gözlerim doluyor karanlıkta..
ama fısır fısır konuşmaya başlıyorsun yine kulağımın dibinde. 'hiç susmuyorsun'. ağlamama asla müsaade etmiyorsun.
her şey affedildi babacık diyorsun. hiç ayrılmayacağız diyorsun.
keşke hep yanında olsaydım diyorum böyle konuştuğunu duyunca.
bu kış çok kar yağar, belki beraber kayboluruz diyorsun sen bana.
ama kar taneleri birbirine benzemez ki kızım.?
'cesetler de' benzemez.?
ama 'bir cinayet', başka bir cinayeti hatırlatır her zaman.
koşan atlar, düşen atları hatırlatır.
yağmur yağar..
..durur..
..tekrar başlar..
yanlış yolda yürümek, doğru yolda beklemekten iyidir.
beşikten mezara kadar.
karanlıkta 'herkesle' çarpışabilir insan.
yalan mı söylüyorum sana?
affet beni kızım.
affet..
bir sürü doğru söyledik ama..
hiç burnumuz kısalmadı ki kızım..
--spoiler--
özellikle işçi kavgasıyla kalitesini yerlere düşürmüş dizidir. figuranın bile hayırlısı dedirtmektedir. tabi artık taraftar olmaktan gözü bir şey görmeyen izleyici bu sahneleri görmezden gelmiştir.
dün akşam tekrar bölümü verilmiştir. aklıma geldi o sırada ne eylül fidan ne de rahmetli olan savcı esra. behzat amirimize diziden ayrılan bahar ablamız kadar kimse yakışmıyor. gerçekten öyle bahar ile behzat ç bana çok yakışıyorlardı birbirlerine gibi geliyor hep.
öyle garip işler ki insanın içine bu dizi. sırf hayaleti yürürken gördü diye ankara sokaklarında olmak ister insan. dizi kışın çekildiği için hiç yaz gelmesin ister. akbabayla oturup türkü dinlemek ister. amirimle birlikte cinayeti çözmek ister. amirimin o dertli gözleri olur da gülerse arada bir gülmek ister amirimle birlikte. bu sene haziranda biteceğini öğrenince hüzün kaplar insanın içini hem de öyle böyle değil baya bildiğin canından can gider insanın. ışte öyle bir adamdır behzat c. dizi değildir aslında o bildiğin bi adamdır behzat c.
sürenin kısaldığından mı yoksa senaristin ibneliğinden midir bilinmez, ekip ne akbabanın evinde, nede büroda cok fazla bir araya gelip makara yapmiyolar artik.