son bölümde oyuncu kalitesine diyecek olmadığı gibi iki diziyi böyle harmanlamak güzel bir fikir olmasına rağmen her şeyin zorlama olduğunu itiraf etmekten kendimi alamıyor, buna mukabil kızmıyor aksine geride kalan 30 bölümün hatırına "olur o kadar behzat abi" deyip diğer bölümü iple çekiyor ve bu entry'e girecek tanım bulmakta zorlanıyorum, ama siz ne dediğimi anladınız. demi?
edit: şöyle bahar böyle bahar diye diye gönderttiniz kadını lan sözlükçüler. affetmicem olum sizi. biremekçi nin işini kaybetmesine nedenoldunuz. sevinin lan.
son bölümde leyla ile mecnun'un konuk olduğu dizi. leyla ile mecnun tek başına çok komik olabilir hatta oturduğunuz yerden sizi düşürebilir. izlemedim hiç. he bu bölümde de bi kaç yere gülmedim mi çok güldüm, mesela "amirim iş atıyo galiba sana" kısmına. ama yok be abi. en gerçekçi dizi diye izlediğimiz dizinin içine ak sakallı asalı dede falan...ı-ıh olmadı. adı üstünde bi kere, absürd komedi ile polisiye dizi ne kadar yanyana olabilir. 31. bölümden aynen devam derim.
yine göz açıp kapayıncaya kadar akan bir bölüm olmuş. oyunculuklar o kadar gerçek, o kadar tanıdık ki, zorlamaya kaçmayan sıradan olaylar bu diziyi harikuladeye ulaştırmaya yetiyo da artıyo bile. bu bağlamda berna'nın gerçekten intihar etmiş olması, beklediğim ve çok yapıcı bir gelişme oldu. şaşırtma çabasına girmeden aynı çizgide devam etmesi dileğiyle.
harun un piyanistliğe özendiği dizidir. o nasıl piyano çalmak la. hayalet olum bi ara bize gel içelim la. akbabuşun "açma bu konuyu" dediğinde o sarhoş kafayla hayaletin "bu konu açılmayacak" demesini hangi oyuncu yapabilir la.
32. bölümü kaçırmıştım. dün gece tekrarını izleyebildim.
*leyla ve mecnun dizisini izlemediğim için açıkçası pek hoşuma gitmedi bu seferki bölüm. leyla ve mecnun 'u izleseydim komik gelebilirdi belki ama arada dönen olaylardan hiçbir şey anlamadım, karakterlerini tanımadığım için. boş gözlerle seyrettim o kısımları.
*en çok sevindiğim yer bahar'ın gittiği kısım oldu. bahar'dan kurtulduk sonunda, duydu senaristler sesimizi. behzat adamım, sana da aşkolsun. bahar'ın sana çektirmediği eziyet kalmadı, hala peşinden koşuyorsun hatunun. bahar bir de tam giderken klasik "ben seni hep sevdim" cümlesini kurup da gitti. madem sevdin, ne eziyet çektirdin o kadar adamcağıza? ağzımı bozdurcan bana bahar.
*akbabuş'un sırrı çok uzamadı mı artık? anca telefon geliyor, başka da numara yok. biraz daha bilgi ama.
leyla ile mecnun dizisinin oyuncularının katıldığı sahneye kadar iyi giden; ama sonra tepkisiz bir surat ifadesiyle ekrana bakmama neden olan dizidir.
evet beklenti çok yüksekti; ama olmadı yapamadılar, canları sağolsun.
taş yerinde ağırdır arkadaş.
bırakın bu dizileri kendi mekanlarında bizleri eğlendirmeye devam etsinler.
biri apsürt komedi biri hayatın gerçekleri.
tekrarlanmaması dileği ile.
sayesinde leyla ile mecnunu izlemeye başladığım dizi. fanatiklikse fanatiklik arkadaş. behzat, hayalet, harun, akbaba bu dört karakter bir bölümde bir evde bir araya gelse ve bölüm sonuna kadar ossursalar yine de severek izleyeceğim dizi.
(bkz: seviyorum merkez)
çok kızgınım amirim sana çook.
koştun yaa o treninin arkasından, bahar'a nolur gitme diyen gözlerle baktın ya dolu dolu..
bir tarafım savcıma bu yapılmamalı diyor seni hak eden o, bahar* değil.
savcım gibi bir kadın varmıdır başka, yoktur yok..
ama.. ama bir tarafımda seni anlıyor amirim..
insan sevince böyle oluyor diymi..
her ne olursa olsun bakışlarından bahar'a olan özlemin o kadar belli ki. içinde.. hep içinde kalmış ve kalıcak olan kadın o işte.. son dakika 'ben seni hep sevdim' diycek kadarda mal birisi.. ama seviyorsun işte yapıcak bişey yok, hep sevmişsin hepte seviceksin.. vazgeçmeden, özlemle onu istemeye devam ediceksin.. ****
savcıma hayran gözlerle bakmayada devam edeceğin gibi..