her bölüm sonunda ebemizi sikip koskoca mafyavari tipli adamları bile bebeler gibi zırlatmayı başaran dizi. la ne güzel gülüyorduk ne bok yemeye ağlatıyon her bölümün sonunda?
hayalet, akbaba ve harun'un bir araya gelip neşet ertaş eşliğinde içtikleri son bölüm gene döktürmüştür. behzat ç ile abisi ve harun ile babasının diyalogları seyre fazlasıyla değmiştir.
her şey pek iyi pek güzel de, şu harun'nun anasının kafasını niye adam gibi örtmüyorlar onu anlamıyorum. tel tokayla tutturmuş kadın örtüyü çok komik görünüyor yau.
harun ve babasının sahnelerinde ağlamamakta direnen bir çok seyirciyi behzat'ın çenesine silah dayayıp babam benim yüzümden mi öldü sahnesiyle kazığa oturtmuşlardır. Ulan erkekler ağlamaz sil göz yaşını falan çalsaydınız bari sonunda ne yaptınız izleyiciye. o değil abi kardeşin yanında izleyen olur sevgilisinin karısının çocuğunun yanında izleyen olur tüm karizma yerlerde adamın hiç mi düşünmediniz olum. son anda s.ktiniz la belamı.
--spoiler--
21. bölümde bahar'ın türkçe öğretmeni olmasına rağmen, eylem sloganlarını hazırlarken '' yasalarımız geçsede hesleri geçirtmeyeceğiz'' ile dahi anlamındaki -de'yi bitişik yazmıştır. bir türkçe öğretmenine yakışmamıştır.
--spoiler--
valla esas kaynaklar olan ve okumadan net bir yorum yapmak istemediğim her temas iz bırakır ve son hafriyat isimli romanlarda da bu hava eser mi bilmem ama en azından duyu ve duygu anlamında, yani görsellik, hemen hemen ana tema, psikozlar gibi unsurlarla bu adamın tek bir esin kaynağı olabilir veya kalp kalbe anca bu kadar karşı olabilir.
fanatikleri iyi bilirler. hele ki behzatın son hayalleriyle o kadar benzetmeye başladım ki...
kontrast bile oyundaki epilogların kopyası gibi.
bu durumda mona sax da savcı oluyor. ki çok benziyorlar. bahar'ın adeta bir detay olarak kalmasıyla çok net göze çarpıyor.
twitter'dan emrah serbes'e soracağım bunu. tabi kimse yoğurdum ekşi demeyeceğinden hiç alakası yok da diyebilir, hakikaten hiç duymamış olduğundan ve aşk tesadüfleri sevdiğinden oha çok enteresan da diyebilir, çok açıkyüreklilikle evet, vardır öyle bir şey, ilham aldığım oldu da diyebilir. göreceğiz.
ama kesinlikle behzat ç. nin aurasıyla, max payne'in aurası karbon kağıttan çıkmış gibi.
küfürlerin üzerine bip sesi daha da güzel yapıyor diziyi daha gerçekçi. akşam ki bölümü çok komikti çok. dizinin süresi bu kadar uzun olmamalı en fazla kırk dakika olmalı heyecanı güzelliği kaçıyor ama süper dizi.
dizi izleyen kitlenin aslında ne kadar sığ olduğu reytinglerinden anlaşılan dizidir.
bizim halkımız realist değil kesinlikle. gerçek hayatta görmediği şeyleri dizilerde görünce, o dizi reyting patlaması yaşıyor. neden? çünkü hiçbir gerçekliği olmayan şeyler enteresan geliyor insanlara. behzat ç. bunların tam aksine güncel bir dizi, hayatın içinde olan şeyleri anlatıyor bize, senin benim gibi konuşan adamlar var orda ama halk sevmiyor bunu. zaten sevmesinler, bizim olsun behzat ç. onlar gitsin fatmagül'ü izlesin, acun'un sikindirik programlarını izlesin.
diğer polisiye dizilere oranla polislerinin gerçek yüzlerine yakın bir polisiye dizi
polis - beyefendi bizimle emliyete kadar eşlik ediceksiniz
şuçlu - buyrun gidelim
behzat ç - adamı niye öldürdün la
şuçlu -yok abi ekmek musap çarpsın ben öldürmedim
behzat ç - konuşma lan a.q ( pat küt çat)
suçlu -çatır çatır anlatır.
anti kahraman olmasına rağmen, oyunculuğunu sok sevdiğim erdal beşikcioğlunun canlandırdığı
başkomiser -senaristi yönetmeni ve tüm oyuncuları teprik ediyorum gayet basarılılar.