62. bölümün başında ankara büyükşehir tiyatrosunu göstererek son tiyatro olaylarına yaptığı göndermeyle bir kez daha gönlümüzü fethetmiştir. seviyoruz sizi.
polisin 1 mayıs öncesi adam toplama sahnesi tam bir başyapıttı... Festivaller için sosyal mesaj içerikli film yapacağız diye uğraşacaklarına şunu koysalar yeter...
burak'ın en yakın arkadaşı ve hapiste olan ferhat behzat ile konuşurken güzel ülkeme dair şu mükemmel tespiti yapmıştır: "zaten hak arayan potansiyel suçlu bu ülkede!"
--spoiler--
eda biraz soğuk gibiydi sanki, harun telaşlıydı falan. amirin evlilikten anlamadığıda ortada zaten. he, bi de aziz başkomserin 6- 9 olayı yardı.
* hani o çok beğenilmeyen kesik parmak cinayeti ne gerdi bu hafta böyle ya. şimdi diyorum ki aziz içerideyken aylin'de öldürülsün, suna gerilsin "aq öldürdüğüm adamlarının seks kurbanları yeni katilin (yani eskisinin) görüş alanına girdi, sırada kız kardeşim var" off ne gerilir ortalık ne birbirine girer. hem cinayet bürodan sakla hayalet o kadar yakınındayken hem behzat çakmasın, efsane olur desem yeridir. umarım bizi ilerde bu tip bölümler bekliyordur, suna yardım yataklık derken hayaletle aynı yatağada girmiş olur.
* torun nası cin ama bildiğin harun cevdet olayına bile göz kırptı. zaten o veledin bi yerde patlayacağı belliydi, bıraksalar kesik parmağıda çözer ahanda buraya yazıyorum.
* harun-eda; ya bir ilişki bu kadar mı gerçekçi çekilir. aynısını yaşadım aq. aynısını, kıza yarancam diye kas, beğendirmek için kas ama bir laf vardır "gönülsüz sikişten çocuk olmaz" diye al aynı. eda o kadar belli ki hata mı yaptım diye, acıdı çocuğa şimdi uzaktan kontrol ediyor. sen dünyanın en iyi insanı ol o kızın gönlü gerçekten kaymadı ise sana götünü sakarya caddesinde hayrına millete açsanda o kız en ufak virajda çeker gider. sana acıların kalır koç. o kız gidince ne diyicek biliyor musun? denedim, sevmek istedim ama olmadı. olmaz hiç bir zaman olmaz, o başka hikayelerin figüranı olmayı her zaman senin kahramanın olmaya tercih eder. onun bir sözü ile ölsen bile.
* akbaba; o derinden işleyen hikaye tırt bağlanırsa belanı sikerim söyliyim şimdiden. beklemedeyim, şimdi konuşmıcam hani sende hep susuyorsun ya, bu sefer bende susuyorum aq.
not: şimdi hepimizin aklıncan aziz acaba diye geçiyor biliyorum. şizofrene bağladım yeminle o kadar herşey aziz'in üstüne ki bu ibne senaristler bize oyun oynuyor demeden geçemiyorum içimden.
o altıyı dokuz yapan zekana kurban senin bu arada.
--spoiler--
Selim, ibnenin götverenin önde gidenisin.
Geçen bölüm kadar güzel olmamakla beraber gene de 39-40 ve 41. bölümlerle kıyaslayınca gayet iyiydi.
Bir de berrakın akustik versiyonunu çaldılar ya, demeyin keyfime
dışı sevda içi zindan değilim artıııık!
--spoiler--
yine bir behzat bölümünü nihayete erdirdik, uykumuzdan fedakarlık ederekten. allahtan pts sendorumunu alıyor bu dizi, varsın iki lokma az uyuyuverelim...
izlemeyen okumasın arkadaş, bi siktir olsun uzasın....
--spoiler--
son iki bölümdür devam eden yokuş aşağı ivmelenme bu hafta biraz hız kesti nihayet. Arka plandaki cinayet yine kolpaydı, öyle derinlikli bir olay değildi. Pek pek eski efsanevi Kurtlar Vadisi'nden "Mito"yu gördük, hasret giderdik. Sahi eskiden bir Kurtlar Vadisi vardı değil mi? Behzat'dan da çok popülerdi. Neyse yaw, gece gece... Konumuza dönek...
Siyasi mesajları bol bir bölüm izledik. Genellikle böyle kör gözüm parmağına türü mesajları itici bulurum, bu bölümde de "vahşi müteahhit gariban mahalleliye karşı" şeklinde gelişti. Gecekondu mahallesindekiler hep ezik, gariban formatında sunuluyor ama şu var ki bu kişiler ekseri devletin arazisine çöküp haybeden ev sahibi olan kişiler. Senin benim anam babam eşek gibi çalışırken, bazılarının hop diye devletin arsasına konması, buraya ev çıkmaları, akabinde o evleri müteahhide verip milyonluk daireler almaları... bilmem, sizce adil midir? tamam oradaki eleman haklıydı, elektriği suyu kim çekti, oy isterken iyiydi ama derken. Devlet zaten suçlu bu duruma gözyumduğu için ama arkadaş sen orayı haksız yere aldın. Yani işin sürekli diğer tarafına bakarak bu tip popülizm... Olmasa iyiymiş...
Akabinde evlilik ve kadınlar ekseninde gelişen olaylarda polis de olsa Eda, savcı da olsa Esra'nın tipik türk kızı ve kadını olduklarına şahit olduk. La yenge (Esra'ya Harun stayla) sen taze gelinsin tamam da, 20lik kız değilsin ki yahu. Tamam evlendiniz de Behzat'ı Behzat yapan özelliklerini törpülersen adamı kamyon arkasından yazı araklamaya mecbur edersiniz işte (bu yazı da Bahar'ın yüzünden bulunmuştu zaten). Keza Eda, onca Harun'a şekil at, imada bulun, sonra iş ciddiye binince "hızlı mı gidiyoruz?" sonra türk erkeği bilmemne. ya ne olacağıdı? eda demişken bu kız gitgide oluyor, şu tipik türk kızını, hele de amiri gelince süper oynadı. tebrik edilesi valla...
geri kalan kısımlarda aziz başkomiser rolünde ahmet uğurludan az zamanda çok oyunculuk dersleri aldık. inşallah setteki herkes kendinden feyz almıştır. bravo.
--spoiler--
aziz başkomserin torununun geleceğin süper dedektifi olacağını tahmin ettiğim dizidir. iki dakikada bürodaki tüm ilişkileri çözdü velet. dedesine çekmiş, adam teşhiste 6'yı 9 yaptı kaşla göz arasında, acaba "tanık tutarsız konuştu, bi 6 dedi, bi 9 dedi" diye mi geçirmek istedi tutanaklara çakal, nedir, bilemedim.
son bölümde terörle mücadele şubesine sağlam çakmış olan ve takdirleri kazanmış olan dizidir. tek bir delil dahi yokken örgüt ayağına aylarca tutuklu yargılananlara selam göndermişlerdir resmen. fakat amirime aman dikkat diyorum. olası bir tiyatrocular eyleminde amirim de yer alırsa kesin terör örgütüne üyelikten onu da alırlar. neyse destekçileriyiz sonuna kadar.
yine müthiş bir bölüm izledik behzatseverler olarak. ercüment geliyor onu da hissediyorum. bir de son olarak bu bölüm için geç oldu belki ama öbür bölümde bülent arınç'ın alkol muhabbetine itafen bütün dizi oyuncularının bir bölümlük de olsa tükettikleri alkolün yerine süt veya meyve suyu koyulmasını talep ediyorum; işte bu yapıldığı vakit yüzyılın ayarı olur.
Behzat ç bu hafta 1 mayısa gönderme yaparak ülkemizdeki kalıplaşmış hikayelerden birisi olan terör örgütü üyeliğinden yargılanmayı gözlerin önüne serdi . bence çok başarılı bir şekilde yaptılar ve çok inceden , sağlam ele aldılar.
"hak arayan, potansiyel suçlu bu ülkede" repliğiyle beni benden alan dizidir.
hayalet'in sunaya aşık olmasından korkuyorum; olum o kız sana göre değil lan! "mençıstır da doğmadık" iyiydi.
akbaba'nın halleri de hiç hoşuma gitmiyor.
suna'nın elemanı olan sakallı komiserin son bölümde bir olaydan ötürü kıllandığı cevdet'e fena laf soktuğu dizi.
--spoiler--
cevdet : abicim tamam da ben önce geldim.
suna'nın elemanı komiser : bu işin öncesi sonrası mı olur?
kırtasiyeci : tamam komiserim, ben bir tane daha basayım.
suna'nın elemanı komiser (cevdet'e ters ters bakarak, kırtasiyeciye): ben bu kopyayı alıyorum; sen arkadaşa basarsın!
--spoiler--
selim karakterine aşırı tepki gösterilen dizidir. eleman sonuçta ruhunu şeytana satmış, ve bunun böyle olacağı, ya da olması gerektiği selim'in ilk ortaya çıkışından beri doğası gereği beklenen bir şey.
ha, buna rağmen eğer izleyiciden bu denli negatif bir elektrik alıyorsa, bunu da Hakan Hatipoğlu'nun oyunculuğundaki başarıya, ya da rolü taşıyabilmesine borçlu olmalı. ilk başlarda "oynayamıyor, oyuncu değil zaten" diye dudak bükülen eleman bugün dizide göründüğü andan itibaren seri küfür yiyebiliyorsa demek ki işini iyi yapıyor demektir. bunu anlamanın başka yolu da var: "hatipoğlu yerine selim karakterini kim oynasın" diye bir soru sorulduğunda ne cevap verirsiniz? eğer cevap mavi ekransa, demek her şey olması gerektiği gibidir, oturmuştur yani.
bu milletin vaktinde erol taş'ın çizdiği kötü adam karakterine kendisini çok kaptırıp ciddi ciddi rahmetliye saldırmışlığı vardır. kötü adam olmak ağır zenaat yani...