--spoiler--
komedinin iyi düzeyde olduğu bir bölümdü. çalgı çengi filminden karakterler cuk oturmuş bu bölüme. ayrıca en son çocuğun ''düğün düğün diyordunuz bakın şimdi ne oldu'' repliği yarmıştır. aziz başkomiserin ölmeyeceği belliydi daha rolü bitmediğini düşünüyorum. sonunda öldüren suna değilse kimdi, acaba ondan başka bu cinayetleri mi işleyen var?
bir daha ki bölümde düğün olacak mı? düğünde neler olacak? şule nerede? babam böyle pasta yapmasını nereden öğrendi?
gibi soruların karşılığını bulacağız sanırım bir daha ki bölümde.
ağır spoiler
--spoiler--
son sahnede ki adam akbabaydı.tecavüz mağduru kız arkadaşı falan sonunda contayı sıyırıp yıllarca insanları deşti..
--spoiler--
(bkz: bak ne oldu şimdi)
komedi dizisini andıran bir bölüm izledik. Ne olursa olsun elvan daltonu duymak bile 10 numaraydı ki ben çalgı çengi'yi seven bir adam olarak bu bölümde çok eğlendim.
çalgı çengi ekibini severim başarılı bulurum. behzat ç'yi daha başarılı bulurum daha çok severim. ikisini bir arada görmek mutlu eder. ancak bu kadar abartılı değil. behzat ç'den çok çalgı çengi izledik.
behzat ç'den o kadar kopuktu ki. ana tema zaten çok dışarıda kaldı. akbaba'nın beklediğimiz hikayesi adam gibi işlenecek vakit bulamadı. bölümlük cinayet de cinayetin işlenmesi, çözümlenmesinden çok karakterlerin komikliğine yüklenmişti. ne adam gibi bölümlük cinayet izleyebildik ne akbaba ve diğer karakterlere vakit ayrılabildi.
kısacası çalgı çengi ekibini konuk etmek iyidir, hoştur. ama çalgı çengi 2 değil behzat ç. 60.bölüm çekildiği unutulmuş gibiydi. diziye renk katabilirlerdi bugüne kadar yapılan usta ayarlamalar gibi. ama resmen renk vereyim derken beceriksiz boyacı gibi sağa sola boya akıtılmıştı. biz zaten harun ile hayalet-akbaba dialoglarıyla, behzat'ın tepkileriyle yeterince bu polisiye-dram'da gülüyorduk. bugün ana konudan biraz çıkıp aşırıya kaçılmıştı şahsi kanaatim. neyse, bu akıtılmış boyayı haftaya güzel bir bölümle tinerle siler gibi çıkarmayı, unutturmayı bilirler her zamanki gibi.
çalgı çengi ekibiyle komedinin dibine vurmuş-gerçi her hafta kendileri yapıyordu- dizidir.
yalnız bu kesik parmak cinayeti bambaşka hallere gelmeye başladı bakalım nasıl bağlayacaklar.
60.bölümde akbaba nın tek bir cümlesi bile yarım yarım yarılmama sebebiyet vermiştir. niye bilmiyorum çok acayip güldüm o cümleye. balonun yapıldığı otelin önünde arabada oturan ekibin yanına sonradan eda gelir. akbaba düğün olayı hakkında tek cümlelik malumat verir.
-damat da düğünden gaçmış..
bulun izleyin lan acayip..
edit: bir de ayrıca pete payetti.
edit 2: 60.bölümde akbaba (ismet) nın geçmişine yolculuk yapıp sokaklarında gezdiği yerler karacabey hamamı arkalarıdır. hamamarkası sokak olarak geçer. hamamönü gibi daha restore edilmemiştir.
akbabuş' un tecavüze uğrayan kız arkadaşıyla, kesik parmak cinayetlerinin bir alakası var mı? diye, ufaktan düşündüren dizi. acaba katil akbabuş mu? diye de çelişirim ilerleyen zamanlarda bu gidişle.
düğünlerde müzik çalan -ve birisi biraz metin akpınar ' ın kibarcık tiplemesini hatırlatan- kuzenler yarmıştır. tekrar dizide görünmeleri beklenmektedir.
o değil de behzat'ın geçen hafta hurşut diye bir ismin varlığını kanıtlamaya çalışırken gençlerbirliği topçusunu örnek göstermesi, örnek gösterirken de hurşutun küçük küçük adımlarla sallana sallana deparını canlandırması hala yarıyor. amk sen benim cümleleri siktir et, videonun 23. saniyesine zıpla:
kimse bahsetmemiş ama çiçek rolündeki hatunun oscarlık performans gösterdiği bölüm olmuştur.
çalgı çengi ye burun kıvıran dizi fanatiklerinin götüne kaçan bölüm olmuştur ayrıca.
seviyoruz biz bu kuzenleri.
sevmeyeni kuğulu parka doğru.
ulan herkes kaçırmış da ben diyim bari 60. bölümde çalgı çengicilerden biri "dezemin evladı" derken öbürü bi iki sefer "dayı oğlu" demiştir, dayı veya deze cinsiyet mi değiştirdi başka türlü olmaz böyle bişey.
not :anlamayanlar için açıklıyım bari deze evladı ancak anneler kardeş ise olunur, iki taraf da deze evladıdır. bu durumda ya hala ile dayı oğlu denildi ya da öbürünün anası babası kardeş.
kimse yazmamış, ben de atlamışım ama 60. bölümün hemen başında meral okay'a selam etmesi ve tek kelime ile habervaktim'ci örümcek beyinlilere de gönderme yapmaları pek bir fenaydı...
kanaatimce şimdiye kadar yapılan hiçbir türk dizisinde bir sonraki bölüm ve bölümlerde olabilecek olaylar hakkında bu kadar kafa yordurulmamıştı izleyiciye. bu da bu dizinin ne güzel, ne yaratıcı, ne sürprize açık ve izleyicisini beklentiye sokan bir dizi olduğunu gösteriyor.
--spoiler--
asıl kesik parmakcı diziye dahil oldu diyoruz. peki asıl kesik parmak cinayetlerini işleyen şahıs çiçeği neden öldürsün? çiçeği ya narkotikci ablamızın kardeşi öldürdü yahut ablamızı korumak istiyor bu parmak fetişisti. ablamızı neden korumak istesin ayrıca. sonra dikkat eddiyseniz bu ablamızla aziz abimiz konuşurken hani dediye aziz reyiz "yahu bunları sen öldürdüysen öncekileri kim yaptı" diye. o zaman dikkat buyurdunuz mu acaba ablamızın yüz hatları mimikleri çok değişti. demek ki geçmiş cinayetlere dair çok sağlam bir bildiği var ve o kişiyi korumak istiyor. belki dolaylı olarak kendisini de korumuş oluyordur.
son olarak ya bu kuzenleri hemen diziden atmasalar. bir kaç bölüm görsek, ne bileyim bizimkilerin takıldığı gazinoda falan çalsalar. verin la adamlara azıcık rol.
--spoiler--
son bölümüne çalı çengi karakterlerini dahil etmiş dizi, güzel olmuş. heralde behzat'ın nikahta mı düğünde mi ne onlar çalacak.
--spoiler--
aziz'in suna'ya çiçeğin konuşmasına asla izin vermeyeceğim demesi ve bölüm sonu çiçeğin öldürülmesi arasında izleyicinin bağlantı kurması istenmiş. bölüm içinde aziz'in parmak cinayetlerinin ilk katilini sorması akla üç ihtimal getiriyor. 1- çiçeği, suna'ya söz verdiği için aziz öldürdü. 2-çiçeği, ilk katil öldürdü. 3-aziz ilk katil ve çiçeği yine o öldürdü.
--spoiler--
edit: şu teyzeoğullarının nezarette oynadığı şarkının sözlerini şey ettiremedim bir türlü, hatırlayan varsa bir söylesin. aha da buldum