son sahnesine hayran kalan kültürsüz arkadaşların arak bir sahne olduğunu anlayamadığı bölüm olmuştur 50. bölüm
son sahnenin nerdeyse tamamı (ayrıntılar hariç) bariz bir biçimde dexter'da yapılmıştır.
bir kanatları çıkmadı ölen kadının..
açık konuşmak gerekirse - en azından sözlüklerde - eski popülaritesini yavaş yavaş kaybeden dizidir.
her bölümü sonrası 300 entry girilen zamanlar vardı..
50.bölümde harun un eda ya larissa konusunda saçma sapan yalanlar söylediği ve sonunda konuyu değiştirip "saçların güzel olmuş yani... işte ankaragücü kötü" demesi yerlerde bana breakdans figürleri sergilettirdi.
3 adet canon fotoğraf makinasının kamerası ile çekilen bir film olduğundan gayet doğal gözükmektedir,
bayanlarında sivilce erkeklerinde tükürmeyi görebiliriz ve buda o diziyi iğrenç değil gerçek hayata yakın kılar.
gayet başarılı bir dizidir.
her bo*un istanbulda değil başka memleketlerdede olabileceğini gösteren ankara şivesini çok güzel yansıtmış bir dizidir.
2. sezonun en iyi bölümlerden birisini dün akşam itibariyle izlediğimiz dizidir. bozmaya başladı, eski tadı vermiyor eleştirilerine çok güzel cevap vereceğini yavaştan hissettirmeye başlamıştır. siz otu boku eleştirmeye devam edin, bir gün gelecek böyle saçma sapan eleştirileri yapabileceğiniz bir behzat ç olmayacak. keyfini çıkartın şu güzel dizinin, yok kamera kötüydü, yok ışık kötüydü. bırakın yani bu ağızları, her boku da siz bilmiyorsunuz amk. kim ne derse desin, türk tv tarihinin en kral dizilerinden birisidir, en yavan bölümü bile dizi diye izlenilen saçmalıklardan her türlü iyidir. bu dizide bütün bölümde sadece hayalet'le akbaba konuşsun, yine oturur izlerim ben. bilgisayar başından kalkıp sokağa çıkan herkes bilir ki behzat ç sokağın ta kendisidir, mutlaka herkesin bir yansıması vardır bu dizide.
ha unutmadan milliyetçi muhafazakar arkadaşlar dünkü bölümde işlenen konuya tepkiliymiş. işte dizinin ne kadar başarılı olduğunun bir göstergesi de bu. behzat ç dokundurmaya, birileri de rahatsız olmaya devam edecek. fragmanları izleyip burada çok bir bok biliyormuş triplerine girip behzat ç'yi yerden yere vuran arkadaşlar da rahat olsun, arka sokaklar'ı izlemeye devam etsinler.
hani behzat elleri, ağzı bağlıyken aldıkları adamı sorgularken dinleyip dinleyip "kafanıza s.çıyım lan ben" diyo ya. hah işte hislerimize tercüman olmuş dizidir. ben bu ülkede ne kadar yobaz, at gözlüklü, 2012 yılına geldiğimizde hala törelerini düşünen, statükocu, bağnaz, skolastik düşünen adam varsa onların kafasına s.çıyım.
dünkü final sahnesinde asılan kadının ipine silah sıkıp ipi koparsalar da faydası olmazdı çünkü o şiddetli düşüşten sonra boynu kırılıp zaten ölmüştü kadın.
sağlam bir kurguya sahip olduğundan muhtemelen narkotikçi abla ile behzat ç. nin hiç sevişmeyeceği dizidir. çocukken kendisine yapılan tecavüzden dolayı önüne çıkanı doğrayan bir ablanın cinsel bir ilişki içine girmesi çok muhtemel değil gibi.
ideolojik dayatmaların yoğunluk kazanmasıyla bunaltmış dizidir. yanlış anlaşılmasın, verilen mesajlardan rahatsız oluşumdan ya da dokundurulan kesimlere sahip çıkma amacıyla söylemiyorum bunu. tamamen tarafsız bir bakış açısıyla izliyorum ve her hafta yeni bir gönderi, yeni bir dokundurma çabası sıkmaya başladı diyorum. geçen seneki 38 bölümden ''mesaj verme amaçlı'' olarak yapılan 7-8 bölüm anca çıkar saysan. bi festus okey vardı, bi hrant dink olayını işlediler, bi anarşist çocuk öldürülmüştü. başka aklıma gelmedi şuan ama dediğim gibi sayısının 10u bulacağını sanmıyorum. bu sezon ise ''kesik parmak cinayetleri''nin sıkması bi yana, bi de bu mesaj verme çabası iyice bunaltmaya başladı yani.
50. bölüme a'dan z'ye meslek gruplarını sıralayıp "adı geçen meslek gruplarından özür dileriz" diyerek başlayan şahane dizi, güvenlik görevlisini listeye katmayarak yine ayarı vermiştir.
iyi bir dizi, hoş bir dizi. fakat insanı ekrana kitleyen diziler olur, izlemeden edemeyeceğiniz. işte bunun tek eksiği onlardan olmaması. izlemesem de eksiklik hissetmiyorum. izlesem de sıkılmıyorum tabii.