31. bölümünde behzat,harun ve hayaletin 1 mayıs meydanında içinde bulundukları hyundai marka otomobilin ön tarafında bulunan armayı hyundai arması dışında herşeye benzettiğimden acaba bu sefer kime selam çakmışlar diye düşünmekten kendimi alamadığım bir de 9. bölümde öldürülen futbolcunun babasının 31. bölümde siyasi parti lideri olarak oynatıldığı dizidir.
o sürekli konuşan polisin çok geveze olduğunu düşündüğüm dizi.
olaylara hep farklı bakış açısı ile bakarım.Tiyatroyu sevmem. sinema varken tiyatro bana saçma geliyor. hani şekspir güzel işler yapıyo fakat romeo ölmelininde filmini yaptılar mesela. Kesin filmi tiyatrosundan daha iyidir ben izlemedim ama öyle düşünüyorum.
pazar günü kaçırdığım bölümü dün akşam izledim. bölümde ki ufak ama önemli bir detay vardı. bomba uzmanı olan polis kadındı. henüz amerikan dizilerinde bile kadın bomba uzmanı gördüğümü hatırlamıyorum.
--spoiler--
çoook geriden gelerek keyifle takip ettiğim dizi. her bölümden sonra ne olacak acaba merakıyla ezel'i bile izlemedim 2 haftadır. tefom da ölmüş zaten neyse. 12 bölüm oldu izleyeli beni etkileyen o kadar fazla olay oldu ki. hayalet'in konmşusuna o gözle bakmadığınu anlatırken ki debelenişi, alyansı cebine koyup başı önde gidişi, akbaba'nın ben olmuşum cinayet mecburdum demesi, harun'un eda için facebook açıp 0 arkadaşa sahip olması, bahar'ın korkularından dolayı evlenme teklifini kabul etmemesi... en çok da behzat'ın berna'nın ölümüyle tamamen dibi boylaması, tek başına haykıra haykıra ağlaması çok içime dokunuyo.
çok güzel bi iş olmuş cidden. yayında ve yapımda emeği geçen herkese çok teşekkürler. esen kalın.
--spoiler--
türk televizyonlarının berbat dizilerinden bir tanesi.
(bkz: zaman kaybı)
kötü dememin sebebi ise dizide olan olayların yapılan işlerin eylemlerinin hepsinin bir hayal ürünü olmasıdır.
aylar sonra gelen edit: ellerim kırılsaydı da izlemeden yorum yapmasaydım!! üstte yaptığım kötü eleştiriyi tamamen geri alarak özür diliyorum. şuan 12. bölümdeyim.. lan hasta oldum ya.
Türkiye'nin evde Bihter Ziyagil gibi gezmediği gerçeğini yüzümüze tokat gibi indiren harikulade dizidir.
insanlar evlere girerken ayakkabılarını çıkarıyorlar falan. Televizyonda çorap görünce bu kadar mutlu olacağım hiç aklıma gelmezdi.
Ayrıca evet, dizi gayet de Ankaralıdır. Sen Çankaya'da, Bahçelievler'de, Arjantin Caddesi'nde, Dikmen Vadisi'nde "la" diye konuşmuyor olabilirsin, ama unutmamak gerekir ki Cebeci, Keçiören, Demetevler ve Çubuk da Ankara'dır. Oradakiler daha Ankaralılardır hatta.
Dizi güzel, diyaloglar da güzel. Arada bir böyle "ayyy çok hayvanlar, kaba ayılar, ankada böyle bişey yooook" diyen insan görünce Behzat Ç tavrı ile "A.........un lümpenleri" diyesim geliyor.
Ankara, dizide anlatıldığı gibi değilse eğer ben başka bir şehirde doğup, 24 yılımı da başka bir şehirde geçirdim herhalde.
daha da kötüsü yok berbat diziymiş de hayal ürünüymüş. ne koyalım senin önüne ne istiyosun? hem dövmesi mi hayal sövmesi mi hayal? belli ki senin polisle hiç işin olmamış, ne ala.
çok da güzeldir, pek de güzeldir. bir siz anlıyosunuz diziden aq.
bahar gidiyor. behzat arkasından koşuyor. esra seyrediyor. nasıl yani? ne düşüneceğiz biz şimdi? esra ya haksızlık değil mi bu şimdi amirim? pazar gelse de anlasak ne olduğunu.
nasıl ya? behzat adamım, o malak bahar'ın peşinde koşuyor olamazsın sen hala. hem de savcım esra'm orada durmuş izlerken. bahar ve esra... karşılaştıramıyorum bile, nasıl lan?
inşallah fragmanın yanıltmasıdır. bu arada leyla ve mecnun oyuncularının da olduğu 2. fragman da yayınlanmıştır: