ilginçtir. ilgili denetleme kurumları behzat karakteri ile savcı karakteri nin evlilik dışı ilişkisinden dolayı diziye cezalar yağdırmış, süresini kısaltmış ve hatta yayın saatini değiştirmiştir. ancak ne hikmetse aşk-ı memnu dizisinde behlül karakteri amcasının karısı ile ilişki kurarken toplum yozlaşmamış, değerleri yitirilmemiş aksine bu konu halkın gündemine oturmuş günlerce aralarında yastık var mıydı vb. konuları tartışmışlardır. dolayısı ile bu ne perhiz bu ne lahana turşusu öz deyişi akla gelmektedir.
siyasi olaylara badem bıyıklara girmese iyi olurdu ama gel gör ki bu sefer de basit karı koca cinayetleri ötesine geçmezdi. yeni yayın dönemi için beklentiler artmıştır.
rtük tarafından bir çok kez ceza alan, son olarak da yayın süresi kısaltılıp daha da geç saate alınan dizi. dizinin başrol oyuncusu erdal beşikçioğlu'dur.
yobazların, milliyetçi-muhafazakarların nedense ( belli aslında ) sevmediği Ankara arka planlı faraziye polisiye dizidir.
içki içmek, evlilik dışı ilişkiler, biiiplense bile küfür bahane edilerek aslında karşı çıkma sebepleri dizinin muhalif kimliğidir.
insan haklarına, kadın haklarına, eşcinsel haklarına, azınlık sorunlarına vs. değinmesi, devlet kademesindeki ve toplumdaki çürümeyi, yozlaşmayı anlatmasıdır. yoksa karşı çıkanların yaşantılarında daha fazla küfür, evlilik dışı ilişki ve alkol olduğuna eminim.
cevdet: amirim bir ara bu satanistler vardı, belki öyle bir şeydir? ayinden çıkışta öldürdüler kızı.
harun: nasıl la? oğlum öldürecekse gaza gelip ayinde öldürmüştür. çıkışta niye öldürsün öyle liseli gibi?
üst düzey kurgulanan senaryosunun ve gerçekçiliğinin yanında bir de kemik izleyicisinin içinde kendini bulduğu dizi.
ben çocukluğumdan beri hep behzat gibi biri olmak istedim. behzat gibi istediğini yapabilen, çalışkan ama aynı zamanda tembel. koruyup kollayanı olan ama bunların olup olmadığını umursamadan kafasının dikine gidebilen. kafasına koyduğunu yapan ama yeri geldiğinde diğer insanları da dinleyen olmak istedim. ama hep harun oldum. nerde nasıl konuşması gerektiğini bilmeyen. iyi niyetli ama odun. behzat olamadığımda hayalet olayım dedim baktım çevremde insan yok. harun olduğumda herkes kaçmış ya da behzat olmak isterken hepsini atmışım hayatımdan. üç beş kişi kalmış çevremde. akbaba olsam; gizemliliğimi görecek bir insan olmadığından gizemli olamam zaten. hep bu döngü içinde bazen harun bazen cevdet oldum ben.
tüm politik behzat ç izleyicilerini derinden yaralayacak bir projede ismi geçen amirimiz.
akp'li egemen bağış'ın ev sahipliği yaptığı "genç iletişimciler ab yolunda" adlı, gençliği ab'ciliğe ve piyasacılığa özendiren bir reklam yarışmasında jüri üyeliği yaparak behzat aslında bize, "sandığınız gibi iktidar karşıtı falan değilim" mesajı vermeye ya da üstündeki hissettiği baskıyı bu biçimde azaltmaya çalışıyor sanırım: http://www.haberevet.com/...il-fikir-ortaya-atin.html
rtük'ün direttiği değişimler sonucunda yaptığım hesabı size açıklamak istiyorum.
eskiden dizi 22.30'da başlıyordu ve 90 dakikaydı. o zaman tahmini bitiş saati 24.00 olur. (reklamlar hariç)
şimdi dizi 23.00'te ve 65 dakika. hesaplarsak bitiş saati 24.05'e gelir. tabii yine reklamlar hariç.
o zaman haberlerde yer alan "pazartesi iş başı yapacaklar tepki gösterecek" ifadesine gerek yok, yaklaşık aynı saatte bitecek. ama daha kısa olacak, hevesimiz kursağımızda kalacak, o ayrı!
2. sezonunun ilk bölümü 13 kasım yani doğum gunumden 2 saat önce yayınlanan ve bende doğum günü mesajlarını okurken zaman geçsin diye izleyip ondan sonra ki bölümlerini deli gibi izlediğim, hatta bu aralar sezon finalinde olduğu için eski bölümlerini izlediğim hafta da bir de rüyama giren Türkiyede çekilen çekilmiş en iyi dizi behaz candır.
bir türkiye dönüşümü sunan dizidir. generalle evlenip mafyalaşan bir anne ç, özel yetkileri kullanan badem bıyıklıların o anneyi harcaması vs çok şeyle açıklanacak bir sürü numarası var dizinin. devlet'in aynasıdır. kısacası, "kişiler ve kurumlar hayal ürünüdür" klişesini yıkmış, aşmıştır.
türkiye tv tarihinin başına gelen en güzel şey oldu çoktan.
her güzelliği bir yana, elvin beşikçioğlu'nun müthiş oyunculuğuna da şapka çıkaralım. resmen çılgın atıyor kadın.
bir de bu akşam savcı'nın "miras hukuku" kitabı anne ç'yle ilgili düşündürttü beni. malum, behzat çözer senaryosu...