1980'de ne oldu da ülke bugün bu halde diye merak edenlerin izlemesi gereken bölüm. bölüm kendini anlatıyor zaten. üstüne ekleyecek tek bir kelimem yok.
cevdet sakin öleyim falan deme. harunun birazcık havası sönse iyi olacak ama bak sakin öleyim deme. 44, bölümle ilgili daha da birşeyler yazasım yok nedense. bana kalsın.
44. bölümde kürtçeyi Türkçeye çeviren polis, 18. bölümde öldürülen oyuncakçının çırağıydı. yazarların bunu fark ettiklerini düşünmüştüm. Ancak millet ana temaya öyle takılmış ki detayları önemsememişler sanırım.
Behzat Ç ekibi de figüran bulmak'da zorlandılar sanırım ama adamlar haklı kürtçe bilecek figüranı nereden bulacaklardı ki.
polislerin ya da kural denetçilerinin iki unsuru vardır. bunu filmlere, dizilere ya da hayatın bir çok alanına uygulayabiliriz. birincisi gerçekleri değiştirme üzerine, ideal ve steril dünya da olması gereken kurallar ışığında yapılan uygulamalar, ikincisi ise var olan dünyayı değiştirmeyi değil de onu değiştirmeye anlamaya çalışarak, çözüm arayan uygulamalardır. kurulan ideal dünya, gerçek dünyayı tümüyle yoksaydığından, zihnimize fikrimize dokunmaz ancak hipnoz edebilir.
ülkemizde de bu kabul üzerinden gidecek olursak bir tür dizi vardı. o da didaktik ve yaşanılan dünyadan soyutlanmış ayrı bir ideal dünya oluşturmuş dizi tipidir. bunu polis dizilerinden ya da sitcom örneğinde rahatlıkla görebiliriz. gerçek dünya ile sterilize ideal edilmiş dünya arasındaki çelişkiler, biz izleyicileri "bunlar yalnızca televizyonda olur." tarzı klişelere ulaştırır.
behzat ç. tüm bunların kemikleştiği bir ortamda filizlenivermiş olmasına rağmen, kendinden öncekilere hiç benzemiyor ve bize (izleyicilere) hayatın dilinden konuşuyor. olması gerektiği gibi değil varolan dünyanın resmini çiziyor ve sistem eleştirisini de yapıyor en incesinden. (bkz: faşist değilim. cinayet bürodanım) (bkz: teröristin de annesi var.)
not:özellikle de şule tiplemesiyle türk dizi tarihinin gelmiş geçmiş en romansı karakteri ve iyi oyunculuklarından birine şahit oluyoruz hafta be hafta.
tek bir bölüm dahi izlemeden filmine gidip bir anda behzat ç fanı olan biriyim. ev arkadaşımla mutfağa girer girmez yemek hazırlarken, yerken refleks olarak koyarız bilgisayarı bir kenara açarız o eski bölümlerini düzenli bi şekilde izleriz. uzun süre izleyemeyince ararız adeta. fakat yemiş etmişçesine o mutfak dışında evin hiçbir yerinde izlemeyiz. ayrıca harun'u pek severiz.
44.bölümünde herhangi bir görüşün propagandasını ekrana yansıtmayan dizi.ekrana yansıttığı tek şey anaların çığlığıdır.kulaklarını tıkamak isteyen öte gidebilir..
45. bölüm fragmanını yeni izledim.konuk yönetmen mustafa altıoklar falan diyo.ne gerek vardı diyesim geldi.neyse 45. bölüm de bomba görünüyor.memduh başgan yeniden piyasada ,sanırım ağır abi de bu sezon ilk kez görünecek.behzat derin sulara tekrardan dalıyor. 2. sezonun ağır aksak görünümü yerini 44. bölümden başalayarak 1.sezon temposuna bırakıyor.bu sezonun daha dumur,daha sert ve daha zevkli geçeceğine inandım şimdi.bi de bazı ergenler 44. bölümde solculuk propagandası yapılıyor falan diye zırlıyor.lan olm 1. bölümden beri dizinin ne anlattığını yeni mi anladın ? dizinin başkarakterine kahraman gözüyle bakıp izlersen adam dövüp,kaba davranan bir polisten başkasını göremezsin.düzenin içindeki (hatta düzenin koruyucusu) bir adam üzerinden düzen eleştirisi yapıldığını anlamak için einstein olamaya gerek yok.belki 3456346356 defa duymuşsundur ama behzat bir kahraman değil antikahramandır.