pek çok yazar, hatta hayalet ve akbabuş* bile harun'un cevdete kafa göz dalmasından rahatsız olmuştur. oysa ki cevdet kendisine daha önce sorulan "seviyor musun" sorusuna bile adam gibi cevap verememiş ve bence dayağı haketmiştir.
gelelim şule'ye. her ne kadar falsolu hareketleri gözümüze sokulsa da hala ısrarla bu şirin ötesi kızın ercümentin adamı olmamasını ummaktayım. evet bir anda nereden çıkıp behzat'ın hayatına girdi bilmiyoruz. babasının neden öyle bir görünüp gittiğini bilmiyoruz. gördüğü ikinci cesedin kim olduğunu bilmiyoruz. kaçırıldıktan sonra kampüs güvenliğinde beklerken normale yakın düzeyde şen şakrak bir tavır sergilerken berna'nın ölümünü izledikten sonra neden bir anda darmadağın olmuştur bilmiyoruz. "gerçekler tuhaftır" derken neyi kastettiğini bilmiyoruz. şevket ç güngör'ün kim olduğunu hatırladığını söylediğinde neden koşarak içeri kaçmıştır bilmiyoruz. hatta ve hatta hala adını bile bilmiyoruz ama ısrarla şule'nin ercünün adamı olmamasını umuyorum.
eger berna'nın ölümünde bir parmağı varsa bile aşağı atan kişinin o olmadığı görüntülerdeki kişinin oldukça kalıplı olmasından, berna'dan uzun olmasından ve şule'nin bunu yapabilecek fiziksel güce sahip olmamasından bellidir kanımca.
gönül behzat'a "savcı esra'ya güven ama b.kunu çıkarma" derken ne demek istedi ki?
harun'un kardeşi harun gibi bir abisi varken o etekle nasıl dolaşabiliyor anlamak mümkün değil. tamam meliha ile farkı vurgulanmış ama yine de olmaz aga.
akbabuşu arayan hatunun kim olduğu konusu aydınlatılmasa bile şimdiden biraz daha tüyo verip daha fazla kafa karıştırılabilirdi diye düşünüyorum.
şiddet yanlısı biri gibi görünmek istemem ama ekipte sağlam kavga etmemiş bi hayalet kaldı. madem her bölümde birkaç kişi dayak yiyecek bir kere de dayağı atan hayalet olsun.
kitaptaki (2. kitap) red kit karakteri (biliyorum son hafriyatı film olarak sunacaklar ama) keşke dizi bölümlerinde de olsaydı. en azından bence çok güzel olurdu.
on numara dizidir. lakin dizinin en boktan ve en işe yaramaz karakteri ise ulaş denilen denyodur. yolda görsem ağzını yüzünü dağıtırım öyle sinir ediyor beni. birde tipsiz, sıfatsız birşey ulan insan bari azcık tatlı ve karizmatik birini koyar oraya. arkadaş nereden bulurlar anlamadım gitti.
tuttuğum takım bursaspor devamlı ceza alıyor en son 7 mayısta ki olaylardan dolayı 8 maç ceza aldı.
izlediğim tek dizi behzat ç. bu diziye de rtük giydirmeye devam ediyor.
ama unutmayın bursaspor sokakta oynasa maçlarını kaldırıma oturur izleriz, behzat ç. yi yayından kaldırsanız dizi setini sinemaya çevirir öyle takip ederiz.
diziye saat değişikliği cezası verilmiş. ankarada yaşamasam hakketmiş diyeceğim de, göbeğindeyiz bu şehrin. tıpa tıp aynısı. gerçekleri halka yansıtmamak için vereceğiniz kaçıncı ceza acaba bu?
--spoiler--
savcı esra ile behzat' ın teras bardaki sahnesinde; savcı esra behzat' ı gözyaşından öptü ya, ben daha birşey demiyorum. o aşkı iliklerine kadar hissettirdi insana. durup dururken ağlatabiliyor böyle.
--spoiler--
çok büyük beklentide olduğum için sanırım son bölümünde umduğumu bulamadım bir önce ki bölümde oluşan soru işaretleri hala kafada çok az aydınlandık gibi.behzat ön planda olmadı mı olmuyor ya niyeyse.harun uda anlamıyorum giydiği eteğe bakmıyor kardeşinin cevdete dalıyor o ne etekti be aslı kabuğunu kırıyor yavaş yavaş cevdet sayesinde sanırım.
pazar akşamları star tv ekranlarını katleden dizidir.
senaryo desen sıfır, kurgu desen sıfır, çekimlerin kalitesi desen o sıfırın da altında eh biraz oyunculuk var ama bu diziye bu kadar tapılmasını gerektirecek bir oyunculuk değil. sadece hikayesinin etkileyiciliğine kapılmış gidiyor insanlar. bunu yaparken de elinde sürekli içki, ağzında sürekli küfür olan bir adamı idol olarak görüyorlar. bu yüzdendir ki;
bir an önce yayından kaldırılması gereken dizidir.