kendi adamımı anlatacak değilim real madrid'te raul'den devraldığım 7 numarayı lağıyıyla taşıyorum overall 96 ve artıyor. 10 kadar kartım var. *
artisliği bir kenara bırakıp anlatmaya başlıyorum 2009'daki modun üzerine konularak geliştirilmiş bu mod öncelikle insanı kasıyor çünkü her şeyimiz olan çalım artık o kadar da kolay değil. o yüzden ilk 3 sezon sıkıntılı geçiyor. ama geliştikçe daha da tatlı hale geliyor. o yüzden sabrediyoruz.
en çok sorulan sorulardan bazılarına cevap verelim:
ulan overall 90 süper oynuyorum dk 75'de oyundan alınıyorum o nasıl iş?
- güzel kardeşim oraya buraya koşup adamını yorma o zaman. normal bir oyuncu 70 m topla koşuyor sen 400, onun dışında da bir dünya koşup staminanı harcıyorsun. işbu yüzdendir ki 75'de oyundan alınıyorsun. az koş faydalı koş, her yere sen yetişmek zorunda değilsin takım oyunu oyna. ayrıca stamina kas faydalı olacaktır.
bu kartlar açılmıyor 3 sezondur oynuyorum açılmıyor ne zaman açılacak?
- yine sabredeceksin güzel kardeşim. oyun içinde ne yaparsan o kart sana veriliyor sadece sabredeceksin. misal, sen çok oynak bir adamsın sürekli sağ sol yapıyorsun, bir kaç zman içinde göreceksin ki elastico yeteğini kazanacaksın.
bir sürü kartım oldu, overall 90, 7 sezondur oynuyorum yıldız olamadım.
- bu yıldız olayına çok takma, sen zaten yıldızsın bilmem kaç tane gol atmışsın bilmem kaç tane kupa kaldırmışsın. kafadan yıldızsın sen. o isminin yanındaki yıldızın bir anlamı yok. aslında var o yıldız bir özelliğinle diğerlerinden ayrıldığın anlamına geliyor ama dediğim gibi sen zaten ayrısın takılma buna fazla. bende bayadır oynuyorum bende de yok olanada rastlamadım. olan varsa beri gelsin. hile hurda ile yıldız olacaksam oynamanın ne anlamı var?
daha sorusu olan özelden dürtüversin.
oyunla ilgili bir eleştrim olacak. lan adam dokunsa düşüyorsun bu iyi olmamış, yani 10 kere düşüyorsun biri faul oluyor. buna bir çözüm bulunmalı. 2009'da her şey faul oluyordu bunda ise hiç bir şey.
ilk başladığınızda kimsenin size doğru düzgün pas atmaması ve atsa bile yetişememenizden dolayı küfürlerin havada uçtuğu oyundur.başlarda sabır gerektirsede çok güzel oynanması zevklidir tavsiye edilir.
sabahtan beri okuyorum hacı, millet yarım sezon sonra man citye gectiğini söylüyor, biz 20 yaşımıza geldik, 2 kere italya ligi gol kralı olduk, 1 kere hollanda, 1 uefa ligi şampiyonluğu+gol krallığı yaşadık. hala genoa veriyor teklifi. ben gidip baska takımda oynamak istiyom ya!!!
inanılmaz eğlenceli bir oyun. yalnız yazılanları okudum da ben diğer yazar arkadaşlar gibi gole, asiste oyanmıyorum. farklı bir sapıklığım var benim; an geliyor maldonado, an geliyor ayhan akman oluyor. orta sahada oynuyor, pas istiyor ve ayağıma gelen topu da beklere ya da stoperlere atıyorum. çok zevkli oluyor lan. bu akşam da sağ bek olmayı deneyeceğim ayrıca. *
ayrıca tez zamanda kaleci olarak da oynanabilecek olanını bekliyom. düşünsenize; yan toplara açılmalar, kornerlerde ileri çıkıp gol aramalar, geriden oyun kurmalar...
ajax real madrid ve milan formalarıyla gol krallığı yaşadığım avrupa ve dünya karmalarına seçildiğim pes 2010 oyun modudur. başladığınızda kötü bi takıma giderseniz devre arasında aman hemen adı duyulmuş bi takıma kapağı atayım diye düşünülmemelidir. genelde tam sezonu aynı takımda geçirirseniz sezon sonu süper takımlardan teklif geliyor önemli olan istikrar.
futbola (bkz: heracles almelo) da başladım şu an le havre ile blackburn den teklif geldi. yeni başlayanlar için söylüyorum ilk takımınızda en az bir sezon kalın ondan sonra iyi takımlardan teklif gelmeye başlıyor. ayrıca başlarken hollanda ligini seçin çünkü en güçsüz lig olduğu için hemen farkediliyorsunuz. pes in fifa ya karşı başlattığı bir moddur. iyi yapmışlar çünkü önceden pes te hazırlık maçı ve kupa maçları yapmak dışında bir dalga yoktu fakat fifa nın kariyer modu uçuruyordu. become legend geldi kariyerin tahtı indi.
barcelona yönetiminin ve teknik heyetinin, çok vefasız olduğu pes bölümü.
kariyerime deportivo forması altında başlamıştım. sağ açık ve bazen forvet olarak oynadığım ilk sezonumda, guardado adlı futbolcuya kıl oldum. adam sol açık. insan bir kez bile mi pas vermez a dostlar. adam, bu genç yaşta oyunda olmamı çekemiyor adeta. beni ceza sahası içinde gördümü, rakip takımın bir oyuncusunu yerde görmüş gibi topa fütursuzca vurup dışarı atıyordu. fenerbahçe, nerde gıcık olduğum futbolcu varsa transfer teklifi götürdü. bunun en yakın örneği 'poulsen'di. umarım guardado akıllarına gelmezde beni yine çileden çıkarmazlar. neyse konumuza dönelim. çarpık ispanyolcayla, guardado ile soyunma odasında yaşadığım tartışmadan sonra, takımda daha fazla kalmamayı kafama koydum. sezon sonunda barcelona'dan gelen teklifi, hiç düşünmeden kabul ettim. başarılı bir sezondan sonra* sözleşme uzatma teklifi beklerken roma'ya gönderildim. yine başarılı bir sezon ve avrupada en iyi futbolcu ödülünden sonra liverpool macerasına atıldım. avrupanın en iyi oyuncusunun yanına, dünyada yılın en iyisi ödülümü de koyduktan sonra, aradan geçen iki sezonun küskünlüğümü unutturmasıyla ve barça yönetiminin, hatalarını anlamış olabilecekleri düşüncesiyle, tekrar nou camp'ta buldum kendimi. ah bulmaz olaydım. bir sezon çita* gibi koştum, mücadele ettim. ligde, avrupa kupalarında ve kral kupasında asist kralı, gol kralı; avrupa ve dünyada yılın en iyisi... tüm ödüller benimdi. en verimli çağımdaydım. sezon sonu geldi ve o da ne! yine kovuldum. bunca emek, yine yönetim tarafından karşılıksız bırakılmıştı. takımdaki dengeleri bozduğum, oyuncuların bana karşı tavır alması gibi nedenler öne sürülerek takımdan gönderilmiştim.* tek başıma bir takım olmamı, barcelona isminin üstüne çıkmamı çekememişti kimse. kariyerime ingilterede, chelsea forması altında devam ettim ve ilerleyen yıllarda da dünyanın en iyisiydim. ama bunların bir önemi kalmamıştı benim için. barça'nın vefasızlığı aklımdaydı hep.
30 yaşına geldiğim ve barcelona nın kaptanı olduğum harika oyun. daha önce de real madrid te 4 sezon oynamışlığım var. beni en çok şaşırtan, dünyada yılın futbolcusu seçildiğimde ekrana gelen video idi(ödülü alırken). müthiş zevkli lan.
en eğlenceli oyun bence. transfer sezonu çok güzel oluyor. 5 tane süper takımdan teklif geliyor sen en sevdiğine gidiyorsun. insanın egolarını tatmin eden bir oyun. bence bunda önemli olan senin mevkinle gittiğin takımın oyun planının uyuşması. benim topçu jabbar wf mevkindeydi interde çok sıkıntı çektik bir sezon dmf oynamak zorunda kaldık. bu da adamı oyundan soğutuyor. ama aldığın ödüller insanı gururlandırıyor. milli takımda çok önemli dikkatli seçilmesi lazım orda özellikler çok hızlı gelişiyor.
yeni başlandığı zaman, oynayanı deli edebilme ihtimali yüksek olan pes 2009-2010 modu. herhangi bir yeteneği belirleme fırsatı vermediği için kariyerin başında çok yeteneksiz bir şekilde sahada yer alıyorsunuz. topa sahip olmak, rakibe çalım atmak gerçekten çok zor. gol atmak veya asist yapmak da yine çok zor. maçın adamı seçilmek için ise gol atmak veya asist yapmak neredeyse şart. 0-0 berabere biten bir maçta en değerli oyuncu seçilmek için ise mutlaka çok iyi mücadele etmek, etkili paslar atmak veya çok top çalmak gerekiyor. kariyerin başında da bunları yapmak neredeyse imkansız. zaten teknik direktörün de ne yapacağı belli olmuyor. bir maçta ilk on birde başlarken kendinizi diğer maçta kadro dışında bulabiliyorsunuz. o yüzden başlarda mutlaka sabır gerektiren bir mod.
seneler ilerledikçe ise oyuncunun gelişimi çok net bir şekilde göze çarpıyor. maçın oyuncusu ve hatta yılın oyuncusu seçilme olasılığı artıyor. milli takıma çağrılmak ise ayrı bir gurur kaynağı. gerçek hayatta başaramadığımız bazı şeyleri sanal alemde yapmak bile mutluluk verici.
not: oyunu bilgisayarda oynamadım. playstation 2'de oynadım. ona göre yorum yapıyorum. ama sanıyorum ki bunlar, bilgisayarda da geçerli.
3.yılımı oynamama rağmen kazandığım paranın hala ne işe yaradığını bilmediğim gol atmanın bir hayli zor olduğu bir o kadar güzel pes10 oyun modlarından bir tanesi...
adamı televizyon başına bağlayan pes modu. 2010'da da yer almış ve zevkle herkesi oynatmıştır. italya liginden başlandığında ilk profesyonel teklifler arasında genoa'nın seçilmesi yerinde olacaktır. en azından european masters cup'a ilk sezon sonunda katılınabiliyor.
oyuncu çok hızlı gelişiyor ve 3-4 sezon sonra defanstan top kapıp bütün sahayı geçerek jeneriklik goller atabiliyorsunuz. ama yedek bir kayıt dosyanız olsun mümkünse, sonra her şey çöpe gidebilir bir kayıt hatası yüzünden. benim gitti, oradan biliyorum.*
paris saint german de başlayan kariyerimde devre arasında takımdan ayrılarak belki de kariyerimin en önemli kararını vermiştim. 17 maçta yalnızca 1 gol atmayı başarmıştım fakat takımın dizilişi pek umut vaat etmiyordu. gittiğim takımsa ingilterenin ortasıra takımlarından newcastle united idi. takımda yer mücadelesi yaparken çok hırpalandım ama sonunda formayı sırtıma geçirmiştim. ilk yılımda sezonun en iyi 11ine girebilmek müthiş bir başarıydı fakat esas başarı 3 sene sonra gelecekti. 21 yaşımda uefa kupasını newcastle'a getirmek büyük başarıydı. finalde 1 gol 1 asistle oynamam ise ayrı bir gurur kaynağıydı.
bu sırada her sezon gelen transfer tekliflerini reddediyordum. ta ki barcelona'dan teklif gelene kadar... barcelonada lig şampiyonluğu ve şampiyonlar ligi şampiyonluğu elde ettim fakat bir mutsuzluk vardı. xavi, iniesta ve etoo üçlüsü beni aralarına almıyorlar ne bir pas veriyor ne bir orta yapıyorlardı. teknik ekibin buna müdahele etmemesi beni iyice çileden çıkardı ve üzerime domuz kafası atılması riskini göze alarak idolüm figonun peşinden gittim ve real madrid'e transfer oldum. artık en büyük düşmanlarıydım katalanların. onların elinden lig şampiyonluğunu ve şampiyonlar ligi şampiyonluğunu aldım. artık kariyerimin son günleriydi ve kazanmadığım kupa kalmamıştı. kariyerimi tekrar newcastleda tamamlamak istedim fakat yönetim gitmemi her seferinde engelledi. real madrid'in en büyük yıldızları listesine adımı yazmışlardı artık... *
heracles'de başladığım kariyerimde ilk yılımda hollanda ligini gol kralı olarak bitirdim. ikinci sezonun ortasında manchester city'den teklif aldım. 18 yaşındaki genç bir oyuncu için rüya sayılacak bu teklife atladım doğrudan. yalnız beni kötü bir sürpriz bekliyordu, city'ye gittiğim ilk anda beni antrenman takımına koydular. neyse çok sürünmedim orda, iki antrenman maçında a takımı perişan edince, hemen maç kadrosuna alındım. city'de geçen 1,5 sezonun ardından oyundaki en büyük iki hedefimden biri olan liverpool'a transfer oldum. muhteşem bir sezon geçirmeme rağmen yeni heyecanlar istiyorum diyerek, Lyon'a transfer oldum. amacım Lyon'a da CL kupasını kazandırmaktı. bunu da başardıktan sonra lyon'daki misyonumu tamamladığımı düşünerek , italya ligi tecrübesi yaşamak için roma'ya transfer oldum. aslında hedefim barcelona'ydı ama onlardan bir teklif alamadım. roma ile de cl kupasını kazandıktan sonra, dünya kupası'nda fırtına gibi estim. barca'dan beklediğim teklif gelmiyordu bir türlü, transferin kapanmasına 3 hafta vardı ve AC milan'a göz kırpıyordum. dünya kupası final maçı sonrası ac milan'a imza atacağımı söyledim. Fakat o da ne final maçının hemen ardından barca'dan teklif aldım. tabiki de hiç düşünmeden oraya gittim. berlusconi'nin yakalarsam fena yaparım o çocuğu dediği söyleniyor hakkımda. bu arada arjantin mili takımında forma giyen ilk türk oyuncu olarak da mutluyum. seneye barcelona'dan ayrılıp ac milan'a giderim artık ayıp ettik adamlara.
ailesi almanya'ya göçmüş bir türk asıllı alman'ın hikayesini canlandırıyordum. aile baskısı yüzünden alman milli takımını seçmiştim ve türkiye'den yoğun tepki alıyordum. sanırım racing santander'de başladığım kariyerimde ilk basamağımı çıkıp atletico madrid'e real'e meydan okumaya gelmiştim.ilk sezonumda 14 gol, 10 asist yapıp vazgeçilmez olduğumu kanıtlamıştım. ikinci sezonumda asist kralı olma hedefim vardı. takımdaki diğer yıldız agüero beni asist kralı yapmamak için elinden geleni yapıyordu. diğerlerinin paslarını leblebi gibi gol yaparken benim paslarımda cenabet kesiliyordu. hayır paslarda %100'lük ha. dedim bu sezon transfer olup seni bulacaam oğlum! bu sezonumda ise ligde ve avrupa'da 19 gol, 13 asist yapmıştım. ligde şampiyon, cl'den elenip uefa'da final oynama başarısını gösterip finalde liverpool'a elendik. o sezon sonu almanya'dan milli davet geldi ve kariyerimi düşünüp kabul ettim. evet istediğim oluyordu ve transfer döneminde barcelona ve real'den teklif gelmişti. hiç düşünmeden forza barça deyip katalan olmuştum. rüya takımın bir parçası olmuştum. -to be continued-