duyulduğu yerlerde insana hoparlörü patlatma sevdası aşılayan, demet akalın'dan beklenebilecek kalitedeki züper ötesi nota kümesi (kafiyeyi de korum acımam). banka soygunu falan olsa da "eller havaya" yapsak sevdasındaki angutların yepyeni gözdesidir bu şarkı, kendilerine isviçreli bilim adamları bilem derman olamamaktadır. demet ablacım merak ediyorum bu ibrahim kutluay isimli muhterem vatandaşımız sana naptı da 10 senedir bi susmadın gitti? valla albüm falan yapmayı keseceksen, şu adamla bi yüzyüze konuşayım yahu yeter be ben de insanım, duymak zorunda mıyım şu zırvalıkları her yaz? öz diyarbakırlı arkadaşlardan repleri bekliyorum emeğe saygı...
küçücükken daracık yokuşundan ayağım kayarak inmeme rağmen elimde kovam,küreğim elimde annemle parkında oynadığım yer.insan büyüdükçe her şey değişiyor ya bebek de değişti zamanla.küçüktü bebek, içinde sadece oranın halkı vardı tanırdık her gün gördüklerimizi sonra noldu?yıktılar eski evleri otopark yaptılar, parkında oturacak yer bırakmadılar, yeni yetmelere özgü kafeler açıp onların ilgisini çekme peşine düştüler, sokaklarını kocaman jipleriyle işgal ettiler...öyle kalabalık oldu ki sanki istanbul'dan uzak saklanacağın bir yerken dahil ettiler kalabalığa ,şarkı sözü yaptılar iki tur attılar...bilemedim ne biçim iştir bu.
sevgilimi koluma takarım,
bebek'te üç beş tur atarım,
olmadı bi de sinema yaparım,
gördüğün gibi çok unutkanım.
gördüğüm gibi o kadar derin ve o kadar mesaj dolu şarkı ki evde bekliyorum sözüyle mahvetmiştir beni. sonrasında birde tribi vardır. gelme istemiyorum diye. ve mesaja geldiğimiz zaman; hemen yeni bir aşık bulunuryerin çabuk doldurulur sözleri.
harbiden olmadı diyoruz ve bir de miami yap ve orada kal gözünü seveyim. bünyemiz kaldırmaz oldu.
dünya üzerindeki tüm yaratıkların en şirin, en masum, en sevilesi hali...
ufaklık, mis gibi kokusuyla, tüm dünyadaki en güzel duygularla çıkageldiğinde ne hissedeceğini şaşırıyor insan. sanki bebekle yeniden doğuyor gibi tanıyor dünyayı, bambaşka gözlerle bakmayı öğreniyor! bebek bir nimet, bir hediye, yepyeni bir aşk oluyor yuvaya...
insan bebek beklerken hep ağzını, burnunu, gözlerini merak ediyor. tekmelerken minicik ayaklarını, ellerini düşünüyor. sonra çıkıp geldiğinde, henüz açamadığı gözleriyle ilk karşılaştığında değişiyor duygular. ilk inatlarını yaptığında, ilk bilinçli kahkahasını attığında algılıyor onun da insan olduğunu. kişiliği olduğunu anlamaya, o ufak tefek karamela sepetinin kendinden bir farkı olmadığını görmeye başlıyor...
bebek, küçük insan! tüm yaşamımı gözden geçirmeme neden olmuş mucize. hayatımın büyük bir bölümü 3 haftalık bir bebeğe bakıp "acaba ne düşünüyor şu an? ne hissediyor?" demekle geçiyor şu an. onu anlamaya çalışmakla... sarıp, koruyabileyim; öpüp koklayabileyim; hep yanında olabileyim istiyorum elbette ama hiç böyle bakmamamıştım bir bebeğe daha önce. insan olduğunu, kişiliğini kavrayarak; saygıyla. önce anlamak istiyorum seni bebek, anlayayım ki daha çok sevebileyim...
bu yaz boku yediğimizin resmi olan şarkıdır. adeta bir hastalık gibi genç kızlarımız arasına hızla ilerliyor, şimdiden kızların diline dolanmış bile bu şarkıyı hoplaya zıplaya hep bir ağızdan söyleyen kızları düşünün. neyse bi şey diyemiyorum. bir de o gülme efekti yok mu aman allahım akıllara zarar.
bu unuttum seni, buldum yenisini, keyfime bakarım, seni silerim, umrumda değilsin adammısın türevi şarkıların modası ne zaman geçecek merak ediyorum.
ne vardı bu kadını delirtti de ibrahim kutluay. niye saldı milletin üstüne.
sefasını o sürdü cefasını biz çekiyoruz bu şarkılarla anasını satıyım.
bebeğin yüzünün, erişkin hemtüründe serotonin, melatonin, endorfin gibi ne kadar mutluluk hormonu varsa salgılattığı söylenir. bu agucu cucu tavırları hep bu hormonların işi, şerefsizler!.
doğa, yeni meydana getirdiği yapıları o kadar güzel bir biçimle oluşturuyor ki, daha önce oluşmuş olanlar onu seviyor, kolluyor, koruyor. hatta farklı türler arasında bile bu var, "ay canımmmm!! ne tatlı çita yavrusu" bile dediği oluyor insanların. yalnız bu hormonlar herkesde aynı şekilde işlemiyor tabii. bazı insanlar hiç hormonlarını yormaz bir bebek gördüklerinde.
annelerin işi ise iyice zorlaşıyor bu hormonlar yüzünden, zaten var olan salgılar üzerine bir de annelik ile desteklenmiş bir görev biniyor ki taşınacak yük değil vesselam.