adam gibi adamdı...çok kültürlü bir adamdı ama bunu hiç kompleks konusu yapıp birilerini aşağılamak için kullanmadığı gibi, "anadolu" adamı olup "şalvar giyip klip çekmeyi tercih etti. çok iyi derecede fransızca ve ingilizce konuşurdu ama, bunu tek bir kere bile dile getirmemiştir.
hiçbir şarkısında "ben var ya büyük adamım" havası yoktur, ve çok önemli mesajlar içeren şarkılar yapmış belki de tek türk tür. sırf "aşk, meşk" üzerine şarkı yapmaktan sıkıldığı için "domates biber ve patlıcan" üzerine şarkı yaparak türkiye´yi geç dünya çapında da çok ender görülen sanatçılardandır (ben hiçbir batılı tanımıyorum "yumurta" ya da balık ızgara üzerine şarkı yapmış olsun), kah "kendisini hıyar gibi hisseder" kah kol düğmelerini ayrı ayrı kollarda oldukları için, birbirinden ayrılan sevgililere benzetir.
...barış, herşey bir yana çok sıradışıdır....çok....hani "yeri doldurulamayacak" derler ya, işte o hesap bir adamdır, barış manço....anadolu adamı olmayı aşağı birşey olarak görmeyen, "özenti" olmayan, gerçek bir türk büyüğüdür o. "anadolulu" olmaktan gurur duyan neredeyse tek türk sanatçısıdır kendisi....bu kadar kültürlü olup da bu kadar anadoluyu anlamış adam anadoludan hemen hiç çıkmamıştır. bizimkiler genellikle kültürü anadolulaşmak için değil, "batılılaşmak" için kullanırlar. bu bakımdan barış manço bir türk gencinin gerçekten örnek alması gereken bir sanatçıdır...
anadolu kendisini sahiplenen barış´ı hiçbir zaman unutmayacaktır. anadolu böyle de kadirşinas bir yerdir. kendisine yöneleni işte böyle hep anar, ve unutmaz.
aç, susuz, zulm edilen milletini yaşamı boyunca siklememiş, moda daki sırça köşkünde semirip orada şaibeli bir şekilde ölmüş şarkıcı.*
tam tersi için (bkz: ahmet kaya)
yeri dolmayacak olan; sesine, şarkılarına, tavrına, duruşuna kurban olunası insan. keşkeli cümleler kurmak istemiyorum ama keşke şu an, şimdi, bu yaşımda, herhangi bir konserinde şarkılarını dinliyor olsaydım, olabilseydim..
daha düne kadar Barış Manço dendiğinde aklıma çocuk programları yapan, süleyman, domates-biber-patlıcan diye bir şarkısı olan, adam olucak çocuk falan gelirdi aklıma. Geçtiğimiz günlerde bu adamın yaptıklarına baktım. ilk çektiği kliplere, yurt dışındaki konserlerine, özellikle japonya tabii, yaptığı şarkıları can kulağıyla dinledim. Bu adam içinde aşk olan ama gerçek aşk olan, insanı dinlediğinde böyle içinden yakalayıp avuçlayan, bazende hiç aşkla ilgisi olmayan süleyman diye bir isimden çok eğlenceli şarkılar yapıp yine insanı coşturan yani yaptığı işi iyi yapan bir adammış. örneğin sarı çizmeli mehmet ağa şarkısı ben bu şarkıyı komik bulurdum düne kadar. şarı çizmeli mehmet ağa, böyle şarkımı olur diye düşünüp gülerdim. meğer ne çok şey anlatmış o şarkıda, resmen insanlara yapması gerekenleri hatırlatmış ama yine komik bir başlık altında. evini dolaştım çok ama çok mütevaziymiş. hakkında hiç birşey bilmiyor olmamız belkide çok medyatik olmayışıydı bilmiyorum, yada yaşım çok küçüktü o öldüğünde o zamanlar düşünemedim şimdi mi anlamaya çalıştım bilmiyorum. bu adam insanları seven, saygı duyan, başlık altında yazan arkadaşlardan gördüğüm kadarıyla gönderilen her kişinin mektubuna cevap veren, çok güzel resim yapan... söylenicek çok şey var gibi hissediyorum. nerdeyse şarkılarıyla devrim yapan bile diyebilcem. ilk şarkılarını yaptığında belki klip bile yoktu ülkede. ama şu an bile olmayacak kadar eğlenceli klipler yapmış. değişik çok ilginç bir insanmış. seviyorum barış mançoyu ve şu yakın tarihten sonra çok büyük hayranıyım. öldüğünde küçüktüm tanışabilmek için ya ben geç doğmuşum yada sen erken.
beş dakikada unuttuğumuz asil insan. ulan biz ne kadar adi bir toplumuz arkadaş. japonlara ayakta türkçe şarkı söyleten adamı unuttuk lan. amerikalılar hala elvis presley diyorlar. memlekete bu kadar hizmeti olmuş bir sanatçıyı kimse çalmıyor. anlatmıyor. yeni nesil bu müthiş insanı tanımıyor. kendini defalarca aşmış bir sanatçıydı barış manço. türk kimliğine hayrandı. biz ne yaptık unuttuk. malız lan biz.
ben daha çocuk iken öldüğünde bir daha göremeyeceğim için ağladığım, şimdi ise çocuklarımın göremeyeceği için hüzünlendiğim inanılmaz insan. müthiş bir insan olmasının yaptığı şahane müziğin yanında bonus olduğu, kanaatimce ülkenin en büyük sanatçısı.
ölümüyle tüm japonya da ulusal yas ilan edilen, aynı zamanda evrensel sanatçı seçilen, türkiye ye çok şey katan ender sanatçılardan. ne ardında bıraktıklarını, ne de kendisini unuttuk...
bana annannemi hatırlatan sanatçı.97 de kaybettiğim ananemin en sevdiği sanatçıdır bu ölümsüz dev.Belkide onu kaybettiğimizde anlamıştım ananemin öldüğünü ve annemle birbirimize sarılarak ağlamıştık.
tanım:gecenin bu saatinde tesadüfen karşılaştığım bir şarkısıyla gözlerimi ıslatan sanatçı.
(bkz: http://fizy.com/#s/1aj4pg) onun bananesine yazdığı bu şarkı da bana her seferinde ananemi hatırlatmıştır.
rahmetli (bkz: attila ilhan)'ın türkiyede ulusal kültür sentezini yapabilen bir kaç kişiden biri olarak nitelendirdiği gelenekten geleceğe vizyonu olan çocuk yaşlı herkese hitap eden erdemli ve töleranslı büyük besteci söz yazarı. paylaşım, ahlak, cömertlik, alınteriyle para kazanmak, dünya malına aldanmamak, dayanışma, fedakarlık, özü sözü bir olmak gibi mesajları sıklıkla veren bir modern ozandır. doğru bir ahlak oluşturmak isteyen ve dünya ve ahiret saadetini arzulayan er kişi için (bkz: halil ibrahim sofrası) (bkz: sarı çizmeli mehmet ağa) (bkz: kazma) yeterde artar bile. onun gibiler o kadar azdı ki. mekanı cennet ruhu şad olsun...
alnı açık gözü toklar buyursunlar baş köşeye
kula kulluk edenlerse ömur boyu taş köşeye
nefsine hakim olursan kurulursun tahtına
çalakaşık saldırırsan ne çıkarsa bahtına
para pula ihtişama aldanıp kanma dostum
içi boş insanların bu dünyada yeri yok...
yaz dostum,
yoksul görsen besle kaymak bal ile
garipleri giydir ipek şal ile
öksüz görsen sar kanadın kolunu
kimse göçmez bu dünyadan mal ile
en güzel pilav dimyatta pişer
yanında hoşaf pek güzel gider
sen yan gelip yatar karnın guruldarken
evdeki bulgur herkese yeter
şam ipeğinden burma giysen bile
zemzem suyuyla yıkansan bile
dünya ahiret bir keyif sürmek için
mutlak dökmeli helal alınteri...