kebeğne için sokağa heşteginde, ama siz 4 parmağınızla gezinirken hede hödöydünüz diye bişeyler saçmalamış.
ulan pezevenk. hadi masum sivil halk ile terörist grupları ayıramıyorsun. ( şimdi kobane de sivil halklar var yeaa diyenler olacaktır, bunu diyenleri vurunuz, zira orada nah sivil halk var şu anda, ki hadi diyelim sivil halk orada, niye orada bıraktınız pezevenkler? diye sormadan da edemem)
kişisel karşılaştırma yapacak halim yok, ama o en azından rabia diye bağıran topluluklar bir tane kaldırım taşı bile sökmedi.
istanbul da sadece 4 araç yanınca, kurtaracaz mı sandınız kobağneee yi ?
Alevi mezhepçisi işte. solculuk maskesi altında yapıyor bu mezhepçiliği. asıl amacı ülkemizin içine nifak tohumu sokmak bu şerefsizin. esed kaç bin kişiyi katlederken ülkesini korumak için yapıyo teröristleri temizliyo dedin hiç bir duyarlılığın yoktu ama berkin elvan katledildiği zaman ağzından salyalar akıta akıta mezhepçiler, alevi diye yaptınız falan dedin . bırak şu çifte standardı! ölümlerde bari yapma barış efendi!
Küfür edilerek onu destekleyenlerin yolundan dönmeyeceği aksine insan fıtratından dolayı daha bir bağlabacağı kimse.ideoloji aşılamada Üslub önemlidir.
bir çok sanatçıyla beraber halkın tarafında yer alarak ağzından çıkan sözleri bizzat kendisi yerine getirmiş ve ne mevki ne para dert edinmiş biz şanlı halkın sanatçısı.
kendim açımdan en sevdiğim özelliği, kendiside kendinden emin bir şekilde söylediklerinden de anlaşılacağı gibi iktidarın gezi eylemlerinde desteklediği tavır yüzünden sesini çıkarmamış yada destek vermiş sanatçımsı ünlülere korkmadan lafını esirgemeden yerinde sıfatlar kullanan adam.yaptıkları kendi bireysel düşüncesine değilde baya bilgi birikimine ve cumhuriyetin ilkelerine, halkın güvenliğine dayandırarak hem politik hemde sanatçı kimliğiyle biz halka tercüman olmuş, tam iktidar bir şeyler söylerken sert dille ama üsluplu yanıt vererek bizleri sakinleştiren süreçlerde liderlik vasfının hakkını verebilmiştir.
yaptığı kötü bir şey değil. ona buna yaranmıyor. ama kitleler büyük düşünür, izinden gidilecek şahsa çok erken dönüştürdü. emek, özgürlük, devrim gibi konuları sık sık ağzına alanları ayrı bir alana koyuyoruz. ah şu twitter muhalifliğinin gücü...
An itibariyle attığı tweet şudur:
"El-Nusra TSK desteğiyle ilerlemeye çalışıyor. Reyhanlı'ya iki havan topu düştüğü haberi var. Arkadaş siz hasta mısınız, napıyorsunuz ?"
deniz gezmiş benzetmelerini görünce, günümüz solcumsularına bir kez daha acımama sebep olan oyuncu.
bizim solcular gerçekten adam olmaz lan. iki fiyakalı kelime, iki popüler hareket görünce hemen dipleri düşüyor heriflerin.
olum barış atay'ı beğenirsiniz, seversiniz, takdir edersiniz orası ayrı; lakin deniz, mahir yakıştırmaları yapmak denizlere, mahirlere hakaret olur lan. kendinize gelin, açın biraz kitap okuyun. youtube videolarıyla devrimcilik, devrimci teori öğrenilmez.
fox tv'de liseli bir ergeni canlandırmak ona yetiyordu. bence yine o tip işlere dönsün, memleketteki bayat solcu kadrosu fazlası ile dolu.
bi bitin olum oldu mu?
edit: ayrıca dhkp c'ye elbette laf edemez, ethem sarısülük pir sultan bilmem ne ayağı yaparak popülizm yapar böyleleri. ama kendi ellerindeki kanı asla görmek istemezler çünkü işlerine gelmez.
barış atay hakkında sağlam bi yazı giydiririm de şimdi o inanç grubunu rencide etmesi de var. o yüzden kendisi için değmez.
ne mal olduklarını çok çok iyi biliyorum bu barış atay gibi ''hatay cumhuriyeti'' sakinlerinin.
arka sıradakiler gibi bir dizide nasıl oynatılmış merak edilen sanatçıdır.
zira müthiş bir hitabet sanatına , karaktere ve yüreğe sahip kişidir.
sanat ve hukuk hakkında yaptığı konuşmada tüm sanat camiasını kendine hayran bırakırken çıkarlarına ters düşen bazı şerefsizleri de rahatsız etmiştir.
gururumuzdur. eksik olmasındır.
ne kadar özgürüz sorunsalına şöyle bir açıklama yapmıştır ki ;
--spoiler--
ülkemin savcısının hayal gücünü zorlayan sizlere bu ülkenin bir genci olarak şunu söylemek zorunluluğumdur.
biz sizden özgürlük talep etmiyoruz. bizler, sizerin hayal dahi edemeyeceği kadar özgürüz. şeyh bedrettin gibi özgürüz.
işkence karşısında tek bir geri adım atmayan hallacı mansur, dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan diyen pir sultan abdal gibi özgürüz. zulmün karşısında eğilmeyen deniz gibi, mahir gibi, üzerinizden nemalanmaya çalıştığınız erdal gibi özgürüz. cesaretlerinden, güzel gülüşlerinden korktuğunuz ali ismail korkmaz, ethem, abdullah, ahmet, medeni, mehmet, hasan ferit ve berkin elvan gibi özgürüz ve sizler asla özgürlüğümüzü elimizden alamayacaksınız."
(#22716071) bu entryde bahsedilen Hukuk Sanatla buluşuyor etkinliğindeki konuşması şöyledir:
bu da metin:
--spoiler--
"sanata ve özellikle tiyatroya olan aşkımın en büyük sebeplerinden biri hayal gücünün sınırsızlığına olan hayranlığımdır. hayal gücünü geliştiren etkenlerden biri de kuşkusuz çocukluğumda dinlediğim, duyduğum masallardır. bir çocukken ağzımız açık dinlediğimiz masallar için bunca yıl sonra söyleyebileceğim en öncelikli şey her masalın sonunda iyilerin bütün zorluklara rağmen kazandığıdır. bir masal kahramanı değiliz elbette ama bu zor günlerde, biliyorum ki, cesur ve iyi bir masal kahramanı gibi karşımızdaki bütün kötülüklerin üstesinden geleceğiz ve karşımıza çıkan bütün engellere, engellemelere rağmen korkusuzca doğruları söylemeye devam edeceğiz. işte bu sebeplerden dolayı sanat, özü itibarıyla muhaliftir. sanatçı, ideolojisi ne olursa olsun, hiçbir durumda, iktidarın ya da egemen güçlerin güdümünde olmaz, olamaz. gördüğü her yanlışı, yarattığı, icra ettiği sanat eseri dahil, fırsat bulduğu her ortamda söyler ve farkındalık yaratır. o yüzden de faşist, dikta rejimlerinin en çok saldırdığı alanlardan biri sanattır ve her defasında yanlışlarını yüzlerine vuran sanatçıları zapturapt altına almaya çalışır.
bunun örneklerini türkiyede daha önce görmediğimizi söyleyemeyiz ne yazık ki... nâzım hikmet, sabahattin ali, ahmet kaya, yılmaz güney gibi daha birçoklarını sayabileceğimiz nice edebiyatçı ve sanatçı yaşadıkları dönemlerin egemenlerine karşı, cesurca mücadele ettikleri için baskılara maruz kalmış ve bedeller ödemiştir. akpnin 12 yıllık baskıcı rejiminin en sert zamanlarını yaşadığımız günümüzde de durum pek farklı değil. devlet tiyatroları ve şehir tiyatrolarını kendi ideolojilerine göre dizayn etmeye çabalayan hükümet, muhalif özel tiyatrolara yardımı keserek, gözdağı vermeye çalışmaktadır. hatta adına muhafazakâr sanat dediği bir sözüm ona durum yaratmaya çalışarak, tiyatro başta olmak üzere, sanatın her alanına müdahale etmektedir. ucube diyerek heykelleri yıktırmakta, içine tükürmekte, resim sergilerini engellemekte, şarkı sözlerini, tv dizilerini sansürlemekte, sinema filmlerinin ne kadar ahlâklı ve aile yapısına uygun olup olmadığını tartışmakta, balerinlerin eteğini uzatmayı, sunucuların dekoltelerini kapatmayı kendine görev edinmekte; arkeolojik kazılara çanak çömlek diye yutturamayacağı kadar büyük olanları barajlarla sular altında bırakmaktadır. bir nevi ortaçağ karanlığı özlemiyle yanıp tutuşanlar, bu ülkenin özgür geleceği için mücadele eden düşünce, edibiyat, sanat ve bilim insanlarının davalarını halkından ve ülkesinden uzaklaştırmak için ellerinden geleni yapmaktadır.
kendi alanlarında çok değerli sanatçılar, mehmet ali alaboraya yapıldığı gibi, meydanlarda yuhalatılmakta, fazıl say gibi hapse atılmakla tehdit edilmekte ve iktidar yanlısı gazetelerden iğrenç manşetlerle hedef gösterilmektedir. fakat kendilerine sorgusuz sualsiz itaat eden, omurgasız, hiçbir düşünceye ve kendine ait bir fikre sahip olmayan - sözüm ona - sanatçıları, halka işte sizin sanatınız ve sanatçınız diye yutturmaya çalışmaktadır. özellikle gezi direnişinden bu yana muhalif, karşı sesi bastırmak için insan üstü bir çaba sarf eden iktidar güçleri, sesini kesemediği her kesimle bir şekilde işsiz bırakımayı denemektedir. gazetecisinden sanatçısına herkes, iktidara 12 yıl boyunca sonsuz destek veren tv kanalları ve gazetelerin sahiplerinin de çanak tutmasıyla bu operasyonlardan nasibini almaktadır. işsiz bırakılarak susturamadığı insanları karalamaktan çekinmeyen iktidar, 50 kilogram uyuşturucuyla yakalanan ve içici olduğunu iddia eden başbakan yeğenlerini görmezden gelmekte, ama oyuncuları sabah operasyonları ile evlerinden alıp, uyuşturucu satan ve durmadan içen müptelalar gibi göstererek, itibarsızlaştırmaya çalışmaktadır.
bütün bunları tabii ki şaşırdığım için söylüyor değilim. zaten kendileri milyar dolarları ayakkabı kutularında götürürken, baklava çalan çocukları hapseden, başkasının yerine akbil basan ve devleti 4 lira zarara uğratan güvenlik görevlisine 7 yıl isteyen, cezaevinde çocuklara tecavüz edilmesine sessiz kalan, onlarca yaratığın tecavczüne uğrayan küçücük kızları rızası vardı diyerek suçlu çıkarmaya çalışan, gencecik, cesur ve yiğit çocuklarını sokak ortalarında, meydanlarda öldürülmesinin emrini verdiğini söyleyip, polisi kahraman ilan eden ama operasyonlar kendilerine ve oğullarına ulaşınca kahraman polislerin binlercesini ülkesinin güzide yerlerini görsünler diye oradan oraya gezdiren, daha düne kadar el ele, kol kola ülkeyi beraber mahvettikeri, hatta ne istediler de vermedik dedikleri yol arkadaşlarını, çıkarları çatışınca inde yaşayan çete, paralel devlet olmakla suçlayan, sabah aynaya bakıp, kendi yüzlerini beğenmeseler, hemen suçunu dış mikralara atan, milyonlarca ağacı kesip, ormanları, sahilleri rant uğruna peşkeş çekip, yeşil sevdalısı olduklarında canlarını kurtarmaya çalışan gençlerini şiddetli polis saldırısı sürerken camide içki içtiklerini, üzeri çıplak onlarca erkeğin, başörtülü olduğu için bir kadına saldırdıkları fantazisini yaratan, hatta bu fantaziyi içeren görüntüleri 30 cumadır hâlâ izleteceğini iddia eden, taşı silah sayıp, sapanga atan teyzeyi terörist diye yargılayan ama mit eşliğinde satırlarla kafa kesen el-nusra üyelerine insani silah yardımında bulunan, kendi emirleriyle roboskide, gezide, kötü ve güdümlü dış politikaları yüzünden reyhanlıda katledilenlere ağzını açmayıp, mısırda, suriyede olanları dezenformatif haberlerle besleyip dillerinden düşürmeyen, dindarız diye övünüp, başbakanın allahın bütün vasıflarını taşıdığına inanan, dokunmanın ibadet, doğduğu yerin kutsal olduğunu düşünen, oğulları gözaltına alındığında acı çeken bakanlarla empati kurup, öldürülen çocukların babaları yokmuş gibi davranan, ülkede nerdeyse tutuklanmayan, yolsuzlukları ortaya çıkınca bundan masumiyet karinesini hatırlayan ama hâlâ her şeye rağmen sadece yol yapmakla ve toki binaları açmakla övünebilen, inşaat dışında hiçbir yetkinliği olmayan bir zihniyetin; 50 kilogram uyuşturucuyla yakalanan yeğeninin içici olduğuna inanmaması normaldir. çünkü bu fantazi dünyasına başka türlü ulaşılmaz.
ülkemin savcısının hayal gücünü zorlayan sizlere bu ülkenin bir genci olarak şunu söylemek zorunluluğumdur. biz sizden özgürlük talep etmiyoruz. bizler, sizerin hayal dahi edemeyeceği kadar özgürüz. şeyh bedrettin gibi özgürüz. işkence karşısında tek bir geri adım atmayan hallacı mansur, dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan diyen pir sultan abdal gibi özgürüz. zulmün karşısında eğilmeyen deniz gibi, mahir gibi, üzerinizden nemalanmaya çalıştığınız erdal gibi özgürüz. cesaretlerinden, güzel gülüşlerinden korktuğunuz ali ismail korkmaz, ethem, abdullah, ahmet, medeni, mehmet, hasan ferit ve berkin elvan gibi özgürüz ve sizler asla özgürlüğümüzü elimizden alamayacaksınız."
--spoiler--