offf insana çok dokunur, çok acıtır insanın içini. Allah'a sonsuz şükürler olsun ki bu hadise başıma gelmedi. ancak tahmin edebiliyorum zorluğunu.
Kolay mı ? evin çınarı gitmiş. güvendiğiniz, ''herkesi döver'' dediğiniz kahraman gitmiş. Her zaman desteğini omuzlarınızda hissettiğiniz efsane gitmiş. Kolay mı onca zorluğa rağmen sizi bu yaşa getirip öyle göçen kahramanın acısına dayanabilmek ?
kimileri için zerre kadar acı vermez. Çünkü o acının onlarca katını yaşamakla, yaşadığı zamanda yaptıklarıyla vermiştir. Sonuçta da şöyle bir tepki çıkar ortaya. (#16572924)
ama empati kursa dahi anlayamayacak olanlar vardır. Anlamasalar da anlamış gibi yapsalar en azından. sonuçta suç evlatta değildir.
\"Siz artık yetimsiniz\" cümlesini ilk duyduğunuzda çok garip olursunuz.Yetim kalmak nedir ki? o an anlayamazsınız ama gerçekten de zaman alışmayı öğretiyor.Artık resimlerine bakabiliyorsunuz, baba kelimesi ilk zamanlardaki kadar acı vermiyor mesela.Ama hala mezarına gitmek zor geliyor.Bir yanınız onunla konuşmayı çok özlüyor ama bir yanınızda gitmek istemiyor işte.Hep erteliyorsunuz mezar ziyaretlerini...Ama yine de unutulmadığını bilsin,üzülmesin düşüncesiyle gidiyorsunuz...
Aradılar sabah.
Babanız öldü dediler.
GÜlmek istedim.Şaka gibiydi.
Sen ölemezsin ki.Sen bir babaydın, benim babamdın ve seninle ilgili çoook planlarım vardı.
Gittim morga.Açtılar senin yüzünü.Çenen bağlanmıştı ama hala yüzün kırmızıydı.Yaşıyor gibiydin.Sonra tutunacak bir yer aradım.Bulamadım.Sonra oturdum ağladım, ağladım, ağladım.
insanlar bana senin cenazeni teslim almam gerektiğini söylüyorlardı.
Baba, nasıl bu kadar soğuk kanlı olabiliyorlardı o insanlar?
O an insanlardan nefret ettim.
Sonra dayımı, amcamı, teyzemi aradım.Kimse gelmedi.Ben aldırdım cenazeni, ben taşıdım tabutunu ve ben yıkattım seni baba.Ama seni toprağa vermeye gelemedim.Gücüm kalmamıştı.
Ayakta duramıyordum.Ve o an hiç vazgeçemem sandığım şehirden istanbul'dan vazgeçtim baba.
Seni memleketimizde yalnız bırakmaya gönlüm razı olmadı.Hem zaten yaşayamazdım ki orda artık...
Herkes babasıyla balığa,maça giderken sen babanın mezarına elinde çiçekle gidersin. Etraftakiler babalarıyla ilgili konuşurken ortamdan uzaklaşmak istersin. lisede yeni gelen hocalar babanın mesleğini sorduğunda sıra sana gelmemesi için dua edersin. Hayatın boyunca tüm sevinçlerinde, mezun olduğunda, başarılarında onun da görmesini istersin ama o göremez belki de görür ama sana söyleyemez.
ara sıra düşünüyorum. ne yaparım? ne hissederim? korkuyorum sonra bir şey hissetmeme ihtimalimden. soğuk kalma ihtimalimden. gelsin eve yaptığım tüm eşeklikler için özür diliyim sarılayım boynuna diyorum. yapmıyorum. sonra bir şey oluyor. başkalarına kızıyor, bana kızıyor. kahroluyorum. kendime değil, onun o haline. ama bir şey diyemiyorum. sanırım çok üzüyorum. onun için bir şeyler yapmaya çalışırken üzüyorumi beceremiyorum. ya da ne bileyim o belki umursamayıp geçiyor ama ben en ufak şeyi bile unutamıyorum. hem düşünmek istemiyorum, hem düşünüp kendimi hazırlamak istiyorum. rol yapmaya. ben galiba çok kırıyorum babamı. o yüzden istemiyorum ölmesini benden önce. özür dileyemeden gitmesini.
sol frame'de başlığını görünce bile gözleri dolduran, ağlatandır. allah benim ömrümden alsın, ona versindir. tüm babalar çocuklarını büyütebilse keşke. tüm hepsi başımızdan eksik olmasınlar. dinimiz, amin.
geçen hafta rüyamda gördüğüm, o rüyayı kabus olarak adlandırma sebebim. o kadar çok ağladım ve o kadar çok etkilenmiştim ki. hani uynanır uyanmaz -oh be rüyaymış! dersiniz, yüreğiniz hafifler kötü bir rüyadan sonra. işte uyandığımda ağlamaya devam etmiş, uyanık olduğumu olanların da bir rüya olduğunu idrak edememiştim bir süre. daha fazla hatırlamak istemediğimdir.
boşluğa düşersin nsıl olacak dersini nasıl yapacaz, kim tamir edecek, kime sığınılacak, kim desteklenecek, kim başarınla gurulanacak herkese öve öve anlatacak. Kime ben babmla içebilyorum gayet rahatız diyecek sonra bi boşluğa düşeceksin, onun yokluğu kim doldurabilecek ki.. sonra onu özleyeceksin onun yaşadığı zamanı, onun gençliğini kendi çocukluğu özleyeceksin.