annenizin yaşama veda etmesinden sonra başınıza gelebilecek en kötü şeydir. her umut babaya bağlıdır. ve onu kaybetme korkunuz 500 kat daha artmıştır. her gece aynı saatte babanın nefesi kontrol edilir. yaşıyorsa şükredilir. sabahın köründe aynı geveze adamı duymak ümidiyle baş yastığa konulur.
öyle anlık değil, sürekli. ara sıra yoklar daha da yakar. unutulur aman denmez, unutulmaz çünkü.
hele de 14 yaşında bir çocukken kaybetmişseniz daha koyar. hayat ben senin ta amına koyayım dedirtir. daha ona ihtiyaç varken çekip gitmiştir. 14 yaşındaki bir erkek çocuğu için çok acıdır bu durum. zira tam babasına ihtiyacı olan zamanlardır.
seneye okulu da bitiyor o 14 yaşında bırakıp gittiği çocuğunun. ondan sonra o çocuk evlenecek, çoluğa çocuğa karışacak belki. ama hala babasının 14 yaşında çocuğu olarak kalacak o.
Hiç beklemez insan babasının ölümünü..Sanki hiç olmayacakmış gibi gelir. Ama başına geldiği zaman inanamaz. Bir daha sorar. Babam gerçekten öldü mü? der. Karşısından hayır cevabını bekler. Aslında sruyu sorarken de ümitsizdir ama yine de sorar. Sonra morga gider. O cansız bedenini gördüğü zaman inanamaz. Kalkıp konuşacakmış gibi gelir. Sanki canlıymış sadece uyuyormuş gibi gelir. Sonra tabuta koyarlar ve yıkamaya götürürler. içeride yıkarlerken babanı taş üzerinde çevirme sesleri gelir kulağına. O anlık canı acıdı mı acaba diye düşünmeden alamazsın kendini. Çünkü; ölüsü bile senin için o kadar değerlidir ki zarar gelsin istemezsin. sonra kefenlerler ve buzhaneye koyarlar. Toprağa koyulurken de düşünürsün "o toprakta yatarken ben nasıl yatağımda yatacağım" diye.
Yaa işte böyledir babanın ölmesi. Ölüsü bile herşeyden daha değerlidir.
kimileri için çok büyük şeyler ifade ederken, kelimelerle anlatamıyacağı kadar yoğun bir duygu iken kimsi için hiç bir anlam ifade etmez sıradan bir olay gibi ama öle olması ne kadar acı verir insana değil mi?
Hayatı boyunca hiç doktora gitme gereksinimi bile duymamış olan babanın ölümünü ömür boyu hayatında bir büyük bir şok olarak yaşar. Üzerinden yıllar geçse de hala inanamazsın babanın öldüğüne...
Baba, en çok da neye şükrediyorum biliyor musun?
Sen bizi terk edip gittikten sonra ayakta durmayı öğrendim. Yaşam mücadelesinde hiç yanımda olmadıgın için "babaya bile güvenilmeyeceğini" öğrendim. Terk ettiğin günden beri adına lanetler ettiğim babama şimdi şükürler ediyorum. Çünkü; iyi ki bizi terk edip gittin. Yoksa şimdi bn ne yapardım?
sesinini unutmamak için hergün zihninizde anılarınızı yokladıgınız bi durumdur. Aslında bir yanınız hatırlamak istemez. Çünkü; öyle bir acı oturur ki yüreğine. Yaşadığın güne lanet edersin. Ama bir yanında hatırlamak ister. Çünkü;ileride birgün babanın sesini bile unuttuğunu fark edersen yüreğine bunun iki katı acı oturur. Bilirsin bunu o yüzden birgün de bu kadar acı cekmek istemezsin. Kendı aklınca o acıyı gunlere böler öyle katlanırsın.
4 ay kadar önce babamı hastaneye yatırdığımızda düşünmüştüm bunu, bu başlıktaki tüm yazıları okumuştum...
Babamın kan tahlillerinde kanser antijenlerinin sonucuna bakamamıştım...
Bugün çok sevdiğim, canım, ciğerim bi arkadaşım aradı, bende dışardaydım bikaç iş için. Telefonu açtım:
'babamı kaybettik estel' dedi. Ben anlayamadım. Celal amca bildiğim kanlı canlı, şen şakrak adam..
'şeyda, iyimisin, ne oldu' diyorum. 'iyi değilim estel tatilde babamı kaybettik, geldik gömdük babamı' dedi. 'canım ben şimdi dışardayım yarın evdeyseniz yarın geleyim size' dedim. Telefonu kapatık ama duramıyorum yerimde, yapmam gereken işler var. Yapamadım, otobüse bindim, evlerine gittim. Ev kalabalık, halalar teyzeler herkes orda arkadaşım ağlıyor annesi ağlıyor....
Sarıldım sıkı sıkı...
Oturduk o anlattı ben ağladım, belkide ben ondan çok ağladım, bitmiş onların gözlerindeki yaşlar artık...
Kendi babam geldi aklıma, hastanede o oda da yatarkenki hali hiç gitmiyor zaten gözümün önünden...
Ben babamı hiç hasta görnemiştim ozamana kadar, annemin deyimiyle o 'koca çınar'dı, yıkılmazdı. Ama 10 gün yattı hastanede damardan beslendi...
Bugün onunda ansızın ölebileceği geldi aklıma, hemde ansızın hiç bişey yokken, sadece ölebilirdi...
Canım arkadaşımın babası ölmüş... Ölmüş diyorum çünkü hala çıkıp gelecek gibi, ben bile inanamıyorken onun öldüğüne kızı, hemde en sevdiği gurur duyduğu kızı, nasıl inansın ki onun gittiğine...
Kızlar için babaları çok kıymetlidir. eminim 'baba sevgisi'ni tadan, o yıkılmaz, güçlü, dağ gibi bir güvenceyi hisseden herkes için babaları çok kıymetlidir tabi, ama bu kızlar için daha bir başkadır işte.
Prensini kaybetmiş, güvencesini kaybetmiş, karşılık beklemeksizin sevdiğini sevildiğini kaybetmiş...
Ben eve gelince babama sıkı sıkı sarıldım, onu çok sevdiğimi söyledim. Eğer sizinkide hala hayattaysa koşun gidin boynuna sarılın...
Arkadaşımın bugün tek rahatladığı nokta neydi biliyormusunuz? Otelde yemeğe inmeden önce babasına sarılmış öpmüş 'hadi biz iniyoruz sizde gelin' demiş. 10 dakika sonra abisinin çığlıklarına koşmuş odaya. Belki de şanslıdır o, babasına son defa sarılmış, kucağında ölmüş babası (gerçi buda nasıl bi acıdır)
düşünce yaralanan dizlerimi öpen, o zamanlar kıvırcık olan saçlarımı evdeki bakır bir tasa sıcak su koyarak tarayan, hep seven, hep fedakar olan babamı kaybedeli tam 13 yıl oldu. ve hafızamın onunla ilgili olan kısmını kaybedeli koca bir 13 yıl.
sanırım hatırlamaktan kaçış benimki... acı çekmekten kaçış. saçımı taradığı anlardan başka birşey yok anılarımda. bir de yanağımdaki gamzemden öpmesi dışında. kahramanınızın yokolması, güvendiğiniz tek insanın artık gelmiyeceğini bilmekse en çok can yakan.
büyüdüm artık... dizimdeki yaralardan daha çok canımı acıtan gerçeklerim var, öpünce geçmeyen. yürüdüğüm yollarda takılırken tutan yok, güç veren yok. eksik yaşanmış bir genç kızlık, yarım yamalak hatıralar bıraktın bana.
Onlar yaslandigimiz sutunlardir, aile binasini ayakta tutan...
ayni cati altinda yasamamizi saglayan kuvvetli, saglam sutunlar.
coktuklerinde bina da coker.
allah hayirli uzun omurler versin kalanlara.
son soz: "her canli olumu tadacaktir".
Bazen düşünüyorum bunu ya babam ölseydi ne olurdu diye. Babamla hiç anlaşamam çok tartışırız filan. Düşüncesi bile canımı çok yakıyor, ağlayacak gibi oluyorum.
Babasız geçen ilk doğum günü, ilk bayramlar vs vs.
Hani sabah kalkar da ilk babanın elini öpersin ya işte o baba yoktur artık...
Peki ya doğum gününü hatırlamadı diye kime kızacaksın içten içten.
Baba neden gittin ki sanki e iyiydik ya biz öyle...
kahramansız kaldığını bilmektir. bir kız çocuğu olarak özellikle babasız büyümenin çok zor olduğunu belirtmek isterim sayın yazarlar. koyuyo insana baba diyememek. babadna iizn alamamak. babam bırakır diyememek.