koca sekiz yıl oldu babamı kaybedeli. o zaman daha 15 yaşında hayatı yeni yeni tanımaya çalışan hayata sevgiyle bakan babasının çoçuğuydum. evet ya kimin çoğusun cevaplarına hep babamın çocuğuyum cevabını veren haylaz veledin tekiydim ben. en zor anlarımda hep o olurdu yanımda.
küçücük çocukken mahallede ki bahçelerde ki kiraz ağaçlarına çıkıp kiraz çalarken mahallenin huysuz ihtiyarına yakalanıp dayak yememek için ağlaya ağlaya eve kaçardık. babamızın yanına gelirdik.
o da anlatırdı yaptığımız şeyin yanlış olduğunu falan ama huysuz ihtiyar geldiğin de şikayete eve hep dimdik dururdu karşısında yavrusunu ezdirmezdi hiçbir zaman.
şimdi 23 yaşındayım ve ona ihtiyacım olduğunu daha çok hissediyorum. yakında düğünüm olacak.
ve düğün çalgıcımızdan şu anonsu hiç duyamayacağım.
damat bey ve damat beyin babasını piste davet ediyoruz efendim...
bu sayfayı beğenenleri anlamıyorum. Birilerinin babası ölmüş. Benim de ölmüştür. Ama birileri çıkıp nden beğeniyor ? Biri ölmüş ise biz bunu nden beğeniyoruz. Bu destek değildir. Yazarların sayfalarına bakıyorum. En beğenilen i babanın ölmesi ,annenin ölmesi...vb ne kadar acı değil mi ?
10 yaşında öğrendiğinden pek zor olmuyor açıkçası.
ancak yaş 20lere doğru yaklaştıkça hayatındaki eksikliğini hissediyorsun.
25 gibi keşke hayatta olsada güveneceğim bir dayanağım olsa diyorsun.
Babanın ölümü demek artık senın kımseye guvenemeyecek olman demek. insanların senın yuzune bakıp bos bos basın saolsun demelerıne hiç istemesende saol demek.
Babanın ölmesi demek yaşıyorsa anneyi daha cok sevmek demek. Gecelerı kalkıp yasıyor mu dıye nefesını kontrol etmek demek.
Babanın ölümü demek insanların ne kadar sahte ne kadar samıyetsız oldugunu dusunmek demek.
Babanın ölümü demek onu morgda gördugunde senn de ölmen demek.
Babanın ölümü demek (bnm gıbı babasında hıc sarılmamıs bırıysenız)keske ona bir kere sarılsaydım yaralarını sarardım belki diye dusunmek demek.
Ve en önemlisi babanının ölümü demek artık senın ölümden korkmaman demek. Çünkü Öldüğünde babanın yanına gideceğini bilmen demek. Cunku onu daha öldugu gun cok özlemeye baslamıs olman demek.
hiç olmamışın ölümüdür. siktir olup gidesidir. mezarı başında kına yakılası olaydır....
ekleme yaptım:
`önce annemle boşanan bizi yüzüstü bırakansın
eski karından tutup çektiğin kızın,
savaşırken kanser ile
uçkurunu ona tercih edensin
kardeşimin de dediği gibi bir köpek kulübesinde gebersin...`
eksileyen trollere sizin kardeşiniz kanser iken evden atılsa siz cengaver piçleri görmek isterdim...nasıl da baba sevgisi ile dolup hümanist olduğunuzu da.
bazen nefes almanızı zorlaştıran olay.
aklınıza öldüğü an geldiği zaman kafanızı duvarlara vurmak istersiniz. ama faydası yoktur.
yeryüzünde yaşanmış ve yaşanacak bütün acılar çok hafif gelir.
kendinizi çaresiz, kimsesiz, hissedersiniz.
içiniz ezilir adeta.
tarifi anlatılmaz bir boşluktur. ne kahvaltılar kahvaltıdır artık , ne aksam yemekleri aksam yemeği.
Hersey sıradanlaşır birden , Koskoca dünyada seni koruyacak kolluyacak kimse kalmadı artık hissiyle yaşama devam edersin.
Hep çıkıp gelicekmiş gibi hisseder bir türlü konduramazsın bu gidişi.
Her zaman güçlü olan o adam o hastalığa nasıl yenilir aklın almaz , nasıl çeker gider diye düşünür durumu kabullenemezsin.
sen eski sen değilsindir artık, Annen eski annen değildir , fişi çekilmiş bir alet , pili çıkarılmış bir oyuncak kadar sessiz ve kırık devam eder hayata, Sende ise tarifsiz bir kaybetme korkusu. Banyodaki traş köpüğünü , parfümünü aylarca kaldıramazsın , kimse buna teşebbüs edemez , gelicektir , gitmemiştir hissiyle uyur uyanırsın.Ara ara parfümünü koklar , banyodan sonra parfümleri sürünüp kim öpücek şimdi beni diyen sesini ne kadar özlediğini farkeder böğüre böğüre ağlarsın.
bir dönem bitmiştir artık. sizin gözünüzde süper kahraman olan adam artık yoktur. sonra kendine gelmeye çalışacaksın ama zorlanacaksın. göreceksin baba dan geriye kalan bir aile duruyor. baba nın boşluğunu dolduracaksın. dizginler senin elinde artık...
bunu en iyi yaşayan anlar. hayatında bir şey eksiktir artık. güvendiğin, sevdiğin insan artık yoktur. yerini kimse ama kimse dolduramaz. kendine gelemezsin. 1 yıl geçse de. geceleri gizli gizli ağlarsın ama nafile. geçmeyen, kapanmayan bir yara içindedir her an, her nefes alışında acır.
O öldüğünde 11 yaşındaydım ben daha ölümün ve babanın ne demek olduğunu kavrayamazken. O ölmüştü. Zaten hastalandığında da 9 yaşındaydım. Kanserdi, kanser ne demekti ki?
5. sınıfın ortasında doğru bir soru yapmıştım uzun zamandan sonra öğretmenim defterime imza atmıştı. Aman yarrabi ne büyük sevinçti o.. koşa koşa eve geldim gösterdim bak baba doğru yaptım, ben yaptım öğretmen imzaladı aferin dedi bana sapsarı teni, kısık sesiyle aferin kızım hep böyle ol. dedi. Annem uzaktan acı acı gülümsedi. Zaten hiç gülümsemezdi gülümseyemezdi. Dağ gibi adam yatağa hapsolmuştu. Bağırsakları dışarıda bakıma muhtaçtı. Yaz tatili geldi.. 5 tane 2 utana sıkıla gösterdim karnemi olsun kızım, seneye daha çok çalışırsın dedi. Tatile teyzemlerin yanına gönderdi bizi. 2 ağustostu.. 3 ağustos sabah 4 telefon çaldı haber geldi. Teyzem bir şey söylemedi. En büyük ablam anladı.. öldü di mi öldü.. kim öldü noldu derken beni giydirip çıktık yola. Vardık eve.. bembeyazdı gülümsüyordu, gözleri kahverengiydi ama yeşil olmuştu. Öptüm, yüzünü sevdim. Anneme sarıldım ağladık. Çok ağladık.. selası okundu.. üzerinde kocaman bıçak vardı.. beyaz çarşaf.. tabutu geldi.. aldı götürdüler.. sonra geri geldi tabutun içinde hakkınızı helal ediyormusunuz 3 kere sordu hoca o ne demekti ki? Aldılar bir daha götürdüler.. terastan caminin avlusunu izledik.. bir yığın insan cami avlusu dolmuş taşmış.. çok kalabalık neden? dedim kimse bir şey söylemedi.. gittiler sonra.. herkes gitti.. amcamlar geldi.. artık biz varız dedi.. annem topladı 3 kızı aldı götürdü.. çok kızdılar bize.. çünkü artık ne babam ne amcalar vardı.. sadece 4 kişiydik.. annem ve 2 ablam.. hee birde o ölmeden aldığı parfümü..
Babanın ölmesi böyledir işte.. hep aklınızdadır.. hep boşsunuzdur. Ne kadar bilirsen bil boşsunudur.. yaslanacağın bir dağ yoktur..
gece gece eleme boğdu bu başlık. benim babam, çok korkardı ölümden, kalp hastasıydı, geceleri ölüm korkusundan sıçrayarak uyandığına defalarca şahit oldum, bu korkuyu aslan babanda gördüğün zaman, onun ölümü daha bir yakar adamı.
Yere serilmiş koltuk süngerleri üzerinde, boylu boyunca uzanan bi beden. Yaklaşan donuyor, üşüten bi sessizlik kaplamış her yeri. Bi ufak doz alsa, insan kusturur bu sessizlik.
adam hala yerde yatıyor. Teninde beyaz bulutlar ve parlamayı unutmuş bi parça gün ışığı. Çiğnenip kenarda bi yerde saklanmış, grileşmiş bi sakız gibi adamın teni.
Adam ısrarla yerde yatıyor. Yerde yatılmaz üşünüüüüür. Hem oyun saatimiz. kucak atlıkarıncasına binip oynamak istiyorum.. susmamı istiyorlar. Susmak bilmeyen yerlerime hakim olamıyorum.
kalk oynayalım diyen sesim 40 haramileri daha da üzüyor, dizlerine vura vura ağlamaya başlıyorlar...
"yazık yavrular daha çok küçüüüük"
avuçlarıma sığmayan bu el n kadar da ağır ve ellerinde sakladığı buzlar çok üşütmüş tenini. Hadi kalk oynayalım.
Baba ölmenin zamanı mıydı? ilk tokadı bana sen atmalı, ilk azarı senden işitmeli ve ilk yalanımı sana söylemeliydim.
Bu hayat yalanlar olmadan yaşanamazdı eğer bi pickurusuysanız. Önce kendinize yalan söylemeyi öğrenirdiniz.
yıllarca kaçtığınız, sizi alacağından kaçındığınızçocuk aklı işte oysa o kadar düşüncelidir ki aklından bile geçirmez babanızla daha yeni baba-kız olmaya başladığınız durumda gelişen hadisedir.
olay bundan tam 32 gün önce olmuştur. babanız onu tam hissettikten 2 hafta sonra kalp krizi geçirmiştir. yılların yorgunluğuyla tam baba artık sen varsın, "artık ben varım kızım, babanız hala hayatta" demiştir ki onun ardından olur her şey.
babasıyla 14 yaşında tanışan bi kız asla ona aşık olmaz. olamaz çünkü. ondan nefret eder genelde.
1 temmuz 2006 günü bir icra memuru ile kapıya dayanır babanız. sizi görmek istediğini aylar önceden belirtmiş ağabeyiniz ve annenizin yoğun istekleri üzerine bunu kabul etmişsinizdir. aslında her çocuk babasını görmek ister. elini tutmak ister. ama o babanıza çeken inadınız el vermez.
1 hafta bodrum tatili ve babanızın deyim yerindeyse canına okursunuz. ve ağzını açıp hiçbir şey söylemez. oysa ki sarılmak istersiniz. gözlerinin içine bakıp sizi sevmek istiyorum demek istersiniz ama nafile...
aradan yıllar geçer. kilometrelerce uzak olduğunuz babanızla 1-2 haftada bir telefonla 1-2 ayda bir yüz yüze görüşürsünüz. ona ait olmadığınızı düşünürsünüz. nedendir bilinmez. oysa onun yumuşak karnı olduğunuzu cümle aleme duyurmuştur.
ve aradan geçen zamanla birlikte babanızı sevmeye başlarsınız. öyle ki artık uzakta da olsa bir telefon kadar yakınınızdadır. her aradığınızda her derdinize bir telefonla koşar babanız. sonra sizi bir önceki görüşünde kötü gördüğü için gelir babanız. çok erkendir. bu kadar erken dönmesini beklemezsiniz. alışkın değilsinizdir.
babanız ilk defa sizi özlediği için gelmiştir... sizin kötü olduğunu düşündüğü için.. işte o gelişinde "biz daha ölmedik kızım hala bir babanız var" der.. üzerine düşeni yapmaya hazırdır. ilk defa babanızı hissedersiniz bu kadar derinden.. daha önce hissetmediğiniz duyguları o zaman hissedersiniz.
babanız geri döner ve 2 hafta sonra eşinden haber gelir. babanız hastadır. kalp spazmı geçirmiştir. içiniz acır. ta derinden acır hem de. 12 saatlik yolu 6 saatte aşarsınız. babanızın yanına koşarsınız. sizi gördüğünde gözlerinin içi parlar. elini bırakmazsınız yoğun bakımda.
hastaneler doktorlar derken babanız mucize bir ameliyattan çıkar. finalleriniz dolayısıyla yanında değilsinizdir. ama sizi görmek ister hep. yumuşak karnısınızdır. 7 çocuğunun arasında en çok sizi sever çünkü..
babanızın yanına gidersiniz ona bakarsınız. o kadar mutludur ki gözlerinden okursunuz mutluluğunu..
sonra babanız kötüleşmeye başlar. mucize adam, güçlü dağ gibi adam kötüleşmeye başlar.
ve acıyla çınlayan bir telefonla babanızı kaybettiğinizi öğrenirsiniz. dünyanız yıkılır. hayır dersiniz. hayat bu kadar acımasız olamaz. böyle yarım kalamaz hiçbir şey..
ama artık çok geçtir her şey için...
babamı 29 mayıs gecesi kaybettik.. ve 29 mayıstan beri kendimi korunmasız hissediyorum...
her zaman babanız konuşmadan anlaşabileceğinize inanır. konuşmadan birbirinizi hissedebildiğinize.. bunu babanız öldükten sonra da hissedersiniz..
içinizdeki boşluğu kimse dolduramaz. babanızı hatırlatan her şey sizi daha kötü eder..
yüzüne hiç söyleyemedim biliyorum ama seni çok seviyorum babacım.. sen hep benim gizli kahramanımdın.. hep de öyle kalacaksın...