benim başıma çok erken gelen bir olay. iyiki erken gelmiş demek geliyor içimden daha 9 yaşındayken öldüğü için çok hatırlamıyorum biraz daha az etkilenmiş gibiyim veya zaman geçtiği için üstünden. bazen ise neden biraz daha vakit geçirmedik ki diye yanıyorum. ama eğer yaşasa da şimdi ölse dayanamayacağım bir olay olurdu. diye düşünerek sürekli keşke ile iyi ki arasında gidip geldiğim kalbimde acıdan çok boşluk ve eksiklik bırakan çok büyük hiç bitmeyecek özlem. allah kimsenin başına vermesin.
sayılı günleri kalmıştı. ölmeden bir kaç gece evvel tuvalete kalkmış kahkahalarla gülüyordu. baba ne oldu hayırdır dedi genç. babası rüyasında bi kurt görmüş. kurt ailesinin üzerine musallat olmuş, adamın oğlu da onu parçalamış. hoşuna gitmiş adamcağızın ona gülüyormuş. benim içim artık rahat oğlum demiş. yaşarken kıymetini pek bilemediğim, kaybettiğimde dünyanın kaç bucak olduğunu bana gösteren kendi ellerimle gömdüğüm babacığım ruhun şad olsun. sözlük kusura bakma bugün çok duygusalım kaportayı dağıttım amk.
not: kalkın gidin lan sarılın babalarınıza idneler sonra çok pişman olcaksınız!!
insanı hayata hazırlayan 2 büyük sınavdan sadece birisidir.
bir diğeri de annenin ölmesidir.
fakat düşündüğünüzde yaşamaları mı iyi vefat edişleri mi anlaşılmaz.
sürekli bir korku...
ya bir sabah telefonum "babam arıyor" bildirimi ile çalarda ses babamın olmazsa.
yahut "annem arıyor" yazıpta ses anneme ait olmazsa.
arkadaşlarlarınla içki içerken bile "o neden yok, olsaydı da hep beraber içseydik" dedirtip ağlatabilen, ölmesi gereken en son kişi olarak gördüğünüz, ölümü yakıştıramadığınız tek adamdır o.
baba vardır bi de " baba " vardır. işte o " baba " öldüyse ve 28 yaşındaysanız inanılmaz acı veren durumdur.
hala inanamazlık ile gerçekçiklik arasındasınzdır.
evde eşyalarını ve anılarını görünce gözleriniz dolar.
her tavziye telefonunde akrabaların " harika insandı vs. vs. yapardı " sözleri üstüne ister istmez lanet edersiniz.
dersiniz " neden böyle birini aldım yüce Allah'ım o kadar alıncak değersiz can varken " diye.
dünyanın en büyük acılarından biri olsa gerek.
metanetinizi korumak istersiniz ister istemez ama bi fırsatını bulupta hümgür hümgür ağlayıp rahatlamak istersiniz.
daha birkaç gün önce kanlı canlı kahvaltı ettiğiniz adamı başka bir sabah morgtan teslim almak inanın tarifsiz acı.
hep sol framelerde görürdüm böylesi başlıklar ve görmezden gelirdim.
keşke görseydimde bazı şeylerden ders çıkarsa idim.
mesela babamla daha fazla fazla vakit geçirse idim.
arada kızmasa idim, sözünü daha fazla dinlese idim.
bilgisayar başında değildi odada onla vakit geçireydim diye içinizden geirirsiniz.
öyle işte babanın ölümü.
daha 1.günden kalbinize ok gibi saplanan bir acıdır.
eğer 11 yaşındaysanız gerçekten boktan bir şeydir 11 yaşındaki bir çocuğun mezarlıkta eline kürek verip hadi sende toprak dök diye söyler cenazeye katılanlar (lan bu çocuk aq çocuk lan ne yapıyorsunuz!!!)o görüntü gözünüzden gitmez artık hayatınız kaymıştır hayatın silindir gibi ezip geçtiğini anlarsınız evin tek erkeği siz kalmışsınızdır gerisi işte böyle boktandır hayat boktan bir şekilde geçer hayatınız boyunca eksikliğini hissedersiniz 22 yaşına gelmişsindir üniversite son sınıfsındır bir kız canını yakmıştır evde bunu dertleşeceğin bir baban olmaması gibi durumlar vardır ve şöyle dersin öbür tarafta yakana yapışacam neden ben daha çocukken gittin diye.
yataktan zor kalktığı anlarda bile gece yanıma gelip üstümü örtmesi. onunla vedalaşırken son kez sarılıp koklamak ve ardından apartmandan aşşağı inerken aklıma gelen son sözleri '' hakkım helal olsun sana oğlum'' ! demesi. 50 metre evden uzaklaştıktan sonra onun yattığı odanın camına bakarak elveda baba diye mırıldanmak akabinde bir erkeğin hüngür hüngür ağladığı tablo. mersin otogarına ulaştığımda yağmurlu havada saatlerce dışarıda beklemem. eskişehire sabaha karşı vardığımda beni zor konuşuyor bile olsa araması oğlum vardın mı sağ salim diye. şimdi senden geriye kalan ne mi var baba paramparça bir ruh hali, beklentisi bitmiş bir insan sana doyamadan seni yıkayıp gömen bir kötü adam var. bayramda babanız yerine başka bir tanıdığınız elini öperken buda baban için demesi nasıl koyar adama bilirmisiniz ? sarılın onlara koklayın. bir daha sol framde baba başlıklarına tıklarsam iki olsun !
(bkz: sizin hiç babanız öldü mü)
sizin hiç babanız öldü mü?
benim bir kere öldü kör oldum
bir şey gibiydi bir şey gibi kotu
yüzümden ummazdım bunu kör oldum
siz hiç sabunluyken ağladınız mi?
kaç yaşında olursan ol büyüdüğün büyümek zorunda kaldığın andır. tarif edilemez .. zaman herşeyin ilacidir sözünün ne kadar boş olduğunu anlarsın.gün geçtikçe acın azalacağına daha da tazelenir ama asla kaybolmaz. yüreğine oturan ağırlık asla kalkmaz sen o ağırlıkla yaşamaya çalışırsın . telefonundan numarasını bilemezsin ve bir sorunun olduğunda ilk aklına geleni arayamazsın çünkü artık yoktur. bayramlarda babalar gününde baban diye buz gibi bir taşa sarılırsın toprağını sever okşarsın üşümesin diye üstünde çiçekten örtü örtersin sonra eve dönüp boş bıraktığı koltuğuna bakıp ağlarsın. yıllar geçer ama unutamazsın alışamazsın
bir köşeye çekilmiş ve saatlerce ağlamıştım.fakat bir süre sonra cenaze telaşı başlamıştı.
annem kardeşlerim hepsi perişandı ve evin büyük çocuğu olarak daha metanetli olmam gerekiyordu.sonuçta babama karşı yapılması gereken son bir görevim vardı.
kendi ellerimle onu mezarına yerleştirmiştim.henüz üzerine bir kaç kürek toprak atmıştım ki
on yaşlarındaki henüz ölüm kavramını bile bilmeyen küçük kız kardeşimin bağırışını duydum.
abi babamın üzerine niye toprak atıyorsunuz çıkarın babamı abi lütfen çıkart babamı diye bağırıyordu.
donmuş kalmıştım ne yapacağımı ne söyleyeceğimi bilmiyordum .yanına giderek onu kucakladım ve oradan uzaklaştırmaya çalıştım. fakat o hala bana yalvaran gözlerle bakıyor ve abicim nolur çıkart babamı sen söylersen çıkartırlar abi çıkart babamı diyordu.
ben ise bir yandan ağlayarak bir yandan hayatımın en büyük çaresizliğini yaşıyordum.