dedemin vefat etmesi ile yalnız kalan babaannemin yanında kalacak torun olarak seçilmemden dolayı gerçekleşen olay. güzeldir aslında. geçmişten konuşuruz güzel oluyor.
j:zzzz
jb:hişşt kız bi bak şu sizin evin meryem vardı noldu ona?
j:offf hangi meryem babaanne ya ?
jb:kız hani kocası aldatıyodu, şişman kadın. boynuzlu şişman ahaha.
j:töbe töbe.
yada
j:zzzzzz
jb:jessie.. jessie..
jessie bu duruma aldırmaz inatla uyumaya devam eder.
jb:jessie!
j:efendim babaanne efendim.
jb:uyumadıysan bi su getir diycektim neyse.
j:!1??_
yaşlı bunak karılar huzursuzdur. uyanıkken çenesi durmaz, gece uyuyamaz, sık sık kalkar rahatsızlık verir. bu yaşa gelip hala inatla ayakta kalmaya çalışmaları ayrı bir huzursuzluktur. ölün artık. kişi başna düşen gelirin ziyan ediyorsunuz ey ihtiyarlar.
her gece aynı hikayeyi dinlemektir muhtemelen. ''bizim köyün girişinde bi çeşme varıdı, çok güzeldim ben! pemmbe beyaz, kan damlardı yanaklarımdan, yepyeni entarim varıdı teeerrtemiz burun kanı gibi blablabla'' allah rahmeteylesin ya anı sahibi olduk sayelerinde.
Küçükken babaanneyle aynı yatakta yatmanın hazzını veremez. Küçükken onunla yatarken o şefkatli sıcacık elleriyle kendi uydurduğu ninnileriyle beni uyutmasını hiçbır şeye değişemezdim. Hani teyze anne yarısı derlerya, baoa göre babaanne anne yarışıdır. Onunla aynı odada uyumak o sevimli tontonun size sürekli soru sorması sizi uyutmaması bazen eski anılarını kendine has üslubuyla anlatması ve sizi kırıp geçirmesi , hiç bir zevke değişilmez. En iyi oda arkadaşıdır babaanne. Uzakta da olsa yanına her gidişimde sanki yarın ölecekmis gibi onu kaybetme korkusu gelir gözlerım dolar... Sımsıkı sarılıp bırakmak istemem.
gece bir kaç kere tuvalete gider gelir. sabah erkenden hatta gün doğunca uyanır, eşyalarını torbasından çıkarır, tekrar koyar, içine sinmez tekrar çıkarır, tekrar katlar yerleştirir. bu arada kendi kendine söylenir. sen içinden "yapma anneanne, uyumak istiyorum ben" diye bağırıken, bu sefer de yatağını toplama merasimi başlar. nur için de yatsın...
not: babaannemle hiç aynı oda da yatmadım. anneannemle çok yattım.
babaannelerin kendine has olan kokusunu da solumaktır. kötü değil ama, ne bileyim garip. bütün babaanneler öyle kokuyor gibi, hafif yumuşacık ama garip bir koku. belki de yaşlılar öyle kokuyordur.
horlayan,horladığını kabul etmeyen bir babaanne ya da anneanne arasında neredeyse pek fark yoktur.aynı odada cehennem azabı yaşar,ne suç işlediğinizi düşünür, durursunuz.düşünüp durmak faydasız.kendimden biliyorum malum az metalica,slipknot dinleyip uyumadım.
babaannem tam bir saykoydu ve ben ilkokula gidiyordum. sadece bir kez evinde yattım ve yere düşen saç tokamı almak için eğildiğimde, yatağın altında baltaya benzer kesici bir alet gördüm. o gece ecel terinin ne olduğunu anlamıştım. tam karşı yatağında sabaha dek it gibi titredim. ertesi gün babama anlattım balta hikayesini ve bana "artist, nasıl da ağlıyor yahu haha" dedi. kinci biri değilim ama ikisdine de sinir olmuştum o gün.
uyuyamaktır. sanki bebeğin varmışçasına sabaha kadar sürekli uyanmaktır.
yılda 1-2 defa yanımıza gelen babaannem her gelişinde benim odada yatar ve maalesef horlar. uykusu ağır olan beni bile uyandırır. her horlayışında uyanırım, babaanne diye seslenirim, horlaması kesilir. sabaha kadar kaç kere tekrar ediyor hatırlamıyorum artık. zaten bir kaç kere uyanıp uyardıktan sonra diğerlerinde babaanne bile dememe kalmadan henüz "ba" derken kesilir horlamalar. böyle de leb demeden leblebiyi anlayan bir babaannem var.
kimi zaman işkencedir kimi zaman eğlence. evet bazen tam bir işkence. ne kadar tonton babaannemi sevsem de dayanamıyorum sözlük. yazları babaanneme gittiğimiz zaman iki yataklı odasında bir yatakta babaannem, bir yatakta benle ağabeyim kalırız. zaten uyuma saati tamamen onun elinde. onun uykusu gelmeden kimse uyuyamaz, o uyurken de kimse ayakta kalamaz. babaannem daha evine adım attığımız andan itibaren "aman çocuklarım biz neler çektik" diye başlar hikayelerine ve biz bahçe kapısından çıkıp evin yolunu tutana kadar bitirmez. bu arada her gelen komşularına da bizi ve hikayelerini anlatmayı hiç ihmal etmez. eski yoksulluklarından girer, kardeşlerinin hayırsızlığından devam eder ve rahmetli dedemde tekrar başa sarar. tabi akşam olunca yataklar açılır. ağabeyim denen çakal direk duvar tarafını kapıp beni babaannem ve bitmeyen anılarıyla başbaşa bırakır. herkes uzandığında ben de uyuduğumu düşünmesi için yorganı üstüme çekerim o hala anılarını anlatmay sürdürürken. benden cevap niteliğinde bir tepki alamayınca sesini yükseltir anlatırken. sonraki aşamada ise "şşşt oğlum uyudun mu kalksana erken daha" gibi cümlelerin cevap gelene kadar sürdürülmesidir. uyumak istediğimi artık kabullendiğini düşünen ben dalmaya hazırlanırken kafama bastonu geçirir. evet efendim bu da son aşamadır. ***böyle anlatınca şımarık torunun saçmalaması gibi görünse de inan değil sözlük. onun anılarını hikayelerini falan dinlemeyi çok severim aslında. ama sabahları daha uygun değil mi babaanne nostalji için. oğlu yani babam zaten babaannemin gece operasyonlarından zamanında nasibini almış olacak ki direk ayrı odaya kaçıyor uyumaya. ben abimi uyandırmaya çalışsam da babaannemle gecenin derinlerinde mecburi sohbetimize devam ediyoruz. uykumun açıldığı ve sohbete katıldığım zaman hemen dalıveriyor uykuya sevgili babaannem. yani işin abartısıyla beni mendil gibi kullanıp atıyor.
yine de çok seviyoruz hikayelerini. *