Gerçek bir imf gibi stand by görüşmeleri yoktur siz isterseniz o verir geri ödeme gibi şartta yoktur sadece onu yaşlıllığında yanlız bırakmazsanız yine size minnet duyacaktır.
seneler geçti üzerinden, hatta bazen durup düşünüyorum kaç sene geçti üzerinden diye, düşünürken kendime şaşırıyorum; insan alışıyor demek ki diyorum, sonra günlük telaşlar, sonra hayat alıp götürüyor seni düşüncelerimden.
ama bazen;
sana akıyor bütün hayat, çıkmıyorsun, gitmiyorsun...
hayirli evlat sevmezler, agzinla kus tutsan yaranamazsin, herkes seni parmagiyla gosterir ama baban sana mahallenin o.ç. olarak tabir edilecegi cocugu isaret ederek bak ne kadar da efendi cocuk der, sen soyle bi cocuga bakarsin ve ben bu halimle yaranamiyorum eger boyle pic olsam evlat demez siker kapinin onune koyarsin baba dersin icinden yuzune karsi.
belki size don't you worry child, see, heaven has got a plan for you demez ama siz anlarsınız. bazen ne kadar zıtlaşsanız, sinirleriniz tepenize çıkarsa da aslında o kadar da çok seversiniz. bugünkü siz olmanızda ise emekleri tartışılmazdır. dürüstüğünü, işini düzgün yapmasını, ahlakını, karakterini örnek alırsınız, size hiç ağır bir şey söylemesede sözleri içinize batar, boğazınız düğümlenir. sizi bugüne kadar ne kadar emek verdiğini sadece tahmini olarak bilirsiniz. ve eğer bir kız evlatsanız ilk başlarda bütün erkekleri babanız kadar dürüst, mert, sözünün eri ve ahlaklı sanırsınız ama gerçek hayat hep acıdır. bazen ikinizde terazi olduğunuz için terazinin dengeleri şaşar, her ikinizde dediğinizden bir adım geri atmazsınız. kalbinizi kırar ama sonra üzülür, kendince özür diler yada bir şey taşırsınız aslında ağır değildir ama size belin incinir kızım der, dünyalar sizin olur. bugüne kadar yaptığım bütün çocukluklar için beni affet babacığım. sen beni en güzel biçimde yetiştirmişsin, evet zayıf değilim ben ama hepsi senin sayende. bizim için geçirdiğin uykusuz geceler, 40 derece güneş altında çalıştığın günler, ailenin tek maaşı sende olduğu halde bir dediğimizi iki etmediğin için, her zaman doğruyu sadece söylemekle kalmayıp yapıp bize gösterdiğin için, aslında bazen seni kandırsakta yine bizi tozdan bile sakındığın için teşekkür ederim. iş ahlakını öğrenmek için senden iyi örneğim yok, bize bir kuruş bile haram lokma getirmeyi geçtim ben geç uyandığım için kızıp sen öğretmen olduğunda çocuklara geç kalkarak mı örnek olacaksın diyecek kadar ince düşüncelisin, izini takip edeceğim. ellerinden öperim.
Bir baba gittiğinde;
Arkanı yasladığın duvar
Sabahları sıcak ekmek
Okul harçlığı, otobüs bileti
Ciğerinden bir parça gider
Gider de gider...
En sinirli anında bile,
Dudağının kenarında bir gülümseme
Bayramda öpülecek el
Çocuklarımızı sırtında taşıyan
O sevimli dede gider
Gider de gider...
Bir içten "oğlum, kızım" sözünün sahibi
inatçı bir siyasetçi
Koca bir beden
Çocuk bir yürek
Anneyle yapılan lüzumsuz tartışmalar
Heyecanlı bir taraftar
Çalışkan bir "Adam" gider
Gider de gider...
Bir sarılmaya, bir çift söze bile
Fırsat vermez Azrail
Vakit geldiği zaman
Sadece baban değil
Atan gider
Canın gider
Kanın gider
Gider de gider...
Dolmaz boşluğu kısa zamanda
Hep bir ses ararsın, bir nefes
Bir anahtar tıkırtısı
Yanlış bir iş yapınca
Gözünün içine bakılmasını
Ama sadece beklersin
Çünkü;
Bir baba gittiğinde,
Sadece baban değil;
Bir dostun,
Bir arkadaşın,
Bir sırdaşın,
Bir öğretmenin,
Bir ustan,
Bir yanın gider...
Gider de gider !
kapınızın onunde gozune biber gazı sıkılıp kafasına silah dayanmıs halde gordugunuz , evinizin cınarı olan kisiye baba denir . Az once yasadım hala soktayım ..
unutmayın ki ;
kaç yaşınızda olursanız olun babanız yaşıyorsa hala çocuksunuzdur.
ne zaman ki babanızı kaybediyorsunuz,işte o zaman gerçekten büyüyorsunuz.
çünkü çınarın gölgesi yok artık üzerinizde.
sizi fark etmediğiniz halde yağmurdan, güneşten koruyormuş meğer o gölge.
siz de aile kuruyorsunuz, baba oluyorsunuz,sizin de gölge yaptığınız ve koruduğunuz birileri oluyor ama o gölgeyi çok arıyorsunuz.
babanız öldüğünde büyüyorsunuz..
artık soru soracağınız, öğreneceğiniz, azarını duyacağınız,takdirini alacağınız, akşam eve dönerken yolunu gözleyeceğiniz,korkacağınız bir babanız yoksa büyüyorsunuz.
yarınınızdan sorumlu tuttuğunuz, her istediğinizi almak zorunda olan o kişi yoksa artık.
hep sessiz ağlayan, suskun seven, en zor dönemde bile yıkılmaz görünen,
sırtınızı dayadığınız çınar ağacınız yoksa artık.
büyüyorsunuz o zaman işte.
savaşın ortasında komutansız kalmaktır, babasız kalmak.
"kaç yaşınızda olursanız olun babanız yaşıyorsa hala çocuksunuzdur."
ben büyüdükçe o yaşlanıyor, ben büyüdükçe o küçülüyor sanki sözlük. ileride olacağımız kişinin ana hatlarıdır baba. yıllarca didindiğin, ufak hesaplar yüzünden tartıştığın, kırdığın ve kırıldığın kişidir. hiç gitmeyecekmiş gibi davranır insan. ama zaman ilerledikçe, onun yaşlandığını gördükçe bir sıkıntı kaplar içini insanın. eve her geç gelişinde acaba başına bir şey mi geldi endişesini siz taşımaya başlarsınız artık. arayıp sorarsınız "neredesin baba iyi misin?" diye. onu kaybedecek olmanın fikri bir sıcaklık yayıyor tüm vücuduna insanın artık. onu üzmemek için gayret eder, kalan zamanını daha iyi yaşaması için çabalarsınız. ama zaman artık çok daha hızlı akıyor, siz bir adım attıkça zaman size 2 adım fark atıyor. hala yetişebiliyorken zamana onun kokusunu son bir kez çekmeli içine insan. utanmadan ve çekinmeden söylemeli onu çok sevdiğini.
gecenin 5'inde bilgisayar başında gördüğü 28 yaşındaki oğluna ruhsuz diyebilecek ve en sonunda şalterlerini attırabilecek adam. hayır her şey iyi güzel, tamam baban berbat bir herifti biliyoruz da senin tatavan niye bana ulan! maddi olarak hiç bir desteği esirgemedi kendi babasından çektikleri yüzünden, manevi olarak 0. hal hatır sormaktan tut, her hangi bir konuya destek olmaya kadar manevi konuların hepsinde 0 tutup bana ruhsuz diyor. benden genç dimağlara uyarı, yaşınız çok ilerlemeden evden gidin yoksa gerçekten çok canınızı sıkan bir durum alıyor. kasımda askerim ondan sonra eve bayramdan bayrama.