insanın içinde büyük duygusal çöküntülere neden olmaktır. aşık olunduktan sonra süregelecek olan depresyon sürecine hazır olmak gerekir. Genelde aşık olunan kişinin gün geçtikçe size daha da dostça yaklaşmasıyla intihara kadar gidebilir. Bu süreçten kurtulmak çok zordur, kişinin kendisine hakim olması gerekir. Hatta aşık olunan kişiden uzaklaşması tavsiye edilir. *
demirden leblebileri hüp hüp yutmaktır. Alık alık bakmak ,saçma saçma gülmektir aşkın ta kendisidir . Korkakların harcı olmayan tercih edilmeyen zor bir durumdur. Karşılık bulduğun yasak bir aşksa hele tadından yenmez olur.
doğru kişiye aşık olmaktır. ne zaman aşık olunması gereken insana aşık olunmuştur ki? aşık oluunan kişiyle beraber olsanız da; sonunda ayrılık günü mutlaka gelmiştir.
hepsi bir sefere çıkmıştır ya da siz o'nu dönmeyeceğiniz bir limana bırakmışsınızdır.
bazen o sizin için doğrudur ama siz o'nun en büyük yanlışısınızdır. bütün ortam çakallıklarından yüksek dereceyle mezun olmuş, "aşk ne güzel şeydi lan " diye sayıklarken; hayatın ana sınıfı düzeyindeki masumluğunu yaşayan, gülen gözlerin adını ırmak koyup yeni çalkantılara kadeh kaldırmışsınızdır.
aşk'ı acı çekerek tadmışsınız, öğrendiklerinizi aktarmışsınızdır. flashback
murathan mungan okuyorduk, okuyorduk derken; ben ve kendine içerleyen, kendi kendine içen, o zamanlar tanımadığım ben.. şöyle diyordu mungan;
...
fotoromansız, trüksüz, hilesiz, klişesiz bir beraberlikti bizimki. zamanla
gözlerimiz açıldı,
dilimiz çözüldü
güvenle ilerledik birbirimize.
gittin.
şimdi bir mevsim değil, koca bir hayat girdi aramıza.
biliyorum
ne sen dönebilirsin artık,
ne de ben kapıyı açabilirim sana.
...
vay be! diyordum. ben bir kadına yazamadım böylesine güzelinden sözcükler. "demek ki aşk insanlık üstü bir olgu arkadaş" deyip felsefi hırkama bürünüptellibağ şarabımı şişeden dikiyordum.
...
flashback
Mutsuzlugun anatomisini çıkaracağınız aşk deneyimidir aşık olunmaması gereken birine aşık olmak. Zordur bu anotomiyi çizmek. böyle bir anotomiyi anlamanında bedelleri vardır içimizi kanatan türden. Bir ilişkinin varlığını sürdürebilmesinin temel koşulu yalnız aşk değildir.
Aşkın nufuz ettiği ilişki cocuk yetiştirmeye benzer karşılıklı sorumluluk gerektirir. Ve bir bebeğin ilk doğdugunda yalnız annesinin sütüyle beslenmesi gibi bir takım hayati ihtiyaçları vardır. Onun büyümesinin tek kutsal besini vardır: karşılıklı emek vermek. Emekle büyür, yükselir bu yapı lakin bu iki kişiden biri diğerinden fazla verirken bu emeği diğeri kaçınır emek vermekten yapı yükselirken bi taraftan gitgide dengesizleşir emek veren onun yapan var eden tarafın üzerine doğru eğilmeye başlar. Sonunda güngelip yıkılmış bir binanın gölgesinde göçük altında kalmış olarak bulursunuz kendinizi. Aşık olunmaması gereken birine aşık olmak enkaz altında kalmaktır.
bu durum daha çok tetikler sanki duyguları ve gider ona tutulur insan. aynaya baktığında o vardır, sabah kalktığında aklında o vardır, yatmadan hayalinde o vardır, gece rüyasında yine o vardır.