Karşıdakinin elini,belini tutmak ise dileğin , s.freud gibi aşık olursun ,derd edinip kendine zarar vermek yada platonik ise dileğin fuzuli gibi olursun. ya her aşkın altında bir sex duygusu yatar ,yada her aşkın içinde çekmek istediğin bir açı yatar. insana göre değişen tasavvufa çok konu olmuş her sorunun altında yatan evrensel kavram.
sevmekle karıştırılmaması gereken olgu.sevmek çok ama çok güzeldir , zira aşık olmak!!! evet işte bu lanet bir durumdur.insanı kendinden söker alır uzun bir süre belkide çok uzun bir süre... kıskançlık krizlerine neden olur.hep kaybetme korkusu kişiyi paranoyak yapar ve tabi ki de kaybedilir ( istisnaları vardır belki,kimbilir) hedeflere eskisi kadar kilitlenilemez ilgili kişiyi bir gördüğüne pişman olunur birde gördüğüne, eski benler aranır,lakin artık çok geçtir,derken farkına varmadan alışılmıştır karanlık hayata,defalarca kafada projeler çizilir 'keşke' en fazla repliği yapılan sözcüktür,hayaller kurulur uçsuz bucaksız içinde herşeyin mükemmel olduğu,en sıradan şarkı bile başı iki elin içine aldırır,zordur en uçuk kaçık kişiyi bile dizginler,bezen madur aşkı tanrı'nın ona verdiği bir ceza şeklinde yorumlar,geçmişte ki hatalar aranır,her olaya davranışa bir suç atılır. ve dua edilir tanrı'nın kimsenin başına vermemesi için....böyledir işte *
onu, her gördüğünde kalbin yerini şaşırıp ağızdan çıkmaya kalkışmasına sebep olan, açken dahi yemeği unutturan, sabahları saat çalmadan uyandırmaya sebep olan, çok uykusu olsa da insanı uyutmayan, garip, kişiden kişiye göre tarifi değişen duygudur. *
o'nu görmediğin bütün bir gün o'nu hayal etmek, keşke karşımda olsa da gözlerimi hiç ayırmadan baksam demek, karşında olduğunda ise gözlerinin içine bakamamak, orada başkalarını görmekten korkmaktır..
insanoğlunun tamamen bencilliğine dayanan bi şeydir. Karşındaki kişinin sana olan sevgiye olan bi sevgidir. Yani yine bencilliktir.
Ha diyeceksiniz ki ya karşılıksız aşk o da mı karşı tarafın sevgisine olan aşk. Hayır o imkansızlığa olan aşktır.