aşk

entry15893 galeri793
    441.
  1. "aklımdan çıkmıyor. sürekli yüzü, gözleri, dudakları, bedeni, sesi, kokusu geliyor. ona dokunma hissi ve isteği ile yanıp tutuşuyorum" gibi, ya da, "onu sahiplenişimin hiç bitmemesini istiyorum" ya da, "istediği, amaç edindiği her şeyi gerçekleştirmesine yardım edeceğim" gibi tanımlamalara mazhar olan şeydir aşk. aşk o'dur.
    4 ...
  2. 440.
  3. bazen dalgın bazen kırgın bazen mutlu yasamaktır.
    3 ...
  4. 439.
  5. 438.
  6. 437.
  7. (bkz: aşk)
    burda sayfalarca tanım yapılmış zaten hakkında..
    3 ...
  8. 436.
  9. Bir şey var aramızda
    Senin bakışından belli
    Benim yanan yüzümden
    (bkz: Nahit Ulvi AKGÜN)
    3 ...
  10. 435.
  11. tanıma ihtiyaç duymaz aşk. sokuluverir koynuna usulca.
    4 ...
  12. 434.
  13. aşk, kişiye kendini unutturmak için tanıtan şeydir.

    (bkz: aşk kişiye kendini tanıtır unutturmak için)
    (bkz: murathan mungan)
    4 ...
  14. 433.
  15. burnum aktığında onu durdurmadan ağzıma kadar inmesini beklemektir aşk.
    (bkz: her şeyi aşk zanneden insan)
    3 ...
  16. 432.
  17. anneannemin dişleri olmadığı için dedemin onun yerine çiğnemsi ve sonra ona vermesi. işte gerçek aşk budur.
    5 ...
  18. 431.
  19. "aşık olduğum zaman karnımda kelebek uçuşuyormuş gibi hissediyorum." beren saat
    genelde bu tip anlamsız tanımlardır.
    3 ...
  20. 430.
  21. Aşk

    Rabbim, Rabbim, bu işin bildim neymiş Türkçesi;
    Senin aşkın ateştir, ateşin gül bahçesi.
    demiş Necip Fazıl Kısakürek
    5 ...
  22. 429.
  23. "... karşılıklı oturup biribirinin gözünün içine bakadurmak değil, elele verip ileride aynı noktaya bakmak ve gene elele o noktaya doğru ilerlemektir." (Saint Exupery)
    6 ...
  24. 428.
  25. ve a$k, en derin kuyumuza dü$en keman.. *
    5 ...
  26. 427.
  27. genellikle imkanlı olmayan daha doğrusu belki de olamayan.
    4 ...
  28. 426.
  29. Aşk zamanın hızla geçmesini sağlar ama hızla geçen zaman aşkı bitirir.*
    4 ...
  30. 425.
  31. içinde cinsellik olmayan sevgi.
    5 ...
  32. 424.
  33. aşk, onsuz düşlerde o var sanmaktır. Onun olmadığını anladığın zaman kendini kandırmaktır. Kendini kandırmaktan yorulduğun an hiç susmayacakmış gibi ağlamaktır. Eğer pençesinden kurtulunulursa ömür boyunca geçmeyecek bir iz bırakan hastalıktır. bedene değil ruha ait olandır. Bir çok duygu gibi sadece kalbi değil tüm ruhu kapsayandır. Sessizliklerin efendisi, yalnızlıkların yoldaşıdır. velhasılkelam aşk öyle bir şeydir ki ne elle tutulur ne gözle görülür ne de kalple varlığı kanıtlanabilir. sadece ruhla varlığı sezilir, dille olduğu anımsatılır ama ne aşkı yaşayan ne de aşka ait olan aşkın varlığından emin olamaz. olsa bile bunun farkında olmaz...
    4 ...
  34. 423.
  35. gözün hiçbirşeyi görmemesi,kulağının karşı cinsin sesinden başka sesi algılamaması,her anını başbaşa geçirmeyi istemek onunla ağlamak,gülmek herşeyiyle kabullenmek.
    6 ...
  36. 422.
  37. yilin ilk gunune onsuz girdigini sanip ogle vakti gece sinirlenip kapattigin telefonunda 12:00 de yollanmis onun msjini gorup gozyalarinin sicakligini hisssetmektir.
    4 ...
  38. 421.
  39. np:tony martin - why love;

    herkese kendi "film noir" ini yapma imkanı veren dolayısıyla dünya'nın en yaratıcı, herkesin kendine göre tanımlayabileceği, dolayısıyla sonsuza kadar zentrilyonlarca anlamı olacak bir başyapıt. zaman zaman, taşları yerine koyma oyunu. kusursuz sevgi, 100% gaz etkili bir fabrika, "örnekler ile çoğaltılabilir" bir yaşam döngüsü, kafa yapıcı, dağınık, vesaire.

    "back where i belong in your arms again
    wishing i was back where i belong
    in your arms again"

    np:guns'n roses - november rain ;

    ilk tanışma anı. anlam verememe, idrak kapasitesinin bad sector vermesi. akabinde; cümle kuramama, soğukluk. şaşkınlığa mütakip farkına varma durumu. ilginç, enteresan, yersiz bir kargaşanın nedeni olan aptal nöronların yer değiştirmesi gelir ardından. zoraki durgunluk. salaklık.

    "if we could take the time to lay it on the line
    i could rest my head just knowin' that you were mine
    all mine
    so if you want to love me then darlin' don't refrain
    or i'll just end up walkin' in the cold november rain"

    np:scorpions - fly to the rainbow;

    hoşlanma. çarpılma. hala gerçek, inanması zor. eşine az rastlanır bir sıcaklık. gülümsediğinde, için cız etmesi çok güzel. uçuş, analog sentezleyici eşliğinde, gök kuşaklarının üzerindeyim. yağmur yeni yağmış.

    "rain in the sky , make the world fly,
    into time, beg me your time."

    np:queen - rain must fall;

    söyleyemiyorum ağzımı açıp iki cümle. "tanıştığıma memnun oldum" un çok ötelerindeyim. otobüsün puslu camına yaslıyorum kafamı. nedeni bilinmez birden gözlerim yaşarıyor. burnum akmış, zerre sikimde değil. yağmur yağsın istiyorum. bir yerlerde yağıyorsa eğer, o insanlar dünyanın en şanslı insanları oluveriyor birden. burada da yağacak, biliyorum.

    "life is so exciting
    acting so bizzare
    your world is so inviting
    playing really cool
    and looking so mysterious honey
    your every day is full of sunshine
    but into every life a little rain must fall"

    eve gelince de ağzımdan direk şunlar çıkıyor: "kötü oldum ben ya"

    moriybund sez.
    moriybund diez..
    5 ...
  40. 420.
  41. sabahlara kadar ağlamak, tarifsiz bir acı yaşamak...
    6 ...
  42. 419.
  43. suphelen ki yildizlar ates,
    suphelen ki gunes var,
    suphelen ki tanri var,
    ama süphelenme aşkımdan ofelya.

    * *
    4 ...
  44. 418.
  45. yüksek sesle müzik dinlerken kendi sesinizi duymadan müziğe eşlik etmek ve bundan mutlu olmaktır.
    6 ...
  46. 417.
  47. karnının ağırması başının dönmesi ayrıca sevdiğinin yanında aşırı derecede heycanlanmaktır...
    4 ...
© 2026 uludağ sözlük