"butun hayatim boyunca kactim. onume okyanus cikti. daha ileri gidemedim. icinde bogulmak istedim. gozlerimi sahilde actim." askin tanimi bundan daha ote olamaz sanirim.
dünya yönetimine bağlı cinsiyetleri bölme ,yozlaştırma ve ötekileştirme projesidir. tv ve hikayeler vesilesiyle yayılan bu kavramlar terör din, ülke millet ve siyasetten sonra insanlara en büyük zararı veriyor.
nasıl ki milletler insanları , ülkeler dünyayı, dinler zihniyeti, siyaset grupları bölmek ve yönetmek için yöneticiler tarafından uyduruldu. aşk ta aynı şekilde cinsiyetleri hedef alır böler ve yönetimde yer edinir.
Aşk, sevgilinin bizim zayıflıklarımızı ve dengesizliklerimizi düzeltmeyi vaat eden özelliklerine duyulan hayranlık demektir.
bir tamamlanma arayışıdır.
Aşk olmadan da hayatıma devam edebilirim. Zaten pek bulaşmadım bu yaşıma kadar. Bir eğlence sektörüdür aşk. Ama diğer yandan katlanılması gereken yönleri vardır. Benim işime gelmiyor açıkçası. Başkalarını bilemem.
Aşk yaşarken hazır haldeki özgürlüğüm, tüm kararları iki kişilik alınca yok olup, uçuyor. Ve zamanla kendimi psikolojik bağlamda sıkışmış hissediyorum. Bu da beni boğuyor ve bunalıma sokuyor. istediklerimi yapamayınca ruh halim düzgünlükten uzaklaşıyor.
Sıkıntıya gelemeyen bir yapım var. Sevmiyorum aşk, o yüzden.
Sezen Aksu'nun da dediği gibi,
"Gel oturalım , konuşalım" dersin o aşka benzemez ki.Aşk ..böyle korkudan geberirken, sürünürken "git" demektir.Kuyruğu dik tutacaksın.He karşındaki çok şey çıkarsa , kuyruğu indirirsin nolcak ? Ölüm mü var sonunda ? sıkıştırırsın azcık.
Sevilirken yaşadığınız en kaygılı psikoloji. Gözden düşmemek adına yapılan bir iç savaş. Kaybetmekten korktuğunuz sevgi içerikli mücadele. Güvenmeye inanmak. Aksini hazmedememek. Bazen ihanete isyan.
Insanin kendine macera aramasiyla baslayip husranla sona eren duygu bozuklugu. Askin, tedavisi aranan psikolojik bir rahatsizlik olarak gorundugu zamanlar yakindir.