yerini zamanla sevgiye bırakmasından korkulan şey. heyecan aşaması.
insanın karşısındakini deli gibi arzuladığını anlaması için korkular vesaire ile çevrelenmiş bir daireye ihtiyacı yok. sevgilisinin dolgun dudaklarını ve pembe eteğinin içindeki baştan çıkartıcılıklarını görmek her şeye yetiyor.
gerçekten.
tabi beyaz, incecik bir benetton hırkamsısının altından "avuçlarına al beni" diye bağıran yerlerinden bahsetmiyorum.
ya da simsiyah, parıldayan güzel saçlarından,
ya da gözlerinden.
aşk, yarım bırakılırken sakat kalma tehlikesi taşıyan gizemli bir doyum anıydı.
ortalıkta çırılçıplak dolaştığı halde kimsenin el süremediği, buna cesaret bile edemediği taze bir .rospu!
bal için 3000 yıl saklansa bozulmaz deniyor. aşk da 3000 yıl kalpte saklansa bozulacağa benzemez. hattta tatlandıkça tatlanır da mübtelası ona iyiden iyiye bağlanır.
aşk la sevgi zıttır. birisi ne kadar iyiyse diğeri o kadar kötüdür. ask sevip de kavusamamaktır. kavuşulunca bunun adı aşk olmaz; sevgi olur, beraberlik olur, mutluluk olur. aşk ta mutluluk yoktur ama hep acı çekersin. kıskançlık sevgidedir aşk da kıskançlık olmaz hiçbir zaman. çünkü aşk da sahiplenme yoktur. aşktır acı çektiren dağları deldiren,sevgi acı çektirmez. kara sevda denilen şey aşkın taa kendisidir. sevda adı geçtiğine bakmayın.
aşk sevip de söyleyememek görüpte dokunamamaktır.
bir gün aşık olduğun kişiye kavuşursan o anda aşkın biter işte.
platon un tanımıdır aşk,ama sonraları platonik aşk olarak aşkın bir çeşidi olarak anılmıştır.gerçek aşk sevgiye dönüşmüştür.
aşkı,anne ben evleniyorum,gelinim olurmusun da arayan bir toplumun aşkı da bu kadar basit görmesi doğaldır.