Aşk
Bağlanmış kökler gibi
Hayat veren toprak gibi
Tüm anneler gibi güçlü olsun
Camdan sızan güneş gibi
Gökte yıldızlar gibi
Dolu hayatlar gibi sonsuz olsun
Sonsuz olsun
(bkz: şebnem ferah)
Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git
Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık
Sevgideydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı
Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü
Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
Yoktu dünlerde evelsi günlerdeki yoksulluğumuz
Sanki hiç olmamıştı
Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı
istanbullar
Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların
dünyaların
Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek
Ki Karaköy köprüsüne yağmur yağarken
Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
Çünkü iki kişiydik
Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
iki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
Sonrası iyilik güzellik...
özlemi kamçılayan yegane duygudur. alışkanlık değildir henüz yeşermiş aşkı büyüten. hoşa gitmesidir aşık olunanın bir göz kırpışının, bir kelimesinin, nefes alırken göğsündeki ufak bir sarsıntının... omzuna yaslanmayı istemektir, doyamamaktır... her şeye rağmen beyninin en büyük hissedarıdır, inkar edilemeyen, vazgeçilemeyendir...
gerçekten insansa dünyaya gelen şahsiyet hissetmelidir derinden, acımalıdır gerekirse tüm hücreleri ağlamalıdır uğruna... ve coşmalı her bakışında sevgilinin, kaktüse dönmelidir vücudunu kaplayan her zerre... kavuşamamalıdır belki de ya da sonsuzluğun başlangıcı olmalıdır...
aslen şehvet dürtüsünün "legalleşmiş" halidir. karşındakini sevmek, sadece ve sadece kendin içindir(kendi yararına olacağına inanmasan sevmezsin). aşk da bu sevginin "kendi soyunu devam ettirme gerekliliği" güdüsüyle oluşmasıdır.
realist antikahraman soul forged sin'den bir acımasız gerçek daha...**
pişman olunmayandı. ağlatandı sabahlara kadar. hıçkıra hıçkıra. üstelik elinden şekeri alınan bir çocuk kadar da masumdum. utanılmayandı ama. uyku desen, o geldiği zaman gitmişti. zaten sevmezdim ya iyiden iyiye düşman olduk. aldatılandı. her gece yeni bir paket sigarayla aldatmıştım onu. yalan olmasın bazen de yeni rakı girmişti günahıma. tek suçum da buydu ona karşı. bir de geceler vardı. tek şahidim allahtan başka. onu ne kadar sevdiğimi bilen, derdimi dinleyen. sigaramın dumanını ve gözyaşlarımı gizleyen...
ama güzeldi aşk... onca çektiğim acıya rağmen, saniyelik gülüşü için güzeldi, bir tek canım kelimesi için güzeldi. verdiğim çiçeğe değer verip koklaması güzeldi. aşkına içtiğim rakı güzeldi. senin için seni aldattığım sigara güzeldi. sana asılanı dövmek, dayak yemek de güzeldi. senin yaptığın, rakıdan daha acı kahve, elinle yaptığın menemen güzeldi. biri seni sorunca, bizim çocukların ''yengemiz'' demeleri güzeldi.
kapkara kocaman gözlerin güzeldi be ruhum. sen güzeldin...
Aşk...geceleri kaçan uykusudur insanın...yerli yersiz ağlamaktır çaresizce,şarkılara sığınmaktır
kendince ... Sevgilinin isminin baş harfini her gördügün yerde kalp içine almaktır ,özlemektir ansızın
kahrolmaktr çaresizlik içinde kıvranmaktır !bir zaman sonra acıdan zevk almaktır .. sevdiğini
içinde bulmaktır! Silemezsin çıksın gitsin dersin bazen ama artık sen olmuştur benliğinde ...
ağlarsın sızlarsın geceleri yine yalvarışın olur tanrıya ama unutamazsın...her yerde hatırlarsın
özlersin belki umrundasındır belki düşünmez bile seni ..Ama yinede hayatının masum rolüdür hep
bir gece yine yatarsın yatağına sakladığın yerden çıkarır tekrar tekrar öpersin resimleri ..
Gözlerini gözlerinde bulup dalarsın uykuya ..
Bir kız ve bir delikanlı,bir motorsikletin üzerinde (180 km )hızla
gidiyorlar ve aralarında şöyle bir konuşma geçiyor;
Kız : Lütfen yavaşla,ben korkuyorum
Delikanlı : Hayır,bak ne kadar eğlenceli
Kız : Lütfen,lütfen,çok korkuyorum
Delikanlı : Peki,beni sevdiğini söyle
Kız : Seni çok seviyorum,lütfen yavaşla
Delikanlı : Şimdi de bana sıkıca sarıl
Kız delikanlıya sıkıca sarılır
Delikanlı : Kaskımı alıp,kendine takar mısın? Başımı çok sıktı.
Ertesi gün gazetelerde şöyle bir haber çıktı: Motorsiklet kazası;
Motorsiklet,fren arızası nedeniyle,bir binaya çarptı.Üzerindeki 2
kişiden sadece biri kurtuldu.Gerçek ise şöyleydi;Yolun
yarısında,delikanlı frenlerin bozulduğunu anlamış ama bunu kıza
belli etmek istememişti.Bunun yerine,kızdan kendisini sevdiğini
söylemesini istemiş ve kendisine son defa sarılmasını
istemişti.Sonra da kendi ölümü pahasına,kızın başlığı takmasını ve
hayatta kalmasını sağlamıştı
Böyle bi ask varmi ?
edit: kötülenmiş.
aşkı sadece erkeklerin sömürülmesinden ibaret gören,erkeklerin sadece kızları o malum işi yapmak için aşkı kullandığını düşünen zihniyete selam ederim.