Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git
Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık
Sevgideydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı
Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü
Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
Yoktu dünlerde evelsi günlerdeki yoksulluğumuz
Sanki hiç olmamıştı
Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı
istanbullar
Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların
dünyaların
Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek
Ki Karaköy köprüsüne yağmur yağarken
Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
Çünkü iki kişiydik
Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
iki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
Sonrası iyilik güzellik...
özlemi kamçılayan yegane duygudur. alışkanlık değildir henüz yeşermiş aşkı büyüten. hoşa gitmesidir aşık olunanın bir göz kırpışının, bir kelimesinin, nefes alırken göğsündeki ufak bir sarsıntının... omzuna yaslanmayı istemektir, doyamamaktır... her şeye rağmen beyninin en büyük hissedarıdır, inkar edilemeyen, vazgeçilemeyendir...
gerçekten insansa dünyaya gelen şahsiyet hissetmelidir derinden, acımalıdır gerekirse tüm hücreleri ağlamalıdır uğruna... ve coşmalı her bakışında sevgilinin, kaktüse dönmelidir vücudunu kaplayan her zerre... kavuşamamalıdır belki de ya da sonsuzluğun başlangıcı olmalıdır...
aslen şehvet dürtüsünün "legalleşmiş" halidir. karşındakini sevmek, sadece ve sadece kendin içindir(kendi yararına olacağına inanmasan sevmezsin). aşk da bu sevginin "kendi soyunu devam ettirme gerekliliği" güdüsüyle oluşmasıdır.
realist antikahraman soul forged sin'den bir acımasız gerçek daha...**
pişman olunmayandı. ağlatandı sabahlara kadar. hıçkıra hıçkıra. üstelik elinden şekeri alınan bir çocuk kadar da masumdum. utanılmayandı ama. uyku desen, o geldiği zaman gitmişti. zaten sevmezdim ya iyiden iyiye düşman olduk. aldatılandı. her gece yeni bir paket sigarayla aldatmıştım onu. yalan olmasın bazen de yeni rakı girmişti günahıma. tek suçum da buydu ona karşı. bir de geceler vardı. tek şahidim allahtan başka. onu ne kadar sevdiğimi bilen, derdimi dinleyen. sigaramın dumanını ve gözyaşlarımı gizleyen...
ama güzeldi aşk... onca çektiğim acıya rağmen, saniyelik gülüşü için güzeldi, bir tek canım kelimesi için güzeldi. verdiğim çiçeğe değer verip koklaması güzeldi. aşkına içtiğim rakı güzeldi. senin için seni aldattığım sigara güzeldi. sana asılanı dövmek, dayak yemek de güzeldi. senin yaptığın, rakıdan daha acı kahve, elinle yaptığın menemen güzeldi. biri seni sorunca, bizim çocukların ''yengemiz'' demeleri güzeldi.
kapkara kocaman gözlerin güzeldi be ruhum. sen güzeldin...
Aşk...geceleri kaçan uykusudur insanın...yerli yersiz ağlamaktır çaresizce,şarkılara sığınmaktır
kendince ... Sevgilinin isminin baş harfini her gördügün yerde kalp içine almaktır ,özlemektir ansızın
kahrolmaktr çaresizlik içinde kıvranmaktır !bir zaman sonra acıdan zevk almaktır .. sevdiğini
içinde bulmaktır! Silemezsin çıksın gitsin dersin bazen ama artık sen olmuştur benliğinde ...
ağlarsın sızlarsın geceleri yine yalvarışın olur tanrıya ama unutamazsın...her yerde hatırlarsın
özlersin belki umrundasındır belki düşünmez bile seni ..Ama yinede hayatının masum rolüdür hep
bir gece yine yatarsın yatağına sakladığın yerden çıkarır tekrar tekrar öpersin resimleri ..
Gözlerini gözlerinde bulup dalarsın uykuya ..
Bir kız ve bir delikanlı,bir motorsikletin üzerinde (180 km )hızla
gidiyorlar ve aralarında şöyle bir konuşma geçiyor;
Kız : Lütfen yavaşla,ben korkuyorum
Delikanlı : Hayır,bak ne kadar eğlenceli
Kız : Lütfen,lütfen,çok korkuyorum
Delikanlı : Peki,beni sevdiğini söyle
Kız : Seni çok seviyorum,lütfen yavaşla
Delikanlı : Şimdi de bana sıkıca sarıl
Kız delikanlıya sıkıca sarılır
Delikanlı : Kaskımı alıp,kendine takar mısın? Başımı çok sıktı.
Ertesi gün gazetelerde şöyle bir haber çıktı: Motorsiklet kazası;
Motorsiklet,fren arızası nedeniyle,bir binaya çarptı.Üzerindeki 2
kişiden sadece biri kurtuldu.Gerçek ise şöyleydi;Yolun
yarısında,delikanlı frenlerin bozulduğunu anlamış ama bunu kıza
belli etmek istememişti.Bunun yerine,kızdan kendisini sevdiğini
söylemesini istemiş ve kendisine son defa sarılmasını
istemişti.Sonra da kendi ölümü pahasına,kızın başlığı takmasını ve
hayatta kalmasını sağlamıştı
Böyle bi ask varmi ?
edit: kötülenmiş.
aşkı sadece erkeklerin sömürülmesinden ibaret gören,erkeklerin sadece kızları o malum işi yapmak için aşkı kullandığını düşünen zihniyete selam ederim.
Aşk bir yumak haline gelip boğazına sarılıverir insanın bazen. işler çözülmez haldedir ve bu kördüğüm insanı istemediği şeyler yapmaya zorlar çaresiz. Birbiri ardına yapılan yanlışların en büyük nedeni ise kaybetme korkusudur. Bu korku bir kez girdi mi insanın yüreğine o andan sonra akıl ve mantık sürgüne gönderilmiş iki mahkuma dönüşüverir birden.
Siz aşkınıza sahip çıkmaya çalıştıkça o kördüğüm giderek büyür ve bir süre sonra yumağın ipleri boğmaya başlar. Kurtulabilmek için çırpındıkça bir başka canavarın, kıskançlığın ellerine teslim olursunuz.
Öyle bir canavardır ki kıskançlık, beraberinde tedirginliği, endişeyi ve huzursuzluğu da getirir. Beyni böcek gibi kemiren soruların başlıca kaynağı da kıskançlıktır. Terk edilme ihtimaliniz çoğaldıkça sorular artar. Kesin ve net yanıtı yoktur hiçbir sorunun. Onun bir başkasıyla olabilme ihtimalini, bir başkasıyla sevişebilme ihtimalini düşünmek, uykusuz gecelerin, verimsiz günlerin habercisidir.
Mantık ve akıl sürgündeyken sizi terk etme ihtimali olan sevgilinin her davranışı, her sözü sadece ve sadece kıskançlık süzgecinden geçirilecektir.
Bir zamanlar minik oyunların, aşka katılan tadın sebebi olan kıskançlık, sevgiliye düşmanlık duymanıza neden olacaktır artık. Ve düşmanlık insanın içindeki şiddeti körükleyecektir elbette.
Kıskançlık ateşini bastırmaya kalkmak, başka şeylerle ilgilenir gibi görünmek bataklıktan çıkmaya çalışan insanın hareket ettikçe çamura daha da gömülmesine benzer. Yanlış, yanlış üstüne eklenir.Mantık ve aklın ardından benlik ve kişilik de çıkar sürgüne. Siz sevgiliyi kaybetmeme uğruna değişmeye çalıştıkça yüreğinizdeki huzursuzluk sizi yerinizde bir dakika bile oturamaz hale getirir. Üstelik değişmek uğruna yapılan hatalar sevgiliyi kaybetme ihtimalini daha da güçlendirir.
Kıskançlığa tamamen teslim olmuşsunuzdur artık. Bu noktaya nasıl geldiğinizi hatırlamazsınız bile. Hangi olay, hangi kişi neden olmuştur bir önemi de yoktur artık. Şiddet yavaş yavaş kendini göstermeye başlar.
Kendinize ya da ona zarar verme duygusunun kıyısında dolaşıp durursunuz.
Bu duygudan kurtulmanın tek yolu, bütün bunlara konu olan sevgiliden kurtulmaktır. O sevgilinin diktiği ama üzerinize tam oturmadığını bildiğiniz halde giymekte ısrar ettiğiniz aşk giysisini çıkarmanın zamanı gelmiştir. Bu tutsaklığı yaşamaktansa kar altında çıplak kalmak çok daha iyidir. Ve elbette, üzerinize tam oturan bir giysi, bir yerlerde sizi beklemektedir...
güzeldir bir den çarpmaması için yavaş yavaş çıkılmalıdır merdivenler sevgiye karşı sevgi gösterilmelidr.
dozu fazla kaçırıldığında etkileri;
uykusuzluk, iştahtan kesilme, agrasifleşme veya sakinleşme ikisinden biri hayvaları bile güzel çiçek görme bu gibi durumlarda dozu biraz azaltmak gerekir. herşeyi akışına bırakmak gerekir.
dikkat! kahve ve sigarayla alındığında aşırı derecede mutluluk hormonu salgılar korkulmamalıdır.