ufak bir opucuk kar$isinda yer ile yeksan olmak,
yikintilarin arasinda titreyen bir et yiginina donmektir.
gozlerinin icine baktiginda istem di$i gulumsemek, ardindan gelen "ne oldu?" sorusuna "hiiiç" gibi salakca bir cevap verebilmek.. yeryuzundeki hangi dille anlatilabilir ki? hangi alfabenin harfleri yeter tarifine, bilmiyorum..
ugrunda bu zamana kadar kac milyon insan, ruhun bedenden ayrilmasini kabullendi ve buna daha kac milyon insan hazir?
candan onemli, canandan onemsiz.. bir sac teline omurler adamak, tek gozya$ina dunyalari asmak.. zor $ey, mutluluktan daha mutlu, sevdadan daha sevdali.. kimi zaman sille tokat doven, kimi zaman ayaklari yerden kesen.. ne olursa olsun, ugrunda kac milyar adem oglu can verirse versin ve ruhumdan kac parca calarsa calsin, helal-i ho$ olsun.. 1 dakikasi koca omure deger her haliyle..
nasıl baslasam diye düsünüp cözemedigim sözcüktür ask..
önce yavas yavas yaklasir insana cocuksundur yasın her ne kadar büyük olsa da bilmiyosundur
seker gibi gelir önce o kadar tatlıdır ki
önüne gecemezsin sürükler seni bi yerlere
zamanla seker daha da tatlanmaya baslar ama yanında biberleri de getirmistir artık
acıyı duyarsın sızlar kalbin ama aldırmazsın zaten aldıramazsında aklın sekerdedir
düsünce gücün elinde degildir artık
kararlar kalbinin esareti altında verilir
herseyle hicbisey arasindaki fark onsuzluktur
sonrasi mi
sonrasini biliyorsunuz her güzel seyin sonu oldugu gibi bununda sonu gelir
ve hayat yasanilmaz bir hal alır
taki ask seni tekrar buluncaya kadar...
insana kendisinin beklemediği şeyleri yaptıran içinin boşluğunı kendi umutsuzluklarını bazen üzüntülerini yok eden, ve sana her zaman yanında olabilecek birisini bahşeden..güzel şey..
aşk dediğin lavanta gibidir. değilse turşu gibidir. ama istersen patlıcan gibi olabilir.
bazen gelir bir zaman sen de anlamazsın seni nasıl vurduğunu, birden muz gibi olursun. zamanı gelir aşk adamı feci saçmalatır. ööyle feci saçmalatır ki nasıl saçmaladığının farkına vardığında artık çok geçtir, zaten saçmalamışsındır ve bu saçmalıkların sonu yoktur.
aşk bir büyüdür. içinizi kaplar sizi sarar balon gibi şişer uçarsınız. onu her gördüğünüzde içinizde can dündarın sesi belirir size aşkı tanımlar. tanımlamazsa para verirsiniz. kabul etmezse haluk bilginer e gidersiniz. o da olmazsa kenan ışık ucuza getirir. tek ihtiyaç olan iç sestir. aşk adamı garip yapar.
aşk adamı delirtir, format dahilinde kafayı çizdirir. aşk der ki git döv, kalbin derki "dur sen seviyorsun" ama beynin de atlar oradan "lan dur mantıklı düşün bak git ana avrat söv" diye.
aslında aşk bir bilmecedir. hergün milliyet gazetesinin verdiği bir garip ektir. kafiyeli yazayım derken ebemi s.ktirendir. allah belasını versin aşkın. aşk, aşk nereye kadar? bitmedi mi hormonların dellenmesi, sabaha öss var.
ama aşk öss möss dinlemez, kendini formata uydurur, ben aşkım, üzerine atlarım der. yeri geldiğinde ağzını burnunu dağıtır, yeri geldiğinde en büyük dostundur.
bir büyüğümüz demiş ki "aşk bir sürü çikolata yemek gibidir"
ama aşk ona der ki "hadeleen"
aşk küstahtır,
aşk delidir,
aşk adamı saçmalatır,
ve aşk, işte o aşk. o aşk adamı öldürür.
işte aşk böyle bir şeydir a sevgili dostlar, yoldaşlar.
ve şimdi aşk diyor ki (kankamdır kendisi) "kapayın lan çenenizi" (kafiyeli oldu bak)