insanları kendisine simge olarak seçen ve et, kemik vs vs gibi şeylerden oluşan sıradan bir insanı vazgeçilmez, unutulmaz, mutluluk kaynağı yapabilen, ayrılıklar da ise insana bütün mutsuzlukları, acıları içine girdiği insanla yaşatabilen şey.
ayrıca insanların sürekli sevgili değiştirmesine sebep olan şeydir.
sebep olmasının sebebi ise yerinde durmadan sürekli farklı bedenleri kendisine simge olarak seçmesidir.
Simdi sen kalkip gidiyorsun. Git.
Gozlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.
Oysa ben senin gozlerinsiz edemem bilirsin
Oysa Allah bilir bugun iyi uyanmıştık
Sevgiyeydi ilk açılışı gözlerimizin sirf onaydi
Bir kus konmus parmaklarima uzun uzun otmustu
Bir sevismek gelmis bir daha gitmemisti
Yoktu dunlerde evvelsi gunlerdeki yoksullugumuz
Sanki hic olmamisti
Oysa kalbim iste suracikta carpiyordu
Surda senin gozlerindeki bakimsiz mavi, guzel lafli Istanbullar
Surda da etin cogaliyordu dokundukca laflarin dunyalarin
Oyle duzeltici oyle yerine getiriciydi ki sevmek
Ki Karakoy koprusune yagmur yagarken
Biraksalar gokyuzu kendini ikiye bolecekti
Cunku iki kisiydik
Oysa bir bardak su yetiyordu saclarini islatmaya
Bir dilim ekmegin bir iki zeytinin basinaydi doymamiz
Seni bir kere opsem ikinin hatiri kaliyordu
Iki kere opeyim desem ucun boynu bukuk
Yuzunun bitip vucudunun basladigi yerde
Memelerin vardi memelerin kahramandi sonra
Sonrasi iyilik guzellik.
aşk galiba soğanın pembeleşmesi, biberin yumuşaması gibi. salçanın da kavrulması gibi. (bizim salça'dan bahsetmiyorum, tomates* salçasından bahsediyorum)
yani aşk sevginin yayılma hali. hoşunuza gittiğinde çekici bulmuş oluyorsunuz yalnızca. yani etki, yani istek, yani en absürdük versiyonuyla sevgi sadece muhtelif bölgelerde oluyor.
aşksa sadece beraber olmak isteği. yani muhtelif bölgelerde değil, daha geniş bir alanda.
tahteravalliden ilk kim kalkarsa yırtar, diğerinin kıçı yere vurur, demiş k. iskender aşk için. ağzını öpeyim ben onun. bir de "tarihe en büyük savaş diye geçsin g.tümüzle devirdiğimiz dağ gibi aşklar" demiştir ki o çok daha ayrıdır, yüreğimi sızlatır.
windowsun tanımlayamadığı dosyalar vardır ya hani,her programı denesen de o dosya açılmaz.ama illa ki açacak bir program vardır... belki sende yüklü değildir.
aşk ta tanımlanamayan bir dosyadır,onu açabilecek program ise kalpten başkası değildir.
karşı cinsler arasında duygu yoğunlaşmasıdır aşk,bir anda başlar nedensiz,saf bir duygudur. yerini sevgiye bırakan aşklarda kutsaldır. onun yerini doldurmakda hiç mümkün değildir.
güzel sözlerin büyüsüne kapılıp, hissedildiği sanılan duygudur bazen. değildir aslında. aşk bu kadar kolay değildir. aşkın ömrünün üç yıl olduğu konusunda kitap bile vardır. üç yılı geçenler nedir diye merak eder insan. gerçek aşksa eğer, zamanla daha da derinleşir.
ben dahil bi çok kişinin hakkında bi dünya entry yazdığı, anlatmaya çalıştığı,üç harflik, kısa ama içinde milyarlarca anlam barındıran. aslında anlatılamayan yaşarken hissedilen büyülü kelime.
tahammül etmek ve dürtüleri bastırmakla ilgili bir hadisedir kanaatimce. bilim adamları bulmuştu 3 yıl ömrü varmı filan diye. şimdi bu veriyi doğru kabul ederek konuşalım ve zavallı tespitimizi yapalım, bakalım ne olacak.
efendim insan tek eşli bir canlı değildir. yaşayan tüm canlılar gibi, varlığının öncelikli amacı olarak türünü devam ettirmektir. bunun içinde de erkek insan, olabildiğince sağlıklı kadını döllemeyi hedefler filan, bunlar yüzlerce kez söylenmiş şeyler. tekrara lüzum yok.
aşk, ister öğretilmiş bir duygu olsun, ister insanın içinden gelmiş, bu dürtüyü bastırır. aşık olan insan, olabildiğince fazla sağlıklı kadını dölleme hedefinden vazgeçmez, bu dürtü yokmuş gibi davranır ya da kendini böyle davranmaya zorlar. ben ve etrafımda gördüğüm tüm erkekler, aşık oldukları zamanlarda bile, güzel bir kadın gördüklerinde onunla sevişmeyi düşünürler, en azından akıllarına sevişme fikri gelir. dün kadıköy'de tur atarken yaptığım gözlemlere göre, sevgilisiyle el ele yürürken yanından alımlı bir kadın geçen erkeklerin hemen hepsi o kadınlara baktılar. kimi cevvaller sevgililerine öte tarafta bir şey gösterip, kız oraya bakarken, alımlı kadınları bir güzel süzdüler de. bağa kalırsa aşk tam da böyle bir şey. başka kadınlara bakıyorsun, başka kadınların memeleri, kalçaları ilgini çekiyor ama o kadınlarla sevişmek için uğraşmıyorsun hatta o kadınlarla sevişme şansın olsa dahi reddediyorsun. yoksa, gözünün başkasını görmediği, diğer vücutların senin mideni bulandırdığı gibi bir şey yok ortada.
bu aynı hz. ali'yle ilgili mesel gibi. bana o mesel de hep atmasyon gelmiştir. hani omzuna ok saplanıyor da, bu namaz kılarken çıkarıyorlar, o da anlamıyor hiç. o derece hayattan kopmuş, transa geçmiş filan. böyle bir şey olduğunu da sanmıyorum. ibadet esnasında da aklına pek çok şey gelebilir, gelir de. ibadet, o zaman içinde allah'ı düşünmeye çalışmaktır. kendini dış etkenlere kapatmaya çalışmak, aşk gibi.