"Her yiğidin harcı değildir aşk; aşikardır, derunidir, duygu silsilesidir. maddenin manaya dönüşümüdür. tasavvur edilemeyecek kadar soyut, muhakemesi yapılamayacak kadar naiftir. en müstesna hal, en mutlak ahenktir. ruha üflenen hikmettir; menşei muğlak, akıbeti fludur. o yüzden takdire şayandır aşıklar. o duyguya erebilenler kamil insanlardır. bu kalbe ancak hakikatler akseder.
velhasıl mutlu aşk yoktur kainatta. aşkın mayasında hüzün mevcuttur. aşık bu uğurda can vermenin, o ulvi yolda birer merhale olduğunu farkındadır. hamken pişer, akabinde yanar. nefsi arınmıştır........"
(bkz: nerede okuduğunu unutmak)
ask gecici bir sure ile hissedilen guzel bir duygudur. evet cok klise olacak ama ask kesinlikle yerini saygi ve sevgiye birakir. ama ask nedir sorusuna cevap ise sunlardir.
ask; hakikati vasitasiz gorebilmektir (mevlana)
ask; dunyadaki tum kadinlari bir kadin ile aldatmaktir.(benim arkadas)
ask; bir kisinin gozundeki kirpigini temizleyerek elde ettigin mutlulugu dunyadaki en seksi erkek veya kadinla seks yapmaya degismemektir.(bu benim tanimim)
asik insanin gozu kordur ve kilavuzu deliliktir.(bir masal)
insanın sonuna kadar haklı olduğu zamanlarda bile, sadece arkadaşından ayrılmak istememesi üzerine kendini ve etrafındakileri kandırıp yine de onu savunabilmesidir.
ilginç bir ruh halidir.Çoğu zaman karşıdaki insan tarafından kullanılır.Kullanılmazsa mükemmele ulaşılır.
delikanlı babasını boğulmak üzere olduğu derin düşüncelerden, uzattığı bir soru cümlesiyle kurtardı:
- baba, sence bir adam bir kadını neresiyle sever? aklıyla mı, kalbiyle mi, mantığıyla mı?
oğlunun uzattığı soruya tutunarak yüzeye çıkan baba, tuttuğu nefesini bir cevap olarak bıraktı odanın sigara dumanından ve mutsuzluktan ağırlaşmış havasına.
- hiçbiriyle sevemez oğul. aklıyla sevemez insan. öyle olsaydı deliler sevemezdi, oysa en büyük aşıklar deliler değil mi? kalbiyle de sevemez insan. eğer kalple sevilebilseydi, kalp nakillerinde sevgi nakledilen kalbe geçerdi. mantığıyla da sevemez insan. aşkta mantık olur mu hiç. değil mi?
babasının haklı ama tatmin edici olmayan cevabına cesaretini toplayarak tekrar bir soruyla karşılık verdi genç adam:
-peki o zaman, bir adam bir kadını neresiyle sever baba?
yaşlı adam, gözlerini karşı duvardaki yıllar önce kaybettiği karısının resmine dikti. sigarasından derin bir nefes daha çekti. çektiği sadece bir nefes değil, sanki bütün bir hayattı. gözyazşıbezlerine yıllardır esir ettiği asi bir gözyaşı damlası firar etti gözlerinden. asi damlanın kaçışı yaşlı adamın dudaklarının kenarında son buldu.
- tuzluymuş.
dedi.ve anladı her sabah neden bu kadar çok su içtiğini. yıllardır hapsettiği , içine akıttığı gözyaşları içini yakmıştı. aldığı nefesi can verirmiş gibi yine bir cevap olarak saldı odanın kasvetinin ortasına.
-ruhuyla sever evlat ruhuyla. akıl uçar, kalp çürür,mantık tükenir. ama ruh hep nefes alır. eğer ruhuyla sevebilirse bir erkek; sevgisi de sevdiği de mahşere kadar onunla kalır.