şüphesiz reklamcılığın anahtarlarındandır. bunu aşk temalı reklam filmlerinin çokluğundan anlayabiliriz. üstelik belirli gün haftalarda değil* her zaman görürüz bunları. bu da ister istemez ticari bir değer ortaya koyuyor.
25 yıllık tecrübemle şunu anladımki aşk; hayatın bug'ıdır ve eninde sonunda ya fatal error ya da mavi ekranla biter. siz ne kadar reboot yaparsanız yapın, bir yerlerde tekrar karşınıza çıkar. herkese iyi formatlar dilemekten başka seçenek bırakmayan duygu.
bir turlu bulunmayan ve varolmayan, insani benliginden kavramis his. aşk'ın genelde hayatin size verdigi en buyuk hediye oldugunu dusunursunuz, ama oyle degildir. oyle dusundugunuz zaman aldanirsiniz benim gibi. hani heryerde buyuk iddialarla kolay aldanmam diye konusuruz ya, aslinda sonradan lafimizi hep yutariz. esas konu aşkın ele gecirdigi benligimizin ne zaman ortaya ciktigidir. bu gece oldugu gibi gecenin bi korunde cikar, sonra başlarız nerede mavi gozlum, kizil saclim diye.. ben cikip bagiriyorum pencereden, neredesin.