darkness boy der ki: aşk, kalbi aklının önüne geçmiş kişileri üzer. ben hep aklımı kullandım. hem mutluydum.
benim dışımda sonuna kadar mutlu olan biri varsa eğer, ya aşkıyla sonsuza gitmiştir ya da aşkı yüzünden sonsuza gitmiştir. eceliyle gittiyse, Allah'ın lütfudur. kendi iradesiyle gittiyse, ahmaklığındandır. kim ne derse desin, hayattan daha önemli olmayan bir olgudur "aşk".
--spoiler--
...vah ki vah o budalaya, Allah'la pazarlık etmeye kalkar. Yani sen şimdi her türlü art niyeti aklından geçir; onun bunun dedikodusunu yap, kuyusunu kaz; karısının kızının namusuna dil uzat; elin işte olsun, gözün oynaşta; camiden çıkar çıkmaz kıldığın namazı unut; sonra da iki koyun kesmekle, dört dua ezberlemekle he...r şey halloldu zannet! Boş yere abdest almakla uğraşma, eğer kalbini temizlemeyi bilmiyorsan evvela. Benim rabbim tüccar değil ki, senin gibilerle ticaret yapsın! Benim Rabbim bakkal değil ki, defterinin bir köşesinde günah hanesi, bir köşesinde sevap hanesi, toplayıp çıkarsın! Ne bir elinde terazi tartmak peşinde, ne öteki elinde kalem yazmak derdinde... Banim rabbim bayağı hesaplardan münezzehtir. O muhteşem bir güzellik, kaynağı kesilmeyen nur, sonsuz merhamet ve rahmettir.'
--spoiler--
hani bazen olur ya, çok yorgunsunuzdur, gün boyunca hiç evden çıkmamışsınızdır, yarın sabah bakkala gidersiniz bişeyler almaya, dışarıdaki hava, aldığınız nefes çok cazip gelir 2 3 dakikalığına, işte onun çok uzun süreni, insan kontrol edemiyor.
hava ağlamak üzere...
huzursuz, rahatsız edici. içimi karartıyor, kararan bulutları gibi.
gün-saat bilmiyorum. sadece bir yol ve ben...
yürüyorum. yorgunum biraz, ama ne zamandır yürüdüğümü bilmiyorum.
bacaklarım hükmediyor bana, güçsüz hissediyorum.
bir yol ama sonu gözükmüyor. ne bir tabela var, ne de bir iz.
karşıma birileri çıkıyor bazen, yolu soruyorum. söylüyorlar. gidiyorum ama ilerleyemiyorum.
onlar her seferinde beni yanıltıyor ama sormaya devam ediyorum.
söyledim ya hükmeden bacaklarım...
bazen bir çukura düşüyorum, biri gelip çıkarıyor beni ama fazla kalmıyor.
yoldakilere aldanmaya devam ediyorum. yol genişliyor bazen, bazense devam edemeyeceğim kadar dar.
bazen başımı ağrıtıyor, bazense hissizleşiyorum. yol yoruyor beni, sonunu bulamıyorum.
evet, sonunda bir tabela... yolun adı: "aşk"
onu sevmek, delice sevmek. onu görebilmek için sesini duyabilmek için her şeyden vazgeçmek. peşine düşmek. acı çekmek. ilaçsız uyuyamamak, onun ümidinin duasını okumadan nefes alamamak. her gidişlerinde iç kanama geçirmek. aşk; onun gözlerinde sesinde isminin içinde ölmek öylece.
sevgili yari düşünürken karna giren pis faredir o kadar acımasızdır ki dandik bir romantik filmde dahi harekete geçer ilk önce mideni kemirir yataklara düşersin çekersin acıyı her nefeste ölümün zaman alır , yavaş yavaş , acıyı hissede hissede sonra o pis fare , o acımasız fare beynine girer ,kemirmez ama hep o sevgili yari düşünmene ve her şeyden şüphe etmeni sağlar. kafanı fare değil , yine sen yersin kafayı yavaş yavaş acıyı çeke çeke ve günlerden bir gün olurya o düşündüğün sevgili yarinle aşkı yaşamaya başladığında aslında aşkın o pis acıyı çekmek , sevgiliye ulaşamamak olduğunu anlarsın.artık gözünde sevgilinin değeri yoktur.
aşkın hiç bir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.
başlı başına bir dünyadır aşk.
ya tam ortasındasındır,merkezinde
ya dışındasındır,hasretinde...
elif şafak-aşk kitabından.
persepolis filminde çok güzel anlatılır. kızımız aşıkken adam gözüne çok yakışıklı görünür ama aşk geçtiğinde aslolanı görür, yasılsamalar sona erdiğinde..
aşk yanılsamayla, sarhoşluk arası bir yerdir insan beynin de, ve keşke hiç ayılmasak...