aşkın hiç bir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.
başlı başına bir dünyadır aşk.
ya tam ortasındasındır,merkezinde
ya dışındasındır,hasretinde...
elif şafak-aşk kitabından.
persepolis filminde çok güzel anlatılır. kızımız aşıkken adam gözüne çok yakışıklı görünür ama aşk geçtiğinde aslolanı görür, yasılsamalar sona erdiğinde..
aşk yanılsamayla, sarhoşluk arası bir yerdir insan beynin de, ve keşke hiç ayılmasak...
sevginin tutkulu olanıdır fakat başka bir açıdan da bakılabilir. aşk, fanatikliktir. sevginin aşırıya kaçılmış halidir. bu yüzden çoğu kez zarar görürüz ya. bu yüzden elimiz ayağımız birbirine dolanır. tabi bir çok farklı aşk vardır. ben size beşeri aşkın tanımını yaptım.
onu düşündüğün anda şakaklarına giren ağrının ardından burnunun içini yakan bir acı yukarı doğru nükseder. sonra bir bakarsın migren ağrısından daha beter bir acıyla beraber gözlerinden yaşlar süzülür. onunla konuşamamanın verdiği acı dünyadaki en büyük acılardan biriymiş meğersem. ben hayata bağlanmanın ondan vazgeçmemek olduğunu anladığımda asıl mutluluğa kavuşmuşum da haberim yokmuş. boşuna dökmüşüm o göz yaşlarını. belki de sevinçtendi. bilmiyorum.
kalp, yürek çarpıntısıyla ifade edilebilecek kadar basit bir şey değil bu. başka türlü bir şey. kalbin çarpar ama heyecana bağlı değil. onu görünce heyecanlanmazsın artık hatta kalp atışların zayıflar. çaresizsindir sadece. ölüm gibidir ona tek kelime edemeyeceğini bilmek. ona sadece bakar, bakar ve bakarsın, kesinlikle konuşamazsın. bakarken eriyip biter yok olursun. o yoklukta onunla buluşursun. her türlü söylemek istediğini söyler içini dökersin. ama hayır. gerçekte yapamamak, elinden hiçbir şeyin gelmeyişi var ya işte, o hiçbir şeye benzemiyor. onun yüzünü, gülüşünü aklından silememek var ya işte en çok o mahvoluşunu kolaylaştırıyor. bir tek kelime söyleyebilsem herşey değişir belki diye düşünmekten kafayı yemeye doğru gitmek.. kolay değil hem de hiç. hiçbir yaptığından haberdar olamayıp ne yaptığını bilircesine ona güvenmek ve sonsuzca istemek onu. manyakça bir şey evet. ama bu manyaklığa engel olabilseydim o muhteşem şeyi hissetmekten mahrum kalabilirdim. neyi mi? * işte yahu.
sırf cool olmak için bu duygunun varlığını kabul etmeyip "yeaaa, aşk yok yeeaaa." diye gezenlere budaklı meşe odunuyla dalmayı istetecek kadar güzel bir duygu. bir de keşke o da sevseydi deyip saçma sapan umutlar beslemeni sağlayan soyut varlık.
Sadi der ki :Aşk'a uçma kanatların yanar...
Mevlana der ki: Aşk'a uçmadıktan sonra kanat neye yarar...
Yunus Emre de der ki: Aşk'a vardıktan sonra kanadı kim arar... *
--- alıntı ---
her hakiki aşk umulmadık dönüşümlere yol açar. aşk bir milad demektir. şayet "aşktan önce" ve "aşktan sonra" aynı insan olarak kalmışsak, yeterince sevmemişiz demektir. birini seviyorsan onun için yapabileceğin en anlamlı şey değişmektir.
o kadar çok değişmelisin ki sen, sen olmaktan çıkmalısın.
--- alıntı --- *
SENi DÜŞÜNMEK
Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey,
Dünyanın en güzel sesinden
En güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
Ben artık şarkı dinlemek değil,
Şarkı söylemek istiyorum.