tanım yapmaktan tiksinmişimdir aşk denilince. tam karşılayan duygu bu evet. tiksinmek, belki biraz da nefret.
yok aşk dalın rüzgara vurulmasıymış hede höde. basit şeyler bunlar hem de aşkın tüm ciddiyetine rağmen. basit insanlar bir tanım yapar aşk için. bazıları da yaşar ya da arzular. bu kadar.
bir yerde okumuştum, eğer 'o aramassa ben de aramam' demektir aşk diyordu. ben de ekliyorum: 'o aramassa ben de aramam' demek ama her defasında da aramaktır aşk.
aşk bana tekrar gelmezse ruhunu kaybetmiş gibi olacağım ve saçmalamaya başlayacağım..işte bundan korkuyorum..bihter gibi mutsuz olup saçmalamaya başlamaktan, ruhumu kaybetmekten korkuyorum..aniden gelip kalbimi tekrar ısıtsın diye dua ediyorum.
Elif şafak'ın elime aldığımda bırakmak istemediğim kitabı.
Kitapta şems o kadar güzel bi şekilde ele alınmış ve anlatılmış ki neden daha önce şemsi araştırmadım yada neden etrafımda öyle birisi yok hissine kapılmıştım. Çok etkilemişti beni bu karakter.
ve aşk sahi aşk neydi? Mevlanadaki Şems'mi? Elladaki aziz mi? yoksa ilahi aşk mı?
Kitabın sonunda ki kırkıncı kural ise bence kitabın özetiydi.
Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani diye sorma!Ayrımlar ayrımları doğurur. Aşk'ın hiçbir sıfat ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.
Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır, merkezinde ya da dışındasındır, hasretinde..
aşk nedirki? aşk, ölümün inkarıdır, aşk hayat demektir, herşey onda... aşk; tanrı demektir. ölmek de aşkın ufacık bir parçası olan ben'im sonsuz ve büyük kaynağa geri dönmem demektir.
insanın içinde şarkılar besteleme, şiirler yazdırma dürtüsüne sebeb olabilecek ama ifade edebilecek bir kelime bunamayacak duygudur.
(bkz: şu an olduğu gibi)