aşk bir hayal taciridir. kıyıda köşede kartlaşmış hayalleri çekip çıkartır, yıkayıp paklar, allayıp pullar ve terütaze sıfatıyla sahibine kakalar. aşk insanı güzelleştirir. görüntülerle oynar pervasızca yani sıfatlarla. küskünleri aynalarla barıştırır, yalnızları aynalarla çoğaltır. aşk bir sihirbazdır. oyunbazdır. yürekbazdır. oynar yüreğinle bir top gibi. **
kişiliğinizi değişmesine neden olan duygudur histir. gururunu ve onurunu düşünen insanın hiç bi şekilde bu yola çıkmaması gerekmektedir.çünkü zamanla aşkınız için ister istemez gurunuzdan ve onurunuzdan ödün vereceksiniz.
...çocuklara ''Aşk nedir?'' diye sormuşlar.
Söyle demiş afacanlardan biri: Annanem sırtından hasta olmuştu.
Eğilemediği için ayaklarına oje süremiyordu.
Dedem devamlı elleri titremesine rağmen annanemin ayaklarına oje sürüyordu.
aşk bir yangın, bırak tutuşsun aklın. aşk aydınlık, kalbinde yanan ışık..
sanırım sözler böyleydi, emin değilim ama o müzikte emin olmak mümkün değil zaten.
Ani bir bakışla tutuşup, beklenmedik bir göz işaretiyle yanıp tütmek, kıt sabırlılığın kanıtıdır. onu unutmakta çok gecikmeyeceğinin habercisi, sevgide kararsızlığın ve oynaklığın belirtisidir. Büyüme, gelişme ne kadar hızlı ise yok oluş, bitiş de o kadar çabuk olur. Birşey ne kadar yavaş ortaya çıkarsa, tükenip bitmesi de o denli yavaş olur. Durum hemen her zaman, her alanda böyledir
--spoiler--
Kadın kalbi sahiplenir. Ama sadece kadınların sahiplendiğini sanma; erkeklerde yapar, ama o zaman erkek değil, kadın kalbine sahiptirler.
Kadın neden erkekten daha kıskançtır? Çünkü kıskançlık korkudan doğar. Erkek kadından daha az korkar, sebep budur. Daha az korktuğu içinde daha az sahiplenir. Kadın aklı daha fazla korkar, korku ona doğal gelir, hep titrer durur.
Bu korku nedeniyle kadın daha fazla sahiplenir. Sahip olduğu konusunda tamamen tatmin olmadığı sürece mutlu olmaz. Ve tamamen sahiplendiğinde de mutlu olamaz, çünkü adam artık ölüdür. Ancak özgürlük insanı canlı kılar.
Birisini sevdiğinde onun bir yerlere hapsolmasını istersin. Sanki saksıda ağaç yetiştiriyor gibi olursun; sırf kökleri değil, koskoca ağacı, sonra da onu öldürürsün. Ağacın göğe ermesi, yayılması gerekir. Çiçekleri pek çok kişiye parfümünü yayacak, dalları bir çoğuna gölge sağlayacak; meyvalarından çok kişi yararlanacak .
Elbette kökleri senin içinde, ama ağaç büyümeye devam ediyor. Ve aşk aklına gelebilecek en büyük ağaçtır; tüm gökyüzüne yayılır, hapsedilemez bir yerlere kapatılamaz.
Onu sınırlandıramazsın. aşkın doğası sonsuzluktur. osho
--spoiler-
yalnızca iki kişinin bildiğidir. yalnız birinin bildiği de, ikisinden başkalarının bildiği de aşk olamaz. aklına geldiğinde öyle bir sızlamalı ki için, bilmelisin ki o duyguyu başka bilen varsa o da aşık olduğun olmalı. bir anı hayal ediyorsan onu ondan başkası senin gibi hayal edememeli.
atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz yanyana düşecek
topraga beraber dalacagız
ve birgün bir yabani çiçek bu toprak parcasından nemlenip filizlenirse
sapında muhakkak iki çiçek acacak biri sen diğeri ben (nazım HiKMET)
AŞK onsuz nefes alamamak,onu kaybetmekten her saniye korkmak,öldüğünde bile yanyana olmayı istemektir,en güzeli biz olmaktır.
aniden soğuyan havayla zaten kansız olan vücudunun iyiden iyiye donmasına ve ellerinin buz tutmasına aldırmayıp, bu soğukta, sırf bir önceki günden üzerinde o'nun bakışları kaldı diye, incecik gömlek ve incecik hırkayla dolaşmak, hatta üzerinden çıkarmamak için yıkamak dahi istememektir.
Anlayacağın, aşk denilen şey insanın aptal olma halidir. Başka bir şey değil.
şehvettir, bunun sonucu olarakta -evet- hayvani bir istektir. fakat bazı kimseler bunu öyle bir şekilde anlatmışlardır ki gerçek bu kadar rahat görülememektedir. biraz düşününüz, dediğime hak vereceksiniz. tabi çocukluk aşklarını bunun dışında tutuyorum.
o değilde ben bunun esiri olan zayıf insanlara üzülüyorum. dünyada o kadar fazla güzel şey varken anlık veya geçici bir hevese kendini kaptırıyorlar. fakat aşk olmasa kadın ve erkeğin de hayvandan farkı kalmazdı o yüzden de gerekli görüyorum sanki.
Aşkı kalpten ayırmak mümkün müdür diye sorarsak şayet; yıllara mağlup düştüysek evet, artık hiçbir şey gelmiyorsa elden evet, lakin aşk her şeye rağmen aşksa, hiro'larımızın içinde hala aşk diye bir şey varsa, bu öyle -de, -da yı ayırmaya benzemez, kavanoza koyup saklamak gerekir bir ömür boyu... Bazen çıkarır bakmak istersin, ya da her gün dışarı çıkarır hiro'nla beraber - o işte hiro'ya göre değişir-. Sanırım aşk kavanozda ya da kalpte durduğu gibi durmuyor dışarı çıkınca, bencilliğiyle sadece benim olsun diye yırtınıyor fakat biz o vahşi aşkı elbet evcilleştirmeyi bileceğiz öyle bir aşk kapıdan içeri girerse ya da hiro buna izin verirse şayet... (kendimi şuandan itibaren gönül dostu füsun vb. tipler olur ya hani gazetelerde, dergilerde işte öyle bir şey sandım lakin bunu üzerimden hemen atıyorum!) önce kendimizi aş(k)mak lazım, değişmek, bir daha değişmek, yenilenmek lazım. Ama şuna siz karar vereceksiniz: iyi biri mi olmak istiyorsunuz yoksa mutlu biri mi? Aşkın ne olduğuna işte tam da buna cevap verdiğinizde bakacağız hepberaber.