karşı cins insanına duyulan tutku, sevgi, şehvet benzeri hislerin aşk sanılmasıdır. ama aşk yalnızca yaradılana duyulan hesapsız kitapsız sınırsız sevgideki aşkınlıktır. insana aşık olunamayacağını sadece tahammül edilebilirliği çok olana duyulan yoğun sevgi, tutku vs olabileceği gerçeğini kabullendim.
zaten o kime aşık olduğunu sanıp bağlansan alıyor ki. kaybetmek istemediklerimi az sevmeye, aşık olmamaya çalışır oldum bunu keşfedeli.
aşk yok nokta
sensiz geçireceğim bir kış başlıyor sevgilim. yazdan sonra bir mevsim daha.. ne kadar ağır bir bilsen..sensiz bir şehir, sensiz bir ev, sensiz bir yatak.. sensiz bir sonbahar bitti. şimdide kış zorluyor sevgilim sensiz geçmek için..
edit: aşk imkansızlıktır..ve bu an, şu an, o an boğulmaktır o imkansızlık denizinde..
insana acı veren...bir o kadar da mutlu olmasını sağlayan karşılığı olmayan..daha doğrusu karşı tarafın bu bilmemmesi durumu..karşı taraf bilir de karşılık bulursa bunun adı sevgiye dönüşür...karşılık bulmazsa bunun adı platonik aşktan karşılıksız sevgiye dönüşür..
aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım yoksa mecazi mi, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani mi diye sorma! ayrımlar ayrımları doğurur. aşk'ın ise hiçbir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.
başlı başına bir dünyadır aşk. ya tam ortasındasındır, merkezinde, ya da dışındasındır, hasretinde."
elif şafak.
üstünüzde özensiz kıyafetleriniz, dağınık saçlarınız, aynaya bakmadığınız yüzünüz ile güvenle, bir battaniye içinde dışarıda kara kış ortalığı götürürken sıcak evde otururken güzel olandır.
size sarılan bir çift dünyanın en güzel eli ile, hayatınızın en önemli insanı yanı başınızda nefes alırken, hemen yanınızda atan kalbinin size ait olduğunu bilirken güzeldir.
soğuk günlerde sizin elinizi ısıtmaya çalışırken güzeldir. beraber gülerken, sarılıp ağlarken, yemek yaparken, kitap okurken, mobilya katoloğu incelerken güzeldir.
seni seviyorum derken, gerçekten sevdiğine inanırken, uzaktan gördüğünüzde "bu benim" diyebildiğiniz günlerde, gülüşü içinizi ısıtırken, sizi çok sevdiği için kızdığında güzeldir.
sizin için birşeyler yaparken, sizi düşünürken, iyiliğinizi isterken, planlarında siz varken güzeldir...
ama gün gelip gözlerindeki ışık solduğunda,
aranızdaki mesafe sade gözlerle yok denecek kadar azken ayrı dünyalarda yaşamaya başladığınızda,
artık duyduğunuz hissin mutluluk değil telaş, korku olduğunu anladığınızda,
hayranı olduğunuz her şeyin bir başka vücudun olacağını bildiğinizde
sizden başka her şeyi düşündüğünü gördüğünüzde
göremediğiniz, sesini duyamadığınızda
o ellerin başkasını tutacağını, bir zamanlar sesini dinlediğiniz kalbin artık başkası için attığını kabullenmeye çalıştığınızda;
vücudunuzun orta yerinde görmediğiniz bir boşluk açılır durmadan acıyan, gece gündüze karışır. içinizde bir telaş, aklınızda binlerce düşünce, en çok da kaçmaya çalıştığınız anılarınızla oluşan bir cehenneme düşersiniz. bileklerinizden kan fışkıracak gibi, elleriniz cansız, yüzünüz solgun...
cehennem ve cenneti aynı anda içinde barındırır aşk ki birindeyken diğerini görmezsiniz. ne zaman cehennem, ne zaman cennet olacağını kimse bilmez. bir rüyaya dalar, bir kabusta açarsınız gözlerinizi.
aşk emektir emeğimizdir birne duygumuz emeğin karşılığıdır.
müziğe duyguğumuz ,aşk gibi eline gitar almadan mzüik yapmazsın saatlerce uğraşmalısın notlarlar herşeyle ter dökmelisin heyecan duymalsın korkmalısın onu doğru düzgün yapabilecekmiyim diye.aşk ter ter dökmek koşmaktır bir amaç uğruna bir hayal uğruna bazen kendidni feda etmektir ,tercihtir ...
en temel tanımı tanımsızlığıdır.
anlamları aşan yanında anlam bulur.
aşk, aşkın hedefi sanılan ikinciye mahkum edilemez aslında.
aşk, alabildiğine tekildir.
iki insan birbirine aşık olduğunda dahi, tekil yaşarlar aşklarını.
aşkı aşk kılan yalnızlığıdır.
yalnızlığına sevdalı insanlar aşık olabilirler.
kalabalıkları kucaklayabilen, onlardan kopamayan bir yürek taşıyorsanız, aşık olmayı unutun.
aşkın asıl aradığı kendisidir.
kendisine yabancı olan ama kendisini de çağırmaktan vazgeçmeyen tarafına koşar insan.
öyle bir koşudur ki bu, amok koşucuları bile baka kalırlar!