Gözleri Dicle gibidir.
Hani biraz fazla baksan boğulacağından korkarsın...
Dudakları sıfatında uçuşan bir kelebek gibidir.
Hani dokunsan kelebeği öldüreceğinden korkarsın.
Elleri dağda gezen analı kuzulu bir çift maraldır.
Ellerinden tutacağı olsan maralın yetim kalacağından korkarsın...
Ya saçları...
Saçları Diyarbakır surlarının üstünde uçan bir kuş sürüsü gibidir.
Bir telini tutmak için uzansan surlardan düşeceğinden korkarsın...
--spoiler--
benim bu derdim, ne yağan yağmurda
ne yalancı sonbaharda
ne bomboş sokaklarda...
kırılmış her yanım
kaybolur zaman saçlarında
gözlerim sokaklarda
sebebi isyan aşkım...
içim yanar, içim kanar da
isyan...
geriye bir avuç yalan...
beni bu derde sen attında, gittin ya kafam hep duman...
--spoiler--
çok gereksiz bir cezadır aşk.
hele ki soyunmuşken, arınmışken tüm zırhlarından.
hele ki hazırsan gözlerini kapatıp, rüzgarda savrulmaya.
hele ki kelimeler artık karşılığından tamamen sıyrılmışsa.
hele ki ruhun bedenine ağır geliyorsa ve ölmeye çoktan hazırsan.
insanların kafasının içindeki mükemmel kişi tanımına en yakın gördüğü kişiye beslediği duygu bütünü ama asıl sorun kimse tam olarak o kalıba oturmaz, zaten aşık olunan kişinin hiç sesini duymadan, tenine dokunmadan daha çok seversin çünkü sen kafanda ona istediğin gibi özellikler vermişsindir. sonuç olarak ta hayal kırıklığı kaçınılmazdır. *
kurtulursam ve vazgeçebilirsem hard discim baya bi rahatlayacak. çünkü %80'lik bir kısım onunla dolu. onu silip çöp kutusuna gönderdiğim zaman ne bilgisayar ısınacak ne de yavaşlayacak ve yeni bilgilere konsantre olabilmem kolaylaşıcak. onu çöp kutusundan sildiğimde çıkan fışşşşt sesi benim için dünyanın en iç ferahlatıcı boşalması olacak.