dönülmez akşamın ufkundayız. vakit çok geç;
bu son fasıldır ey ömrüm, nasıl geçersen geç!
cihana bir daha gelmek hayal edilse bile,
avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle.
geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan
ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan
geçince başlayacak bitmeyen sükûnlu gece
guruba karşı bu son bahçelerde, keyfince,
ya şevk içinde harab ol, ya aşk içinde gönül!
ya lale açmalıdır göğsümüzde yahud gül.
nerden çıkacağı belli olmayan, böyle insanın kendi kendine durduğu yerde karı gibi kırım kırım kırıtmasına neden olan, yüz güldüren, bade süzdüren, şeker ezdiren duygu şeyi. yaş maş dinlemiyor, yeri geliyor sözlükten, yeri geliyor msnden çıkıyor. garip bişey lan.
unutulan konu başlığı olarak kaldı eski bir masal kitabında.
kimse telaşla düşürülen ayakkabının kıymetini bilmiyor ve kül kedisi bir prensle yetinmiyor artık.