aşk.. sahi neydi bu aşk dedikleri? ferhatın dağları delmesi mi, mecnun un aşkından deli divane olması mı? ya da tüm bunların komik geldiği bir kavram mı? son günlerde zamanla değiştiğini düşündüğüm bi hal almakta. hisler aynı hisler, hani bir elmanın her dilde okunuşu farklı anlamı aynı ya işte öyle. ama işte değişen bir şeyler var. bizim bildiğimiz 40 senelik elma gibi değil bu. genetiğiyle oynanmış hormonlu elma..
aşk.. ahh nerdesin sahi? hormonsuz istiyorum bi tane inan yemeye kıyamazdım o zaman seni. değişiyor insanlar.. değişen insanlarla değişen bir aşk var etrafımda. masum aşkların yerini, çıkar ilişkisine dayanan aşklar almakta ne yazık ki. o bile bir beklenti halini almış. sevmekle yetinmeyen aşk sevilmeyi de beklemekte. oysa demedik mi biz aşk beklentisiz olmalı, karşılık alamasan bile tek taraflı yaşanmışlığı da barındırmalı.
ahh aşk... tertemiz aşk nerdesin? kimler kıydı sana. hangi doyumsuz bedenler, aç ruhlar ve çıkarcı benlikler.. masumundan istiyorum bi tane ama korkuyu da barındırıyorum. ya benimde ekileceğin topraklarımda oynanmışsa... ya bende aç ruhlara karışıp sana muhtaçsam.. iyisi mi uğrama sen buralara..
Genç delikanlı sevgilisiyle beraber motosikletiyle dolaşıyormuş. Delikanlı motosikleti çok hızlı kullanıyormuş. Sevgilisi delikanlıya:
-Aşkım, ne olur biraz yavaşla, çok korkuyorum! demiş.
Delikanlı:
-Aaaaa aşkım, hiç olur mu, bak ne kadar eğlenceli! demiş.
Kız bir daha:
- Aşkım ne olur yavaşla, deyince...
Delikanlı:
- Bana bir kere sarıl, korkmazsın, diye kızı ikna etmeye çalışmış.
Kız sarılmış ama delikanlı hâlâ hızlı gidiyormuş. Kız bir daha:
- Aşkım ne olursun dur artık! demiş.
Delikanlı:
-Tamam ; ama beni çok sevdiğini söyle, demiş.
Kız haykırmış:
- Seni çok seviyorum aşkım!
Ama delikanlı gene durmamış. Kıza:
- Şu kafamdaki kasketi çıkarır mısın, beni çok rahatsız etti, sen tak, demiş.
Kız da itiraz etmeden kasketi takmış. Bir vakit sonra, gazetelerde şöyle bir haber çıkmış: "Motosiklet fren arızası nedeniyle bir binaya çarptı. Üzerindeki iki kişiden sadece biri kurtuldu. "
Gerçek ise şöyleydi: Yolun yarısında delikanlı frenlerin bozulduğunu anlamış, ama bunu sevdiği kıza belli etmek istememiş. Bunun yerine kızdan kendisini sevdiğini söylemesini ve ona son defa sarılmasını istemiş. Sonra da kendi ölümü pahasına, kızın kasketi takmasını ve hayatta kalmasını sağlamış.
onun buralarda, bu şehirde bir yerde olduğunu, aynı yollarda yürüdüğünü bilmek ve bunun mutluluk vermesidir. karşındakini sadece varolduğu için sevebilmektir.
Aşk ; kuşçuluk yapmak gibidir. Özgürce uçması için salarsın göklere sevdiğini uçar uçar uçar... Daha sonra sana geri gelmesi için çok ufak bir parıltı verirsin o kafese gireceğini bile bile sorgusuz, sualsiz ve tereddütsüz sana gelir...
aşk, arapça kökenli olup orijinali, esreli ayın harfinin şın ve kaf harflerine bağlanmasıyla okunur ve oluşur tam olmasada şu şekilde telaffuz edilebilir; "işg". işg sarmaşık demektir. aşık olanlar çok iyi anlamıştır anlamının neden sarmaşık olduğunu, aşk benliğini sarar insanın, sararsa seni kurtulmak çok zordur ondan. çok acayip bir şey ya.
üç kuruş eden fahişeye beş kuruşluk verilen sevgiye aşk denir. para üstü bozuk olduğu için nezaket gereği iki kuruş bahşiş olarak bırakılır. aşk acısı denilen olay ise bahşiş olarak bırakılan o iki kuruşun ta kendisidir.
olmayan şeydir, uydurulmuştur. inanılmaması gerekir. hayatım boyunca inanmayacağım şeydir. şimdiye kadar çoğu sevgilim oldu fakat tek açıklaması vardır birbirine ilgi gösteren iki genç. ve buna hep aşk derler. şimdi ileride bir kız bulurum "ya biliyor musun ben aşka inanmıyordum ama sana galiba aşık oldum" gibi bir şey derim ama yalan olur yine de.