ensenden buz parçasının bırakıldığını düşün, kuyruk sokumuna kadar gider de insanın içini ürpertir ya işte öyle bir heyecandan ve duygudan bahsediyorum, ben bunun adına aşk diyorum.
ingiltere kralı 8. edward ve wallis simpson'u yaşadıkları ve birbirleri için yaptıkları fedakarlıklar bu duygunun büyüklüğünü tarif etmek için yeterlidir.
bilimsel olarak aşk denilen şeyin yine beynin sistemsel bir hormon sıralamasından başka bir şey olmadığı aşikardır. beyin, karşı cinsin bir tür sinyalini alıp, onunla çiftleştiğinde maksimum özelliklerde birey üretebileceğini algılar ve bu yönde etkiler gösterir' diyor bilimci abilerimiz.kanaatimce de öyledir.
(bkz: isviçreli bilim adamları)
(bkz: belgelerle geldim)
babında milyonlarca şarkı yazılan, milyonlarca şiir yazılan, milyon defa yerlerde sürüklenen, milyon defa göklere çıkartılan, kaçılan kovalanılan, aranılan, kaybedilen, sevilen, nefret edilen olmazsa olmazolan, olunca da rahat durulmayan bir his, yaşam, vücud, tutku!
aşk ın bildiğim en güzel tanımını Mevlana yapmıştır zamanında..
Karısı Gül Hatun sorar:
- Bu kadar aşıksın Mevla'ya, şükürler olsun bu aşkı yaşayıp yaşatana! Peki bana ne kadar aşıksın?
Mevlana cevaplar:
- Sen benim Yaradan'dan ötürü yaradılanı sevişim, bir adım gelene on adım gidişim ve herkesi olduğu gibi kabul edişimsin. Sen benim bugünme şükür ve yarınıma dua edişim, azla yetinişim, çoğa göz dikmeyişim ve kapanmayan avuç içimsin.
içinde bulunduğum durum. olup olmadık yerde saçma sapan sırıtmama yol açsa da, yaşanması gereken duyguların en güzeli, en heyecanlısı. Anlamsız mutlulukların sebebidir aşk...