Kesinlikle tek tarafli olmayan, gercekten asksa eger asla bitmeyen olene kadar devam eden, mesafe tanimadan isterse dunyanin obur ucunda olsun genede devam eden, lafta degil kalpte yasanan insani bir duygudur.
aşk; çatışmanın ta kendisidir aslında, güzelliği de bundan kaynaklanmaktadır. şöyle ki insan sevgiliyi gördüğü anda kafasında bir çok düşünce canlanır. ve bu düşünceler 2 yönlüdür. bir taraf iyi ve güzeli temsil ederken diğer taraf kötüyü ve felaketi temsil eder. aşık; birlikte ölmeyecekmiş gibi yaşamayı düşünürken, aynı anda biraz sonra olacak bir kazada sevgiliyi kaybetmeyi düşünür. bu kaybı düşündükçe aşık olur. kaybetme korkusuyla mı yoksa sevdiği için mi aşıktır bunu kendisi de tam olarak bilmemektedir, bağımlı mıdır, yoksa bağımlı mı olacaktır.
işte aşk tam olarak yukarıda ifade edemediğim gibi bir şeydir.
düşmek en tepeden döne döne yana yana düşmek
düşeceğini bile bile en yükseğe çıkmak
yanacağına bile bile o gömleği giymek
bin kere milyon kere tövbe edip ilk fırsatta gene kapıları ar`dına kadar açmak
açmak ki yana yana döne döne...aşk!
Geldiğimde,
Notun duruyordu masanın üzerinde.
Sekizde yatmıştın,
Saatime baktım sekizi beş geçiyor...
O gün anladım bu ilişkinin yazgısını,
Takvim tutmazlığı.
Aramızda düşman gibi duran zamanı,
O gün anladım.
Senin bana erken,
Benim sana geç kaldığımı. *
aşk oyunu buna derler güzelim seçmelisin birini
bir şöyle bir böyle derken kaçırır harcarsın sevgileri
yeni aşk caydırır çoğu zaman aldatır gelen gideni aratır
aşk oyunu buna derler güzelim aklını başından alır.
bugün iyiyim herhangi bişeyden etkilenmem artık deyip adını feriha koydum tarzı kıytırık bir dizide bile duygusal bir sahne görünce gözyaşlarını tutamamaktır. takiben dakka başı gözyaşlarının yenilenmesidir. acıdır, salt acı. altınla kaplamışlar onu sanki de en büyük kusuru kusursuzluğu olmuştur artık.