heyecanla başlar, kalp çarpıntısı, mide bulantıları, yemeden içmeden kesilmeler ile devam eder. onu düşünerek uyursun uyandığın an gene aklındadır. telefon her çaldığında onun aradığını zannederek alırsın eline telefonu. bazen o çıkar bazen bir arkadaşın. huzur kelimesi en çok onun yanına yakışır. hayatının odak noktası olur. mutluluğu, sevinci heyecanı onunla paylaşırsın. her gün biraz daha aşık olursun. bazen bakmaya bile kıyamazsın. bir masalı ortak yaşarsın, o masalın hiç bitmeyeceğini sanırsın ama bir gün o masal biter.
facebook'a, biriyle çıkarken, "aşkum yaa seni çok sewiorm" yazıp, 2 gün sonra ayrılınca "aşkı basitleştirdiniz." yazan kızlar nedeniyle kendisinden soğuduğumuz kavram.
Askla sevgi arasindaki fark nedir sorusunu yaratan bas kahramandir. Kelime oyunlariyla kafami karistiriyor pezevenkler. Asigim ile seni cok seviyorumun farki nedir bu yasima geldim hala cozemedim
sağda solda sözü edilen şey. insanlar el ele tutuşuyor, öpüşüyor, sevişiyor, çocuk yapıyor imiş. ancak bazı insanlara bu bahsedilen ütopyanın denk gelmediğini fark etmiş bulunmaktayım.
eskilerden hatırlıyorum. aşk için deli gibi çarpan yüreğiyle, güzel kadını kazanmak için her şeyi yapan genç biri vardı. karşısında da gülümsemekle yetinip başını çeviren, en sonunda da uzaklara çekip giden güzel kızlar... aşk buralara uğramıyor, eğer varsa. kırsalın ortasındaki kulübenin postalarını götürmek istemeyen postacı o.
ne kadar uzaksa o kadar yok.
sana arkandan bağıranları duyamamaktır aşk.Aklında sadece o vardır.Aşk dünyanın en güzel duygusu olduğu gibi , bir anda bütün hayatınızı tersine çevirir.
öpmeye, koklamaya doyamamaktır. bir öpersin, bir daha öpersin, yine öpersin.. ardından bir koklarsın ve "aaa çok olmuş öpmeyeli" der, tekrar öpersin, öpersin...