aşk, saçmalıklar bütünüdür. sırf bir kaç dakika görebilmek için geçici görevle yetmiş altı kilometre uzağa göreve gitmek ve akşam dönmektir. günde 152 km haftada 760 km yol yapmaktır. sonuç dünyalara değer be sözlük.
--spoiler--
Aşık olmayana aşk kuru bir kelimeden ibaret. Yarı palavra yarı safsata. Aşık olmayan bunu anlayamaz, olansa anlatamaz. Öyleyse nasıl söze dökülebilir aşk, kelimelerin hükmünü yitirdiği yerde.
--spoiler--
gençlik zamanlarında (genellikle) insanın tek derdi.. fakat yıllar geçip hayatın gerçek dert ve tasasıyla karşılaşınca, aşk'ın ne boş ve geçici bir şey olduğunu kavraması çok zor olmuyor.. sözün özü aşk sadece gençlik hevesi ve geçici olacak olan bir insani dürtü..
Aşk öyle bir duygudur ki insana, hayatta asla yapmam dediği şeyleri bile yaptırır. Zaten aşk bu yüzünden aşktır, imkansızların, aslaların buluşma noktasıdır. Aşk; gecenin gündüz olduğu, karanlığın tek aydınlatıcısıdır. Tabiki yaşayan içindir bu... Çaresizliğin gün batımında seni bulur ansızın ve seni asla bırakmaz. Sen onu bıraktım desende.
Aşk üç harfli bir sözcük, kendisi kısa ama içinde ne uzun yolculuklar, ne umutlar, ne sendromlarr barındırıyoor. Aşk ben ülkesndeki yerlerden en güzeline konuk olur. Belki misafir olur belkide temelli kalır. işte bu iki sevenin aşklarının gerçekliğine ve büyüklüğüne bağlıdır. Aşk umutsuzluğun umuda giden, kalbin fener olayında dans ettiği payidar sonsuzluğun tek gündüzdür. AŞK GÜNEŞE BENZER DOĞARKEN MERHABA DER BATARKEN ELVEDA.
sen,sen ol kelimelere fazla takılma. aşk diyarında dil zaten hükmünü yitirir. aşık dilsiz olur.
demiş elif şafak aşkı anlattıgı kitap da.
aslında kitap mevlevi bir yaklasımı aktarmak için yazılmıştır yani gönlü allah aşkı ile yananların bu gerçek aşka baglılıklarını cümlelere dökmüştür.
ama sanırım bazı sözler insani yani kalben bir insana duyulan büyük hissiyatı da aktarırken hah tamam bu işte dedirtiyor adama. mesela ;
rüzgarla gelmedim. demişti şems,ki rüzgarla gideyim senin hayatından!
bunu zaman zaman hepimiz düsünmez miyiz?
yaşadıklarımız kendi tercihlerimiz değil mi!? bir nevi acı cekmeye de, kahkaha atmaya da biz karar vermiyor muyuz?
etrafımızda ki herkes ama yapma dediklerin de he he diyip gene bildigimizi okumuyor muyuz?
aslında aşk en büyük başkaldırı degil mi herkese, her şeye?
ve aslında aşk savunma şekli değil mi insanlığın yaptıklarına karşı ?
en temiz ama en ağır ama en hafif ama en kirli ve en karmaşık duyguların en dengesiz şekilde beden bulması değil mi aşk?
aşk anneye duydugumuz gibi saf degil mi?
biraz narsist değil mi aşk, insanın kendisi sevmesi aslında başkasını severken sırf o sevdiği için ?
ve biraz sado- mazo degil mi, bile bile canımızı acıtmak üç harfli ateş için?
aşk denilen hissin ya da işte neyse o tuhaf şeyin bedenimizde kalbimizde olması büyütmüyor mu bizi?
bilemiyor mu sizi hayata karşı dimdik durusunuz da bazı zamanlar sırf inat ugruna?
ya da bazen de unutmak için değiştirmiyor muyuz nefes alış şeklimizi bile !
cunku, aşk bazen nefes diye içimize çektiğimiz insanlar da vucut bulur.