kalk! şimdi git mutfağa aç çekmeceyi çıkar bıçağı kes elini!
kesebilir misin? belki kesersin. ama üçüncü dördüncü deneme de. hedef üstünden geçer geçer yapamaz, vazgeçersin.
bi on dakika sonra sonra alırsın eline bi portakal, tutarsın bıçağı, saplamaya çalışırken portakala. bıcak bi kayar, öyle bi kayar ki.. damlar böyle c vitamini kanına kanına. yana yana kesilir elin.
isteyince olacak sanırsın bazı şeyleri.. ve istesen yapamayacağın şeyleri istemeyince becerirsin. aşkta böyledir.
iki kişinin karşılıklı olarak birbirine aşık olduğu da hiç mi görülmememiştir.. kavuşamamaktır aşk..
maddiyatta değil maneviyatta en yüksek derecedir ayrcada
görecelidir.
kimisi aptallık der, kimisi heyecan.
kimine göre anlık, kimine göre ömürlüktür.
aptallık olduğunu düşündüğüm anlardan birinde, aslında aptallık olduğunu düşündüğüm şeyin aşk olmadığını, içine düşülen bu duygunun saflığında, öncesinde hissedilmeyen duygular yaşandığından bu duyguyu aptallık sandığımı fark ettim. çünkü, aptallaşıyormuş hissi veriyor insana.
aslında beyin aynı sözlük mantığında kelimeleri, kavramları tanımlamaya odaklı işliyor.
aşk .........'dır.
bu boşluğa "aptallık değildir" i rahatlıkla koyabilirim.
ben de diyebilirim ki,
yaşanılasıdır.
insanlar aşık oldukları zaman içine düştükleri saf insan haline alışık olmadıkları için bu duyguyu aptallık sanıyor.
sevişmek gibidir.
sevişmenin bütün evrelerini yaşarsın aşıkken.
aşkta, görür tutulursun.
sevişmede sevgiliyi arzulaman gibi.
aşkta, kavuşursun.
sevişmede tenine değmen gibi.
aşkta yorulursun.
sevişmede nefes nefese kalman gibi.
aşkta soğursun.
sevişmede boşalman, orgazm olman gibi.
aşka nefret edersin.
sevişmede anlamsızlaşması gibi.
aşk soyunmaya kadar olan kısmıyla iyidir. gerisi çıplak bir yalnızlık ve kirli bir çarşaf..