Yapılan araştırmalar sonucunda pek çok psikolog aşka ilişkin farklı teoriler geliştirdi. Bu teorilerin bir kısmı aşkın türleri üzerineydi. Bunlardan en popüler olanlarından biri Hendrick ve Hendrickin (1989) teorisidir. Buna göre 6 çeşit aşk vardır (Djikic & Oatley, 2004de yer aldığı şekliyle):
1. Eros: Tutkulu aşk diyebileceğimiz, ilişkide tatminle ve ilişkinin sürmesiyle doğrudan bağlantılı olduğu düşünülen bir aşk tipidir. Eros tipi aşıklar ilişkide risk almaya, kendilerini olduğu gibi ilişkilerine adamaya meyillidirler. Bu nedenle güçlü bir egoya sahip olmaları gerekir.
2. Ludus: Aşkı iki kişi arasında oynanan bir oyun olarak görür. Ve bu oyunun kuralları arasında monogami kesinlikle yoktur. Bu tür âşıklar için ilişkiler pek derin bir anlam taşımaz. Bu nedenle bu tip, ilişki tatminiyle ters orantı içindedir.
3. Storge: Ayakları yere basan bir aşk tipidir. Midedeki kelebeklerden çok arkadaşlığa önem verir. Bu nedenle gelişmesi, Erosun tersine, zamana ihtiyaç duyar.
4. Pragma: Aşka büyük ölçüde mantıksal olarak yaklaşır. Önemli olan, karşıdaki insanın nitelikleridir. Bu aşık tipleri için en önemli olan şey kafalarında tasarladıkları insanı bulabilmektir. Tutku gibi Erosu hatırlatan özelliklere odaklanmazlar. Pragma tipi aşk, uzun süreli ilişkilerde tatmin ile ilişkilidir.
5. Mania: Bağımlı aşık tipine işaret eder. Özgüveni genelde düşük olduğundan karşıdaki insana büyük ölçüde bağımlılık geliştirir (bağlılık değil, bağımlılık!). Bu aşıklar ilişkide duygusal açılıma çok açıktırlar. Mania tipi, ilişki tatminiyle ters orantılıdır.
6. Agape: Karşılık beklemeyen, taleplerde bulunmayan aşık tipidir. Sadakat, özgecilik, idealizm gibi kavramlarla özdeşleştirilir. Partnerini kendisinin önüne koyar. O mutlu olmadıkça ben mutlu olamam ya da O acı çekeceğine ben çekeyim daha iyi gibi düşünce yapıları bu aşık tipine örnek gösterilebilir.
Bu teori üzerine yapılan araştırmalar, partnerlerin özellikle Eros, Storge, Mania ve Agape tiplerinde uyumlu olduklarını göstermiş (Livermore, 1993). Ancak bu demek değildir ki siz ve partneriniz farklı tiplerdeyseniz ilişki yürümeyecektir.
Kitapları bir yana bırakır da dobra dobra konuşursak, aşk dediğimiz şey, arzulanan bir varlıkta bulacağımız tada susamaktan başka bir şey değildir, gibi geliyor bana. Venüs'ün bize verdiği şey sonunda bir boşalma hazzı değil mi? Tıpkı doğanın başka taraflarımızın boşalmasına kattığı haz gibi. Bu haz ölçüsüzlük yahut hayasızlık yüzünden kötülük haline geliyor. Sokrates'e göre aşk, güzelliğin aracılığıyla çoğalma arzusudur. Ama nedir, bu hazzın insana verdiği o acayip gıdıklama, Zenon'u, Kratippos'u düşürdüğü o delice, budalaca, saçma sapan haller, bizi sürüklediği o uygunsuz azgınlık, aşkın en tatlı anında o alev saçan, kudurmuş, zalim surat, sonra nedir o birden kabarıp böbürlenme, bu kadar çılgınca bir işin içinde o ciddileşip kendinden geçme? Hem ne diye hazlarımızla pisliklerimizi sarmaş dolaş edip hep bir yere koymuşlar? Ne diye insan hazzın son kertesinde acı çeker gibi, ölecek gibi inlemekli oluyor? Bunlara bakınca, Platon'un dediği gibi, tanrıların insanı kendilerine oyuncak diye yarattıklarına inanasım geliyor. insanların bu en bulanık, en karışık işinin en ortak işleri olması da doğanın bir cilvesidir, diyorum. Böylelikle bizi denkleştirmek, akıllılarla delileri, insanlarla hayvanlarıbirleştirmek istemiş. insanların en ağırbaşlısını o bilinen hal içinde bir düşündüm mü, bütün ağırbaşlılığı bir yapmacık oluverir. Tavus kuşuna haddini bildiren ayaklarıdır.
mucize yaratmaktır, sınırlarının üstüne çıkabilmektir. sevgililer gününde bankadaki 10.000 tl den 1.000 tl sini çekip pırlanta almak değildir. gece yarısı, çok çok ihtiyacı olan birşeyi, yanında da başka biri olmasına ve cebinde sadece ertesi günkü simit ve yol paran olmasına rağmen, arayıp bulmak, elde etmek, kapısına bırakabilmektir. koli bandı da olabilir, uzaktan kumanda pili de, kablo da.
insan güzel birine mi aşık olur yoksa aşık olduğu kişiyi mi güzel bulur ? ya da aşk gelip geçici bir heves midir? insanlar yalnız olmamak için mi birine aşık olur. egosu için midir ? o olmazsa başkası olur mu ? olursa o aşk değil miydi ? peki bir insan aynı anda kaç kişiyi sevebilir ? gibi bir çok soru işaretini kafamda barındıran meseledir.
hakkında bunca insanın entry girdiği
herkesin ona farklı anlamlar yüklediği
anlaşılması zor, anlatması daha da zor olan
ne zaman başlayıp, ne zaman biteceğini
kimsenin daha önceden kestiremediği
ama herkesin yaşamı boyunca en az 1 kere
"evet ben bunu yaşadım" dediği
eylemdir,
fiildir,
öznedir,
nesnedir
özlemdir,
umuttur,
sevgidir,
nefrettir.
yalnızlıktır,
acıdır,
ve de acıtır...
tamamen göreceli bir kavramdır aşk.sevmesini bilene dünyanın en mükemmel , sevmesini bilmiyene ise en kötü duygudur aşk.tamamen göreceli bir kavramdır , kişiden kişiye değişir.
-ne sikimtonik birşey la bu aşk?