sürekli tanımlara boğduğumuz ve hakkında uzlaşma sağlayamadığımızdır. herhalde ne kadar aşk varsa o kadar da ayrı aşk tanım var. o zaman aşk; hakkında en güzel, en orjinal, en etkileyici tanımı yapabilmek için sidik yarışına girmektir.*
Freud'a göre ne sadece duygularla açıklanabilecek kadar romantik ne de bu yüzyılın ahlağı olan cinsellikle netliğe kavuşturulabilecek, erkek kadın arasında ki çoklu olgular bütünüdür.
Birini sevmemeye çalışmaktır aşk. ilk elini
tuttuğunda, heyecandan ne yapacağını
bilememektir. Heyecanlanmaktır, heyecanını
durduramamaktır. Gece yatakta tavana bakarak
saatlerce düşünebilmektir. Öpüşmek için utanmak,
bir zaman sonra ise dudaklarına alışabilmektir. Dudaklarının tadına alışabilmek. Biraz daha aşık
olmak için, biraz daha müzik dinlemektir. Biraz
daha öpmektir, biraz daha sarılmak, “hadi biraz
daha” demektir. Onun gittiği yerlere koşa koşa
giderken, bir zaman sonra gitmemektir. Ama
gizliden gizliye takip etmektir; aşk. Bazı şeyleri sürekli düşünüp, kendine yedirememektir aşk.
Yalan söylemektir aşk, kaybetmemek için büyük
büyük yalanlar söylemektir. “Tabii ki de çoktan
unuttum” cümlesinin ta kendisidir; aşk. Sırf
hayatında biraz daha kalmasını istediğin için
arkadaşça davranmaya çalışmaktır. Arkadaş olamamaktır, aşk. Kıskandırmaya çalışmaktır,
kıskanmaya çalışmaktır, kıskanmamaya çalışmaktır.
Gülerek dinlediğin şarkıların gerçek anlamlarını,
yalnızken anlayabilmektir. Onunla gittiğin yerleri
hatırlamaktır aşk. Hatırlamak istememektir ama
hatırlamaktır. inatla hatırlamaktır aşk. Ama şayet o hatırladığın mekanda olursan, hatırladığın şeylerin
lafını bile etmemektir. Bilerek hata yapmaktır,
bilerek yanlış yapmak. Konuşmamaktır aşk,
susmaktır. Aşk böyle bi’ şeydir işte. Kendini
kandırmaktır, kendine yalan söylemektir, yalan
söylemek istememek ama zorunda kalmaktır. Herkesin ortasında öpüştüğün birine hissettiklerini
bir zaman sonra saklamaktır. Kendinden
saklanmaktır. Artık sadece kendinle konuşmaktır
aşk, kendi kendine anlatmaktır. Buraya yazmaktır
aşk. Etrafında az kişinin kalmasıdır. Artık
üzülmemektir, ağlayamamaktır. Artık ü-zü-le-me- mektir, aşk. Gözlerinin dolamamasıdır. “Ağlamak
isterdim ama ağlayamıyorum nedense” cümlesidir.
içinden geçen cümlelerin başka, yazmaya
çalıştıklarının başka, konuştuklarının başka
olmasıdır. Bunu bana yazdıran kişidir belki de aşk,
belki de bunu okuduğunda aklına gelen ilk kişidir.
sivrisineklerin ömrü bir gündür, güllerinki üç. kedilerin ömrü on üç yıldır, aşkınki üç. böyle işte. ilk yıl tutku, sonra bir yıl şefkat ve nihayet bir yıl can sıkıntısı.
ilk yıl, beni terk edersen kendimi öldürürüm denir. ikinci yıl, beni terk edersen acı çekerim, ama kendimi toparlarım denir. üçüncü yıl, beni terk edersen şampanya patlatacağım denir.
yalandır azizim. başka bedenlerde duyduğu hazzı 'aşk' sananlar bir yana aşk seksi bedavaya getirebilmek için harika bir aldatmacadır.
saf ve yalnızca gerçek aşıklara yakışan bir duygu. ve aşk özgür olduğunda mutlu olur, bir hediye gibi bekleyin onu. onun senin gibi olduğunu anladığın aşkı bulmuşsundur, aşk bir ayna gibidir onun seni senin onu yansıtman gerekir. ebedi mutluluk dolu bir aşk böyle varolur.